Bir antropolog neden Bosna futbol kültürüne ilgi duyar? Cevabı burada.

For English: Click here


14 Kasım 2024 Perşembe

Hersek’in Göztepesi: FK VELEŽ MOSTAR

Stadyum: Grbavica / Saraybosna

Tarih: 10 Kasım 2024 / Pazar – 13:00

Maç: FK Željezničar Sarajevo – Velež Mostar

(Željezničar: Jelyezniçar, Velež: Velej diye okunur)

Mostar ve Mostar’ın efsane takımı Velež’in benim için ayrı bir yeri olmuştur.

Eskiye 17 sene öncesine gidelim. Tarih 14 Şubat 2007: Bir sene sürecek etnografik araştırmam için Bosna’ya gelirken 13 ya da 15 değil de 14 Şubat’ı tercih etmemin nedeni o günün Çarşamba olması ve Bosna Havayolları’nın o yıllarda haftanın birgünü; Çarşamba günü Saraybosna uçuşunu Mostar üzerinden yapmasıydı. Sırf Mostar’ı ve Partizan direnişinin kalesi olan Prenj Dağları’nı havadan görmek için yolculuğumu birazcık uzatmayı tercih etmiştim.

Mostar'ın havadan görünüşü (Fotoğraf: 14 Şubat 2007)

Mostar Köprüsü bir çok Türk’ün imgeleminde Bosna ile özdeşleşmiş bir yapıdır. Hatta bundan dolayı bir çok Türk Mostar Köprüsü’nü Saraybosna’da zanneder ve bu blogun yazarını zıvanadan çıkarır.

14 Şubat’ta Saraybosna’ya indiğimde ertesi gün Saraybosna’daki Velež  taraftarlarının bir parti düzenleyeceğini öğrendim. Bir yıl önce Saraybosna’daki keşif sahamı saymazsak 2007 yılındaki bir yıllık etnografik çalışmama Saraybosna’daki Velež  taraftarlarının partisinde başladığımı söylemeliyim. Üstelik Saraybosna’daki en iyi dostlarım Adnan ve Denis’le de o partide tanıştık.

Soldan sağa: Arnes, Denis, ben ve Adnan, 15 Şubat 2007, Saraybosna

Bir yıllık saha araştırmam için gittiğim Saraybosna'da tanıştığım ilk taraftarlar

O zaman Velež’in Bosna futbol kültüründeki özel yerini öğrenmiş oldum.

Velež’in Bosna, hatta Yugoslav futbolundaki özel yeri daha çok Mostar’ın karakteriyle örtüşüyor. 

Neretva’nın inci gerdanlığı: Mostar Köprüsü

Sadece 105 bin nüfusa sahip olan Mostar Bosna’nın değil, Yugoslavya’nın, hatta Balkanlar’ın en özgün ve hatta en güzel kentlerinden biri. “Most” Boşnakça köprü anlamına geliyor “Mostar” ise “köprü koruyucusu” demek ve buradan da Mostar’ın kuruluş hikayesini çıkarabilirsiniz.

Zümrüt yeşili Neretva’nın üzerindeki bu önemli geçiş yerine Osmanlı döneminde bir ahşap köprü yapılıyor ve köprü başına görevlendirilen nöbetçilerin yerleşimiyle Mostar’ın tarihi başlıyor. 1566’da ise Mimar Sinan’ın öğrencilerinden olan ve aynı zamanda İstanbul’daki Bayezid Camii’nin de mimarı Mimar Hayreddin tarafından taş köprü inşa ediliyor. 

Mostar Köprüsü, 11 Mart 2007

Mostar Köprüsü dünyanın en güzel köprülerinden biri olarak kabul edilir. Daha doğrusu edilirdi…

9 Kasım 1993 tarihinde HVO (Hrvatsko vijeće obrane: Hırvat Savunma Konseyi) topçu ateşi tarafından dünyanın gözü önünde yıkıldı bu güzelim köprü.  İkinci Dünya Savaşında yüzbinlerce insanı katleden Ustaşa’nın bile aklına gelmeyecek bir barbarlık!

