<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606</id><updated>2011-11-11T19:05:55.535+02:00</updated><category term='Türkiye-Hırvatistan'/><category term='Maniaci'/><category term='şiroki brijeg'/><category term='Portekiz'/><category term='petsari stadyumu'/><category term='Hırvatistan'/><category term='Bosna-Hersek'/><category term='Haris Medjunjanin'/><category term='Lukavica'/><category term='Vugrinec'/><category term='Balkan Futbolu'/><category term='KK Bosna'/><category term='Bilino Polje'/><category term='Zenica'/><category term='Horde Zla'/><category term='Ciro'/><category term='BH Fanaticos'/><category term='Horda Zla'/><category term='beşiktaş'/><category term='Karadağ'/><category term='intertoto'/><category term='Sokolovi'/><category term='Yugoslav faulu'/><category term='Slavija'/><category term='Zrinjski'/><category term='Maccabi Tel Aviv'/><category term='Roberto Colautti'/><category term='Türkiye-Bosna'/><category term='Türkiye'/><category term='Sivasspor'/><category term='Koşpicari'/><category term='şkripari'/><category term='Ronaldo'/><category term='Krijari'/><category term='Blazeviç'/><category term='Bosna Futbolu'/><category term='Pitari'/><category term='Grbalj'/><category term='Patrick Gerhardt Nyema'/><category term='Grbavica'/><category term='Zeljeznicar'/><category term='Koşevo'/><category term='EURO 2008'/><category term='Saraybosna'/><category term='Čelik'/><category term='Sarajevo'/><category term='Mostar'/><category term='Velez'/><category term='antropoloji'/><category term='Slaven Biliç'/><title type='text'>Bosna Futbol Kültürü</title><subtitle type='html'>Bosna-Hersek'ten Futbol Kültürü Yazıları</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>22</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-2776569174839904652</id><published>2011-11-11T19:01:00.003+02:00</published><updated>2011-11-11T19:05:55.584+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zeljeznicar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yugoslav faulu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Portekiz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Grbavica'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna-Hersek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maniaci'/><title type='text'>ZELJEZNICAR – BOSNA HERSEK MİLLİ TAKIMI (8 Kasım 2011)</title><content type='html'>PORTEKİZ’E HAZIRLIK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son iki üç yıldır bayram tatillerinde Balkanlar’a Türkiye’den turist akını gerçekleşiyor. Uygun turlarla onbinlerce turist Türkiye’den Balkanlar’a akıyor. Özellikle bayram tatillerinin Sonbahar’a gelmesi sayesinde hem bölgedeki otel sahiplerinin yüzü gülüyor, hem de sezon dışı olmasından dolayı fiyatların düşüklüğü bu turları daha da cazip hale getiriyor. Temel olarak üç farklı güzergâh var: Birincisi Balkan Tunası. Romanya’dan başlayıp Belgrad’a kadar bir Tuna gezisini içeriyor. İkincisi “Elveda Rumeli” gezisi. Çoğu zaman Selanik’i de içine alan, Üsküp, Ohri, Manastır gezileri. Üçüncüsü Karadağ’da başlayıp Adriyatik kıyılarını takip ederek Dubrovnik’e ulaşan, oradan Poçitel, Blagay ve Mostar istikametiyle Saraybosna’ya uzanan bir tur. Geçen sene bu güzergâhı takip eden yaklaşık 10.000 Türk turist, o mevsimde başka uluslardan turistin olmadığı Dubrovnik’i “işgal etmişti”. Bu turistik “işgal” bol tarihî ironi sosuyla Hırvat gazetelerine yansımıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene bu turistik işgal ordusuna kuzenlerim de katıldı ve böylece Saraybosna’yı da ilk defa görme şansını yakalamış oldular.  8 Kasım Salı öğle vakitlerinde Saraybosna-Başçarşı’da kahvelerimizi yudumlarken Zeljeznicar tribünlerinin en tanıdık simalarından Alen’i gördüm. İsmini zikretmekte sakınca görmüyorum, çünkü “Frontline Football” belgeselinin Bosna – Sırbistan maçıyla ilgili olan bölümünde boy gösteren Alen Ramiç Zeljo taraftarları arasında belki en medyatik olanı. (Belgeseli &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=D8uLgAstApw"&gt;buradan &lt;/a&gt;izleyebilirsiniz) En medyatik olup olmadığı konusunda emin değilim ama sürekli spor çantasıyla gördüğüm Alen en sportif taraftardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşı’da yine spor çantası ve eşofmanlarıyla Alen’i gördüm. Bana akşamki maça gelip gelmeyeceğimi sordu. Tezimi bitirdikten sonra uzun süre maçlardan elimi ayağımı çekmiştim ama bu sezon yine, yeniden Bosna ligini takip etmeye başlamıştım ve akşam maç olduğundan haberim yoktu. Lig maçları Bosna-Portekiz maçı nedeniyle ertelenmişti ve bu hafta kupa maçı da yoktu. Alen konuya açıklık getirdi: Bu akşam 18.00’de Grbavica Stadyumu’nda Zeljeznicar’la Bosna Hersek A Milli Futbol Takımı hazırlık maçı yapacaklarmış. Hem Zeljeznicar’ın 90. Yıl kutlama etkinliği hem de Bosna-Portekiz maçı öncesi bir hazırlık maçı niteliğinde bir maç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyu Boluspor taraftarı kuzenim ilgisini çekti ve maça gitmeye karar verdik.