Aşağıda o barbarlığın videosu yer alıyor:

Mostar Köprüsü sadece mimari bir şaheser değildi. Müslüman, Katolik, Ortodoks, Musevi ve hatta Ateistlere de kucağını açmış Mostar’da farklı etnik ve dini kökenden gelen insanları simgesel olarak birleştiren bir köprüydü ve Ustaşa’nın, faşist HVO’nun bu köprüye duyduğu nefretin nedeni de buydu!

Mostarlı Edisa Palikuça o günü şöyle anlatıyor:

“1993 Kasım’ında, Hırvatlar toplarını köprümüze çevirdiler, sonuncu köprüydü bu, ötekiler çoktan yok edilmişti. Ateş ettiler. Köprü yıkıldı. Kent, ister istemez ikiye ayrıldı. Ve Mostar ruhu nehrin sularında boğuldu.” (Palikuča, Edisa (1994) Mostar’ı Unutma, Varlık Yayınları, İstanbul)

Her ne kadar Bosna Savaşı’nda dikkatler 1425 gün süren ve 10600 kişinin katledildiği Saraybosna kuşatması ve 8372 kişinin öldürüldüğü Srebrenitsa Soykırımı’na çevrilmiş olsa da, savaşın trajedisinin iliklerine kadar yaşandığı Mostar da unutulmamalıdır.

“Mostar is still divided like Berlin”

“Mostar hala Berlin gibi bölünmüş durumda”

Bosnalı hip-hop grubu Dubioza Kolektiv’in “Open Wide” parçasında ifadesini bulan bir gerçeklik: Berlin birleşti ama Mostar hala bölünmüş durumda. (Şarkıyı aşağıdan dinleyebilirsiniz.)

Savaş sırasında Doğu ve Batı Mostar olarak bölünen kentin ortasında hala görünmez bir duvar var. Neretva ve Mostar Köprüsü Doğu Mostar’dadır. Kentin tarihi ve kültürel dokusu Doğu’da, ekonomik gelişimi ve refahı ise Batı’da kalmıştır.

Mostar Köprüsü 2004 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklendi ve bir yıl sonra da yeniden inşa edildi. Fakat kentteki ayrım ortadan kalkacak gibi değil.

Bu ayırımın en açık şekilde görüldüğü alanlardan biri de futbol.

Tam ismi HŠK Zrinjski Mostar (Hrvatski športski klub Zrinjski Mostar – Zrinjski Hırvat Spor Kulübü Mostar) olan takım Bosna’nın en eski kulüplerinden biri. 1905’te kurulmuş. Faşist Ustaşa rejimiyle işbirliğinden dolayı sosyalist Yugoslavya döneminde 1945-1992 yılları arasında kapalı kalmış.

Yugoslavya döneminde ise kentin, hatta bütün Hersek bölgesinin temsilciliğini Velež Mostar üstlenmiş.

Hem işçilerin hem de Tanrı Volos’un takımı: Velež Mostar

Velež Mostar efsanesi 26 Haziran 1922 yılında Mostarlı işçilerin RŠD Mostar’ı (Radničko športsko društvo: İşçilerin Spor Birliği) kurmasıyla başlıyor. Kulübün sol kimliği o tarihten kalma. Eski Yugoslavya’da futbol takımlarının armasında “kızıl yıldız” olması olağandır. Fakat Velež’in armasındaki “kızıl yıldız” Yugoslavya kurulmadan neredeyse çeyrek yüzyıl önce var.

1981 yılında kurulan taraftar grubun ismi de zaten “Red Army”

Takımın ismi ise Mostar’ın doğusunda uzanan ve Slav tanrısı Volos’a adanan dağdan geliyor.

Nazi işgali döneminde 77 Velež üyesi Partizan direnişinde hayatını kaybediyor ve savaştan sonra Velež efsanesi daha da güçlü bir yeniden doğuş yaşıyor. 1980-81 ve 85-86 yıllarında iki kere Yugoslavya Kupası’nı kaldıran, 1972/73 sezonunda Kızılyıldız, 1973/74 sezonunda Hajduk Split ve 1986/87’de Partizan’ın ardında lig ikincisi olup UEFA kupasına katılan Velež, 1974/75 sezonunda UEFA Kupası’nda önce Spartak Moskova’yı, sonra Rapid Wien’i, sonra Derby County’yi eledikten sonra çeyrek finalde Twente’nin 89. dakikada attığı golle eleniyor.

Yugoslavya’nın parlak takımı savaşla birlikte geriliyor ve savaş sonrası Bosna’da bir türlü o yılları yeniden bulamıyor. Hatta zayıf Bosna Premier Ligi’nde iki kere küme düşüyor.

Fakat iki yıl önce 100. yılını kutlayan Velež taraftarları için Velež bir futbol kulübünden daha öte bir anlam taşıyor.

Denis'le 26 Haziran 2022'de Mostar'da 100. yıl kutlaması yapıyoruz.

2021/22 Bosna Kupası

Bijeli Brijeg: Çalınan Stadyum

Savaş sırasında HVO Batı Mostar’ı ele geçiriyor ve Yugoslavya döneminde yasaklı kulüp Zrinjski de fırsattan istifade edip yeniden kuruluyor. HVO yeniden kurulan bu takıma Velež Mostar’ın efsanelerini yazdığı Bijeli Brijeg stadyumunu hediye ediyor.

Zrinjski de bu şekilde kirli tarihine bir sayfa daha ekleyip, Mostar’ın efsane takımı Velež Mostar’ın efsane stadyumu Bijeli Brijeg’e çökmüş oluyor.

2007/2008 yılları arasındaki saha araştırmam esnasında iki kere Mostar’da maça gittim ama ne yazık ki Velež maçına denk gelmedi, Mostar’ın diğer takımı Zrinjski maçlarına geldim ve Bijeli Brijeg’de iki maç izleme fırsatım oldu. Özgün bir stadyumdur. Sırtını aynı adı taşıyan dağa yaslayıp, karşıda Mostar’ı ve arkasındaki Velež Dağı’nı seyredebilirsiniz. 

Bijeli Brijeg'den Mostar ve Velez Dağı manzarası, 11 Mart 2007

Velež’in zamanında 15000 kişiye bile oynadığı şu an 7000 kişilik kapasitesi olan bu stadyumu Zrinjski bir kere bile tam doldurabilmiş değildir.  

Çaldıkları stadyumu dolduramayan bir avuç Zrinjski taraftarı. (Fotoğraf 2007 yılında: 17 yılda taraftar sayıları arttı ama yine de Velež tarftarına ulaşmaları mümkün değil)

Velež ise maçlarını 1999 yılında Mostar’ın merkezine 5-6 kilometre uzaklıkta Vrapčićide inşa edilen 7000 kişilik Rođeni (Roceni) Stadyumunda oynuyor. 

Vrapčićideki Rođeni Stadyumu (FK Velez Mostar websitesi)

Doğu – Batı / Zrinjski - Velež

Böylesi bir hikayenin ardında iki takım arasındaki rekabetin de oldukça ateşli olduğunu söylemeye bile gerek yoktur sanırım.

Rakibi Velež Mostar’ın stadyumunu çalan Zrinjski’nin bir diğer özelliği de takımda çoğunlukla Katoliklerin oynaması. Genellikle dini bağnazlıkla hırsızlık bir arada paket halde gelir zaten.

Velež ise her ne kadar Boşnak ağırlıklı bir taraftar kitlesine sahip olsa da kendisini tek bir milliyetle tanımlamaktan kaçınan bir taraftar grubuna sahiptir. Velež taraftarlarının sadakati Mostar’a ve Mostar’ın biricik efsane takımınadır.