&lt;br /&gt;Bütün gün “turistik”yürüyüş yaptığımız için akşam üzeri hayli yorgunduk ve hiç de maça gidecek hâlimiz yoktu, fakat Doğan (kuzenim) bu fırsatı kaçırmak istemedi. Eve yürüyerek 20 dakikalık mesafede olan maça gitmeye karar verdik. Gündüz Tito Bulvarı’ndaki pazar yerinden aldığımız Bosna-Hersek formalarını giyip yola çıktık. Hava gündüz çok soğuk değildi ama Saraybosna geceleri adamı titretir. Buna uygun olarak da formanın üzerine kalın bir şeyler giymeyi ihmal etmedik tabii. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TM87’nin mekânı Grbavica Jug’dan (Grbavica Güney tribünü) biletlerimizi aldık. Maça beş dakikalık gecikmeyle girdik ve bu ilk beş dakikalık dilimde çok şey kaçırmışız. Kuzenim bir hazırlık maçına bu kadar çok seyirici geleceğini tahmin etmiyordu. Stadyum tıklım tıklım doluydu. Kuşkusuz bunda Grbavica Stadyumu’nun tam da Grbavica mahallesinin ortasında, apartmanların hemen yanıbaşında olmasının payı yok değil. Yandaki fotoğrafta bu ilişki daha net bir şekilde görülür zaten. (Fotoğraf: worldfootball.net) Elbette, Zeljeznicar taraftarının ateşi de stadyumun tıklım tıklım olmasına katkıda bulunuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-iGFuk-qQFAc/Tr1VfSfUMvI/AAAAAAAAAfg/dVAmdlSjA2o/s1600/58369273.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-iGFuk-qQFAc/Tr1VfSfUMvI/AAAAAAAAAfg/dVAmdlSjA2o/s320/58369273.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673785101584184050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stadyuma girdiğimizde korografi gösterisinden arda kalan karton parçaları yerlerdeydi ve yakılan meşalelerin oluşturduğu sis hâlâ dağılmamıştı. Üstelik dördüncü dakikada Vedad İbişeviç’in golünü de kaçırmıştık. Güney tribününde oturacak yer olmayınca, kale arkasının tam ortasındaki basamakların en altından maçı izlemeye başladık. Bir kaç taraftar bana Zeljeznicar - Maccabi maçında Medjunjanin’e nasıl sövdüklerini anlattı, ki bunu o maçla ilgili izlenimlerimde yazmıştım. (Bkz. &lt;a href="http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2011/07/zeljeznicar-maccabi-tel-aviv-28-temmuz.html"&gt;Zeljo – Maccabi&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç gerçek anlamıyla “dostluk maçı” havasında geçiyordu. Bosna-Hersek ulusal takımı yine İbişeviç’in ayağından 38. dakikada ikinci golü de buldu. Fakat buna Zeljo 40. dakikada Beşliya’nın golüyle yanıt verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci devrede kuzenle beraber oturacak yer arayışına girdik. Lâkin, dikildiğimiz yer tam da fanatiklerin bulunduğu yerin alt tarafındaydı ve tezahürat sırasında ağızlardan saçılan tükürüklerden biz de nasibimizi alıyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci devre daha çok taktik savaşı şeklindeydi. Edin Dzeko’lu Bosna bol bol pozisyona girdi ama pozisyonlardan yararlanamadı. Bosna futbolunun en keyifli tarafı da budur zaten. Orta sahaları bile hayli ofansiftir ve bol bol pozisyona girerler. Orta sahanın ortası kullanılmaz. Arkası ve önü kullanılır. Bu haliyle sürekli mücadelenin ön planda olduğu, izlemesi keyifli bir maçtı. Kuzen için bu keyif sigara içmenin serbest olmasıyla iki katına çıkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Kasım’daki Portekiz maçını düşünen Bosnalı milliler ikinci yarıda maça fazla asılmadı. Zeljo daha diri bir görünüm sergiledi ama Bosna-Hersek mili takımıyla Zeljeznicar’ın kalitesi arasındaki fark tartışılamaz bile. İkinci yarıda gol olmamasına rağmen güzel bir futbol izledik. Yugoslav futbolunun kendi gitmiş adı kalmış güzelliklerinden örnekler bile izleyebildik. Çapraz paslar, hatta uzun çapraz paslar, ince bilek hareketleri ve Yugoslav faulu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Yugoslav faulundan nefret edenleri anlayamam bir türlü. İzlemesi keyifli futbolun garatisidir Yugoslav faulu. Rakip sahaya korkusuzca gitmenin emniyet sübabıdır. Rakip takımın Yugoslav faulunu engelleyebilmek için tek yapması gereken bu taktiği uygulayan takım gibi ofansif bir oyun kurgulamasıdır. Topu rakipten kapan oyuncu ne kadar çabuk ayağından çıkarırsa o kadar iyi. Topu çabuk çıkarabilmek için de tabii ki ileride adamınızın olması lazım. Yani onbir oyuncunun onbirini de kendi sahanıza hapsederseniz, topu kaptığınız anda daha dağıtamadan indirirler sizi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu topu kaptırmaya müsaade etmeyecek, gelen tekmeleri incelikle savuşturabilecek teknik ayaklar ise candır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçta tam 85 dakika boyunca taraftarlar Bosna’yı değil, Zeljeznicar’ı destekledi. Farklı bir şey beklemiyordum. Ama en azından son beş dakika milli takımlarını unutmadılar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-2776569174839904652?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/2776569174839904652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=2776569174839904652' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/2776569174839904652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/2776569174839904652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2011/11/zeljeznicar-bosna-hersek-milli-takimi-8.html' title='ZELJEZNICAR – BOSNA HERSEK MİLLİ TAKIMI (8 Kasım 2011)'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-iGFuk-qQFAc/Tr1VfSfUMvI/AAAAAAAAAfg/dVAmdlSjA2o/s72-c/58369273.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-4320218835294573238</id><published>2011-11-11T03:05:00.003+02:00</published><updated>2011-11-11T03:08:06.814+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zenica'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Portekiz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilino Polje'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ronaldo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna-Hersek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BH Fanaticos'/><title type='text'>RONALDO’YU ZOR BİR MAÇ BEKLİYOR</title><content type='html'>Aslında sadece Ronaldo’yu değil Portekiz’i zor bir maç bekliyor. İki sene önce Dünya Kupası play-off maçının rövanşı niteliğinde olacak olan 11 Kasım ve 15 Kasım’daki maçlarda Bosna bu sefer rakibine göre daha güçlü. Geçen zaman içerisinde Bosna futbol olarak kendini hayli geliştirdi. Diasporadaki Bosnalı oyuncular takım oldular. Hemen hemen son beş senedir takımın iskeleti aynı. Dahası Portekiz de iki sene önceki Portekiz değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç yine Zenica’da Bilino Polje Stadyumu’nda oynanacak. Maçın Saraybosna’da değil de Zenica’da oynanmasının nedeni mâlum: Bilino Polje’de tribünler sahaya yakın ve Zenica da ateşli taraftarlarıyla meşhur. Zenica’daki maç zorlu geçecek. Lizbon’daki maçın da kolay geçeceğini pek zannetmiyorum. Bosna milli takımının taraftar örgütü BH Fanaticos kuralar çekildiğinden beri yoğun bir deplasman organizasyonu faaliyeti yürütüyor. Bu maça yine Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan ve BH Fanaticos tarafından örgütlenen Bosnalı taraftarlar akın edecek. Dahası, sadece diasporadaki taraftarlar değil, Bosna’dan da önemli miktarda taraftarın Portekiz’e gitmesi bekleniyor. Turizm şirketleri yoğun faaliyet içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat, bu maç özellikle Ronaldo için zor geçeceğe benzer. 10 Kasım, Perşembe günü Saraybosna’ya inen Portekiz’i Bosnalı taraftarlar karşıladı. Ama ne karşılama... Ronaldo’yu görür görmez Messi lehine tezahürata başlayan Bosnalı taraftarlar karşısında Ronaldo soğukkanlılığını korumuştu. Daha doğrusu biz öyle zannetmiştik. Fakat, bugünkü antrenmanda olayın iç yüzünün öyle olmadığını gördük. Zenica’daki antrenmana gelen Bosnalı taraftarların Ronaldo’ya takılmasıyla Ronaldo fotoğrafta görünen ayıp hareketi yaparak aslında soğukkanlılığını korumakta çok da usta olmadığını kanıtladı. (Fotoğraf: J. Hadzic, Dnevni Avaz)&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.dnevniavaz.ba/thumbnail.php?file=novembar2011/tren1_801462261.jpg&amp;size=summary_large"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 636px; height: 415px;" src="http://www.dnevniavaz.ba/thumbnail.php?file=novembar2011/tren1_801462261.jpg&amp;size=summary_large" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Balkanlar’daki futbol kültürüne, taraftar kültürüne az çok aşina olanlar bilir; bu taraflarda futbolcu tribünle yüz göz olmaya görsün. Bunun devamı maçta da gelecektir. Sadece taraftar değil, Bosnalı futbolcular da Ronaldo’nun bu zaafiyetini kullanmak için elinden geleni yapacaktır. Biz de Ronaldo’nun profesyonelliğinin nereye kadar olduğunu hep beraber göreceğiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-4320218835294573238?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/4320218835294573238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=4320218835294573238' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/4320218835294573238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/4320218835294573238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2011/11/ronaldoyu-zor-bir-mac-bekliyor.html' title='RONALDO’YU ZOR BİR MAÇ BEKLİYOR'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-8206281472608149549</id><published>2011-10-20T02:02:00.003+03:00</published><updated>2011-10-20T02:30:32.237+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vugrinec'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye-Hırvatistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hırvatistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Slaven Biliç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>ÜÇ SENE SONRA HIRVATİSTAN</title><content type='html'>Bundan iki sene önce, son iki turnuvada aynı gruba düşen Bosna ve Türkiye’nin bir daha aynı gruba düşmemesi yönündeki dileğimi ifade eden &lt;a href="http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2009/10/bir-daha-mumkunse-bosnayla-ayni-gruba.html"&gt;bir yazı yazmıştım&lt;/a&gt;.  Bosna’yla aynı gruba düşmedik. Fakat ne yalan söyleyeyim, Bosna deplasmanda Fransa’yla berabere kalınca, biz de Almanya yenince galip sayılınca Bosna’yla play-off maçı oynama ihtimalinin olması beni kara kara düşündürmeye başlamıştı. Neyse ki aynı torbadaymışız. Sözün özü, Bosna’yla, üstelik de play-off gibi adrenalinin tavana vurduğu bir ortamda maç yapmaktan yırtmış olduk. Daha doğrusu yırtmış oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kader bana yine kıyak geçti ve Bosna olmasa bile Türkiye’yi başka bir Balkan ülkesiyle eşleştirdi. Tabii ki bir çok futbolsever gibi kurada Hırvatistan’la eşleşince aklıma iki maç geldi. Birincisi 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda, yani Türkiye’nin tarihi boyunca ilk defa katılmaya hak kazandığı bu turnuvanın ilk maçında yenildiğimiz maç. Bu maça ilişkin en önemli anekdot, Alpay gibi yeşil sahaların agresiflikte rakip tanımayan bir oyuncunun (Bakınız, penaltı kaçıran Beckham’la muhabbeti) kontra ataktaki Hırvat forvet oyuncusu Vlaoviç’i indirmek yerine kalemize kadar eskortluk yaparak “fair play” ödülü alması olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maçı belleklerimizden sildiğimiz epey oldu. 20 Haziran 2008’de Viyana’da Hırvatistan’la oynadığımız Avrupa Futbol Şampiyonası çeyrek final maçı, sadece bu maçı değil, bir çok başka maçı belleklerden silecek güçtedir. Öyle ki, el oğlu bile unutmamış. Kuralar çekilir çekilmez Hırvatistan-Türkiye eşleşmesi UEFA’nın bile web sitesinde manşetteydi. &lt;br /&gt;11 veya 12 Kasım’da Türkiye’de, 15 Kasım’da Hırvatistan’da oynanacak maçların sonucunda bu seneki Avrupa Futbol Şampiyonası’na kimin gideceği belli olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan dört sene önce bir Ağustos akşamında Bosna-Hırvatistan arasında, misafir takımın 5-3 kazandığı bir dostluk maçı oynanmıştı. Öncesinde ve sırasında kavgaların, çatışmaların yaşandığı maça “dostluk” maçı demek ne derece doğru olur bilemem, ama maç sırasında Bosnalı taraftarlar Hırvatları kızdırmak için şöyle bir slogan atmışlardı: “Zagreb će biti Turska mahala”. Beatles’ın “Yellow Submarine” şarksının nakarat bölümünün (We all live in yellow submarine) uyarlanmasıyla oluşturulan bu slogan şu anlama geliyor: “Zagreb Türk Mahallesi olacak”. Değme Türk milliyetçisinin bile dile getirmeyeceği cinsten bir slogan! Bununla ilgili bir de &lt;a href="http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/06/zagreb-e-biti-turska-mahala.html"&gt;yazı yazmıştım&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçı birlikte izlediğimiz Boşnak arkadaşlardan Hırvatlarla aralarındaki hadiseye bizi karıştırmamalarını istemiştim. Fakat böyle bir şey pek mümkün değil. Nitekim 20 Haziran 2008’de oynanan Türkiye – Hırvatistan maçı sonrasında Bosna’nın bir çok yerinde olaylar çıkmıştı. Brezilya-Hırvatistan maçlarında bile olayların yaşandığı Bosna’da, Türkiye-Hırvatistan maçında olay çıkması pek de garipsenecek bir durum değil. Malûm olduğu üzere, Bosnalı Hırvatlar –genelleme yapamasak da, yapmayı tercih etmesek de- Hırvatistan’a karşı ayrı bir sevgi beslerler. Bundan pek de hazzetmeyen Boşnaklar (Bosnalı Müslümanlar) da bu durumda Hırvatistan kiminle oynarsa, rakip takıma karşı bir sempati beslerler. Hele ki rakip takım Türkiye ise. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene muhtemelen benzer hadiseler yaşanmaz. Nitekim, Bosnalıların kafası çokça Portekiz’le meşgul olacaktır. Biz de Hırvatlarla baş başa kalacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;HIRVATLAR HAKİKATEN TÜRKLERDEN ÇEKİNİYORLAR MI?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kura çekildiğinin ertesi günü Türkiye’deki gazeteleri okudum. Güzide basınımız Hırvatların Türkiye ile eşleşmesinden dolayı ne kadar bedbaht olduklarını yazıyor. Kuralar çekilir çekilmez, Slobodna Dalmacija, Dnevnik gibi Hırvatistan’ın önde gelen gazetelerine baktığımda ise çok farklı şeyler okumuştum. "Acaba yanlış mı okudum?" diye tekrar baktım. Yanılmıyordum. Korku veya en ufak bir çekince ne kelime, gazeteler “intikam” çığlıklarıyla doluydu. Çok büyük bir hata! Ben olsam intikam çığlıkları yerine gazeteleri “en kötü kurayı biz çektik” minvalinde başlıklarla donatırdım. Mâlum, sırtının sıvanmasında dehşet keyif alan bir toplumuz. Bunu bilenler de Türkiye’yi cepheden karşılarına alıp da adrenalin dopingi yapacaklarına, traş öncesi kremle sakalı yumuşatma yoluna gidebilirlerdi. Kendi kendime; “Biliç yanlış yapıyor” diyordum ki, manşetlerin altını okumaya başlayınca, Hırvat gazetecilerinin de en az bizimkiler gibi söylenenden bambaşka şeyleri manşete taşıma yeteneklerine sahip olduklarını gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BİLİÇ NE DEMİŞ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Biliç Hırvat gezetelerin manşetine yansıdığı şekliyle bu eşleşmenin kendilerine bir intikam şansı doğurduğunun altını çizmiş ama söylediği bambaşka şeyler de var. Kuradan önce Bosna ve Türkiye ile eşleşmekten pek de memnun olmayacağını açıklayan Biliç, kura çekildikten sonra basına verdiği demeçte aynen şunları söylemiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hiç kuşku yok ki, çok güçlü bir rakibimiz var” diye başladıktan sonra masaya yumruğunu vuran Biliç devam etmiş: “Güçlüler ama bizden daha güçlü değiller. Türkler de şampiyonaya kalmak için çok hırslılar. Çok iyi oyuncuları var ve dünyanın en iyi teknik direktörlerinden birine sahipler. Kesinlikle kendi takımıma inanıyorum. Dört yıldır bu anı bekledim ve bu anın hayalini kurdum.” 2011'den 2008'i çıkarınca "ödrt" bulan ve bu şekilde aritmetik bir hata yapan Biliç sözünü şöyle tamamlamış: “Viyana’daki maçın rövanşını almak için mükemmel bir fırsatla karşı karşıyayız.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok dikkatimi çeken ise Hiddink’le ilgili yorumu oldu. Hiddink’i ciddiye alıyor. Dünyanın en iyi takımlarını başarıya götüren hocanın bizde yarı-zamanlı kıvamında görev yaptığından haberi yok anlaşılan. Bir de Arda, Selçuk ve Mehmet Topal’dan çekiniyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;HIRVAT MEDYASI NE DİYOR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırvat gazeteciler bu açıklamadan memnun değiller. Zira, Biliç’i korkaklıkla suçlayanlar, Türkiye’yi gözünde büyüttüğünü iddia edenler var. Hırvat medyası daha cüretkar. Dnevnik gazetesi kura ile ilgili haberi şöyle bitirmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“DAJTE NAM TE TURKE! EVO VAM İH. ILİ JESTE İLİ NİSTE...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarafımca anlamına kesin olarak sadık kalınarak yapılan yarım-yamalak Türkçe çevirisi şöyle: “Türkiye’yi bize verin. İşte size fırsat! Ya şimdi, ya hiç bir zaman!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yugoslav iç savaşında gazetecilerin rolünü hatırlamamak olası değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci maçı evlerinde oynamayı tabii ki de büyük avantaj olarak görüyorlar. İkinci maçı İstanbul cehenneminde oynamamaları onlar için bir avantajmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Trabzonsporlu Vugrinec ise geçenlerde Jutarnji List gazetesinde Trabzon’daki üç yıllık deneyiminden yola çıkarak Türklerin ne derece fanatik olduklarıyla ilgili bir röportaj vermiş. Trabzon'la İstanbul arasındaki mesafenin (1183 km) Zagreb'le İstanbul arasındaki mesafeden (1359 km) birazcık daha az olduğundan haberleri yoktur muhtemelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki yazıdan anlaşılan şu: “Türkiye’deki maçı en az zararla atlatırsak bize her yer Trabzon!” (Pardon: “Bize her yer Zagreb”)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın Zagreb’deki Maksimir Stadyumu’nda oynanması muhtemel. Maksimir Yugoslav iç savaşının başladığı yer olarak bilinir. Mayıs 1991’de Dinamo Zagreb ve Kızılyıldız arasında Maksimir Stadyumu’nda oynanan maç bu kanlı süreçte kıvılcımın çakıldığı yer olarak betimlenir.&lt;br /&gt;Fakat, fanatik taraftarlara sahip Hajduk’un kenti Split de bu kritik maça ev sahipliği yapmaya talip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsen Kasım ayında buz gibi bir Habsburg kenti olan Zagreb’e gideceğime, Adriyatik’in Akdeniz kokulu Split cennetinde maç izlemeyi tercih ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-8206281472608149549?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/8206281472608149549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=8206281472608149549' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/8206281472608149549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/8206281472608149549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2011/10/uc-sene-sonra-hirvatistan.html' title='ÜÇ SENE SONRA HIRVATİSTAN'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-5885705237337956986</id><published>2011-07-30T04:34:00.007+03:00</published><updated>2011-07-30T04:57:10.885+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zeljeznicar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saraybosna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roberto Colautti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maccabi Tel Aviv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Patrick Gerhardt Nyema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Koşevo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maniaci'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haris Medjunjanin'/><title type='text'>ZELJEZNICAR – MACCABI TEL AVIV (28 Temmuz 2011)</title><content type='html'>2009 yılı rakamlarına göre Dünya’da toplam 126 milyon blog varmış. (Bkz:  &lt;a href="http://royal.pingdom.com/2010/01/22/internet-2009-in-numbers/"&gt;Internet 2009 in numbers&lt;/a&gt;). Herhalde 2011 yılı ortasında bu rakam 200 milyonu çoktan geçmiştir. Blogların en büyük sorunu da “ölmeleri”. Bir hevesle açılan bloglar, blogları açan kişilerce güncellenmediği için bir müddet sonra “ölüyor”. Ya da bitkisel hayata giriyor diyelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blog da 2007 Kasım ayında açıldı. Bir şekilde ortalama olarak ayda bir kere yeni bir şeyler yazarak bloğu güncel tutmaya çalışıyordum ama 2008 yılından bu yana, yani neredeyse üç yılda sadece bir yazı ekleyebilmişim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bağlamda Bosna Futbol Kültürü “blog ölümü”ne iyi bir örnekti. Fakat son iki-üç aydır hafif hafif beni rahatsız ediyordu bu “blog”un ölümü. Belki inanmyacaksınız ama bir delinin “Bosna Futbolu” hakkında açtığı bu bloğu takip edenler, yeni yazılar görmek isteyenler var. “Hocam, yeni yazı koymayacak mısın?” sorularını uzun süredir “Evet. İşten, güçten vakit bulup bir türlü yeni yazı koyamadım. Boşladım. En yakın zamanda yeni yazı koyacağım” türü yalanlarım beni de rahatsız etmeye başlamıştı. İşin aslı, Google’da “football culture” (futbol kültürü)  yazınca ilk beş siteden biri benim bloğun İngilizce versiyonu. Bu durum da bloğun yeniden hayata döndürmek için bayağı yüreklendiriyor insanı. Gerçi şimdi ikinci sayfaya düşmüş ama “Bosnian Football Culture” yazınca rakibim yok. Başka “deli” yok çünkü bu konuya kafayı yoran! Çok şükür “futbol kültürü” diye Türkçe aratınca hala ilk beş siteden biri olarak çıkıyor benim blog.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar belli bir tarihe kadar yetiştirmem gereken çok önemli işlerim yok. Altı sene sonra ilk defa böyle bir dönem yaşamaktayım. Biliyorum, çok uzun sürmeyecek ama yine de keyfini çıkarayım, uzun zamandır vakit ayıramadığım şeylerle ilgileneyim diyorum. Dediğim gibi, en son olarak 2009 Ekim’inde “&lt;a href="http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2009/10/bir-daha-mumkunse-bosnayla-ayni-gruba.html"&gt;Bir Daha Mümkünse Bosna’yla Aynı Gruba Düşmeyelim&lt;/a&gt;” başlıklı yazıdan bu yana bloğu öksüz bırakmıştım.  Aslında arada geçen süre içerisinde bloğu boşlamak için çok iyi bahanelerim var:  Askere gittim, doktoramı verdim, yardımcı doçent oldum, evlendim, bir de oğlum oldu! Yeter mi? Bu arada bir buçuk sene boyunca İstanbul’da bir üniversitede ders vermemden dolayı her hafta İstanbul-Saraybosna yolunu gidip gelmemin beni nasıl tükettiğini hiç anlatmayayım. Fakat, boşuna duygu sömürüsü yapmayacağım. Blogda yeni yazıların yer alamamasının tamamıyla başka bir nedeni var: SIKILDIM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tez sonrası yaşanılan en önemli travmalardan birisi de tez konusuna yabancılaşmaktır. Açıkçası sadece tez konum olmasından dolayı değil, son dönemde yaşanılanlar futboldan uzaklaşmamı daha da kolaylaştırdı. Gençlerbirliği’nin durumu ortada, Türk futbolundaki rezillikler artık kabından taşmaya başladı, üstelik kötü oynadığım için kaleci olduğum halı saha maçlarında kalecilik performansım bile eskiyi aratmakta. Siz düşünün gerisini! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz sezon heveslenip Grbavica’daki Zeljeznicar-Sarajevo derbisine gittim. Maçtan sonra bloğa bir yazı koyma umudum vardı. Fakat bu heves saman alevi gibi çabucak söndü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes Türkiye’de sıcaktan kavrulurken, bu taraflarda deniz kenarına gidebilmek için havaların düzelmesini beklediğim şu günlerde Bosna’daki bir diğer Alkara olan Erdoğan telefon açtı. Evet Ankara'da Gençlerbirliği taraftarı sayısı az olabilir ama burada tam tamına iki kişiyiz! Çarşamba günü Zeljeznicar-Maccabi Tel Aviv UEFA Avrupa Ligi, Üçüncü Ön Eleme Turu maçı varmış. Maça gitmeye karar verdik. İşte bu maçtan sonra artık bu bloğa bir şeyler koymanın vaktinin geldiğini anladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saraybosna’da yaklaşık bir haftadır kapalı-yağmurlu bir hava var. Maç Zeljeznicar’ın maçlarını oynadığı Grbavica Stadyumu’nda değil, Koşevo’daymış. Muhtemelen Grbavica’nın UEFA kriterlerine uymadığı içindir. Koşevo Stadyumu’nun kapalı tribünü olmaması gün boyunca gözümün bulutlarda olmasına yol açıyor ama ne yağmur yağıyor o saate kadar, ne de maçın oynanacağı saatlerde yağmur yağacağına dair bir emare var bulut hareketlerinde. Hava oldukça güzel ve uzun kollu bir tişört üşütmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeljo hakkında güncel bilgim “sıfır” seviyesinde. Sadece geçen sezonu üçüncü kapattıklarını biliyordum.  O kadar! Her zaman “Bana takımları, oyuncuları sormayın. Ben maçı izlemiyorum, maçı izleyenleri izliyorum” diye bir bahane uydururdum ama artık taraftarları da çok iyi tanıdığım söylenemez. Alan araştırmam Şubat 2008’de bitti ve aradan geçen 3,5 sene yeni bir taraftar kuşağının oluşması, eski taraftarların evlenip, iş-güç sahibi olup da tribünden kopması için uygun bir süre. &lt;br /&gt;Nedenini anlamadığım bir biçimde Koşevo Stadyumu’nun Kuzey (Sjever) ve Batı (Zapad) tribünleri taraftarlara açılmamış. Taraftarlar sadece kale arkası Güney (Jug) ve hastane tarafındaki Doğu (İstok) tribünlerinde konuşlanmış. Bir de Batı tribünündeki şeref tribünü açık tabii ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TM87 (yani “Manyaklar” – herhangi bir gruba bu isimle hitap etmeyi pek sevmiyorum, o yüzden TM87’nin -yani The Maniacs 1987’nin- kısaltılmışını tercih ediyorum) doğal olarak Güney tribününe yerleşmiş. “Doğal olarak” diyorum, çünkü iki nedenden ötürü: Birincisi; TM87 Grbavica’da da Güney tribünündedir, İkinicis; Koşevo’da Sarajevo maçlarında misafir tribün Güney kısmıdır. Denilebilir ki, Koşevo’daki Güney tribünü Sarajevo’dan daha çok Zeljeznicar taraftarlarına aittir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ne yazık ki, bu maçla ilgili elimde fotoğraf yok. Seneler sonra “Bosna Futbol Kültürü” yazısı için maça giderken not defterimi aldım ama kalem unutmuşum, fotoğraf makinemi de aldım ama pilleri unutmuşum. Maçlara (ya da “alan”a) bir değil üç-dört kalemle giden, fotoğraf makinesindeki pillerin dolu olup olmadığını kontrol etmekle yetinmeyip stadyum girişindeki güvenlikçilerle ya da polisle  papaz olmayı göze alarak yedek pil almayı hiç bir zaman ihmal etmeyen bir antropolog için olmayacak bir hata! Bir daha ki yazıya, ki umuyorum 2 sene sonra değil, daha yakın bir zamanda, görsel malzeme koyacağıma söz! Bu maçın fotoğrafları için &lt;a href="http://www.fkzeljeznicar.com/vijesti/foto-zeljeznicar-maccabi-tel-aviv"&gt;Zeljeznicar’ın resmi web sitesi&lt;/a&gt;ne uğrayabilirisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney tribünün tamamı doluydu. Köşelerde bile boş oturak yoktu. Batı tribününde de tek tük boş yer vardı. Yani maçta aşağı yukarı 17-18.000 seyircinin olduğunu söyleyebilirim. Ankara 19 Mayıs’tan alışkanlık, “maratonun göbeği”ne oturduk. Aile tribünü yani. Oğluyla, eşiyle maça gelen bizim gibi evli barklı seyircilerin mekânı! İki Gençlerbirlikli olarak 19 Mayıs geleneğini bozmadan çekirdeğimizi yedik, hatta arada ayağa kalkıp bir iki tezahürata da katıldık. Maç boyunca gevezelik de ettik tabii. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosna’da 60’a yakın maça gittim. Bu maçların hemen hemen tamamında elimde fotoğraf makinesi ve not defteriyle taraftarlar arasında dolaşmışımdır. Yavaş yavaş bu huyumdan vazgeçmeye, stadyuma gittiğimde maçı izleyenleri izlemektense, maçı izlemeye kendimi alıştırmaya başladım. Ne yalan söyleyeyim, bundan dolayı uzun zamandan sonra futboldan hafifçe hoşlanmaya bile başladım. Bunda maçın hareketli olmasının da payı vardı elbette.  Maçın başından itibaren Zeljo sürekli golü düşündü. Topu alır almaz hep atağa geçti. İzlemesi keyifli bir oyun sergiledi ama “bal yapmayan arı” kıvamında br oyundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uefa.com/uefaeuropaleague/season=2012/matches/round=2000270/match=2007137/index.html"&gt;Maçın istatistikleri&lt;/a&gt; Championship/Football Manager müdavimlerini çıldırtacak cinsten: UEFA’nın istatistiklerine göre Zeljo’nun yarattığı on gol pozisyonuna karşılık Maccabi’nin yedi pozisyonu var. Ama top yuvarlak: Maçı Maccabi 2-0 kazandı. İlk yarı kesinlikle Zeljo hakimdi oyuna. Ama gol yollarını zorlayamadılar bir türlü.  Sadece Zeljo'nun değil, Bosna liglerinin en pahalı futbolcusu (650.000 Avro değerindeki) Zajko Zeba da etkili olamadı. Zeljo’nun serbest atışlarda zayıf olduğunu gören Maccabi defansı tehlike yaratabilecek pozisyonlarda Zeljoluları indirmekte sakınca görmediler. Tabii ki bundan ikinci sarıdan kırmızı kart göstermekten imtina eden İsveçli hakemin de payı yok değil. Bu arada maçı yöneten İsveçli hakem üçlüsününden birisinin ismi Mehmet Culum. Yan hakemlerden kısa olanının bizimki olduğunu tahmin ediyorum. Tam da önümüzdeydi. Yanlış bir karar vermesini bekledim “yancııı” diye taciz etmek için, ama bana bu fırsatı vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sırasında sahada Sarajevo’nun deplasmanda Sparta Prag karşısında 2-0 mağlup olduğu haberi geldi. Kale arkası bu habere sevindiğini belli ederken, bizim tribünden pek tepki gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli atak yapan Zeljo gol atamayınca ikinci yarı için iki ayrı alternatif vardı: Ya Zeljo gol yollarını açmak için bir çözüm bulacaktı, ya da Maccabi rakibin atağa çıktığında yarattığı boşluklara yüklenecekti. İkincisi oldu. Maccabi teknik direktörü Adamir, Zeljo’nun açıklarını iyi görmüş olmalı ki, uzun zamandır sakat olan, dolayısıyla ikili mücadelelerde zayıf ancak boş alanda hızlı olan Arjantin asıllı oyuncusu Roberto Colautti’yi ikinci yarıda oyuna soktu. Colautti 47’de ilk, 56’da da ikinci golünü attı. (Maçın özet görüntüleri için &lt;a href="http://www.fkzeljeznicar.com/emvideo/modal/1679/425/350/field_video/youtube/g6TuW8XjQFs"&gt;buraya tıklayın&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevini yapan Colautti, Zeljo defansı tarafından biraz geç farkedildi. Zaten fark edilir edilmez de görevini yerini getirmiş olmanın huzuruyla maçın bitmesine yarım saat kala maçla ilgisini kesti. Bu arada hemşehrilerine karşı oldukça hırslı oynayan Maccabi’nin Boşnak oyuncusu Haris Medjunjanin’in annesinin bol bol kulakları çınladı. Ekseriyetle anneye sövülen Bosna’da ilk defa “bacı”ya da sövüldüğüne şahit oldum. &lt;br /&gt;Zeljo’da ise sağ kanatta adam geçmekte fena olmayan ama pas yüzdesi çok düşük olan  4 numaralı formasıyla Zeljo’nun Karadağ asıllı Sırp defans oyuncusu Goran Markoviç beğenimizi topladı.  Markoviç Zeljo’ya bu sene gelmiş. Zeljo’ya bu sene gelen bir diğer oyuncu, Liberya asıllı İsviçreli Patrick Gerhardt Nyema da hızlı oyunuyla dikktimizi çekti, ama Zeljo’da bir