Kentin ortadan ikiye ayrılmış olması sadece Velež-Zrinjski çekişmesiyle sınırlı değil.

Hiç alakasız bir futbol maçında da Mostar’da ortalık cehenneme dönebilir.

Mesela 2006 yılında Dünya Futbol Şampiyonası’nda oynanan Brezilya-Hırvatistan ve 2008’deki Avrupa Futbol Şampiyonası’nda oynanan Türkiye-Hırvatistan maçları sonrasında Mostar’da ortalık savaş alanına dönmüştü. 

O tarihlerde bloga yazdığım haber için burayı tıklayın.

Küçük kent – Başkent çekişmesi

Mostar’daki tek futbol rekabeti Velež ve Zrinjski arasında değil. Velež’in bir de Saraybosna takımlarıyla çekişmesi var. Bu tarz bir çekişmeye zaten bütün ülkelerde rastlanır. Mostar’la Saraybosna arasında tarihi bir çekişme de zaten var.  Adriyatik’in en önemli ticaret merkezlerinden Dubrovnik’e çok yakın olan ve Batı Balkanlar’la Dubrovnik limanı arasındaki ticari yolların geçtiği Mostar ile bölgenin idari ve siyasi gücünü her zaman elinde tutmuş olan Saraybosna arasında, izleri günümüzde dahi hissedilen bir rekabet vardır.

Bu biraz tatlı bir rekabettir ama. Düşmanlığa varan bir fanatizme nadiren rastlanır.

Zeljeznicar – Velež

Benim gözlemleyebildiğim kadarıyla Velež – Zeljeznicar maçlarında bu rekabet daha bile yumuşak geçer.

Geçen hafta sonu Grbavica’da oynanan maç da biraz böyle bir atmosferde geçti. Aslında her iki takım için de önemli bir maçtı ama skor ne olursa olsun her iki takımın da klasmandaki yeri değişmeyecekti. Zeljeznicar yenerse, ki yendi, yine dördüncü olacaktı ama ilk üçle puan farkını açmamış olacaktı ve dolayısıyla UEFA Konferans Ligi şansını kaybetmeyecekti. Velež ise kazansaydı düşme potasından biraz daha uzak duracaktı.

Maça girmek zor olmadı. Daha önce haberleştiğim birkaç taraftar sayesinde Velež tribününden maçı izleyebildim. Yaklaşık 200 Velež taraftarı kendisine ayrılan bölümün hemen hemen tamamını doldurmuştu ve maç boyunca da susmadılar. Özellikle golleri yedikten sonra inadına daha yüksek sesli tezahürat yapmaları takdire şayandı.

Grbavica'daki Velež taraftarları, 10 Kasım 2024

Bir ara Mostar Köprüsünün yıkılmasının 31. Yılı sebebiyle Velež taraftarları Kemal Monteno’nun Mostar Köprüsü’nün yıkılmasıyla özdeşleşen “Stari” şarkısını söyledi:

"Ja pogođen nisam, ni umro, ni pao,

Samo sam morao skočiti dole..."

“Vuruldum ve ne öldüm ne de düştüm,

Sadece aşağı atlamak zorunda kaldım”

Şarkının tamamı için aşağıdaki videoya tıklayabilirsiniz.

Maçın ilk dakikalarında Zeljo baskılıydı ama 10. Dakikadan sonra Velež önce dengeyi kurdu ve daha saldırgan, daha atak oynamaya başladı. Fakat Zeljo’ya gol atmak zor. Ligin en az gol yiyen ikinci takımı. Velež baskıyı arttırdıkça ve gol atamadıkça enerjisini tüketeceğini, kondisyonunun ikinci yarıyı çıkartamayacağını ve Velež’in bu maçtan farklı mağlubiyetle ayrılabileceği ihtimalini düşündüm. Nitekim başkentin diğer takımından Saraybosna’da 4 gol yemiş bir takım…

Tam da bunları düşünürken 33. dakikada çok gereksiz bir faulden sonraki serbest vuruşun ardından Zeljo’nun ilk golü geldi ama VAR’la ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.

Gol iptal olunca Velež oyuncuları biraz daha şevke geldi ama çok net birkaç pozisyonu harcadılar. İkinci yarıda 63. dakikada bir dönem Standard Liege ve Hapoel Tel Aviv’de oynayan Karadağlı Aleksandar Boljevic’in ayağından bir gol kazandı Zeljo. Tahmin ettiğimiz gibi Velež oyundan düştü ve 84. dakikada Zeljeznicar’ın kazandığı penaltıyı kaleci Süleyman Krpiç gole çevirdi. Maç bu şekilde biter diye beklerken Velež Brezilyalı oyuncusu Elzio Lohan Alves Lucio ayağından 90+2’de bir gol kazanarak mağlubiyeti “onurlu bir mağlubiyet”e dönüştürmüş oldu.

Maç özeti için:

Bu da Mostarlıların gözünden maçın özeti:

Eski bir tanıdık: İrfan Buz

Velež’in bu sezon benim için ayrı bir önemi var. 2014/15 sezonunda bir dönem Gençlerbirliği’ni de çalıştıran İrfan Buz şu an Velež Mostar’ın menejeri. Boşnak asıllı olduğu için Bosna medyasına demeçlerini Boşnakça veriyor. Maçtan sonra da beni kırmayarak Gençlerbirliği kaşkolüyle fotoğraf çektirme inceliğini gösterdi.


GÖZTEPE bu hikayenin neresinde?

Saraybosna’ya 125 km, yaklaşık 2 saat mesafedeki Mostar, tarihi, kültürü ve de Akdeniz iklimiyle yaz aylarında bir sayfiye yeri gibidir. Deniz kenarı değildir ama Saraybosnalıların Adriyatik sahillerine giderken mola verdikleri bir uğrak yeridir. Bosna’nın en sıcak yeridir.

Denize kıyısı olmasa da, tatil yerlerine yakınlığı ve daha da önemlisi Mostarlıların keyfe düşkün hedonizmiyle Mostar bu yönüyle biraz İzmir’i andırır. Mostarlılar da en az İzmirliler kadar rahatlarına düşkündür ve işleri aceleye getirmezler.

İzmir’e benzer bir biçimde, Mostar’da da güçlü ve özgün bir yerel kültür vardır. Hersek kimliği ve Mostar’a aidiyet Mostarlılar için çok önemlidir ve aynı İzmirlilerde olduğu gibi, yerel kimliğin bu kadar güçlü olmasına rağmen “diaspora” kimlikleri pek yoktur.

1922’de kurulan Velež Mostar da 1925’te kurulan Göztepe gibi şanlı bir tarihe sahiptir. Günümüzde büyük başarıları olmasa da her iki takım da bu şanlı tarihiyle ve kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmayan taraftarlarıyla Bosna futbol kültüründe ayrıksı ve takdire şayan bir yere sahiptir.

Göztepelilerin fanatizmini biliriz. Mostarlılar da fanatiklikte Göztepelileri aratmaz. Öyle ki üç sene önce bir maç esnasında hakemi dövmek için sahaya atlamışlıkları, gazlarını alamayıp hakemin otomobilini yakmışlıkları vardır.

"Yeşil sahada dehşet anları! Hakemi diri diri yakıyorlardı" haberi için tıklayın.


Bunları düşününce insan şu soruyu sormadan edemiyor: Her iki sarı-kırmızılı kulüp neden “kardeş takım” olmasın? Zaten halihazırda Mostar ve İzmir iki kardeş şehir. Bu kardeşlik futbola niye taşınmasın?


Aynı renklere sahip bu iki arma birbirlerine yakışmıyor mu?

Göztepeli dostların dikkatini çekmek isterim.








Hiç yorum yok: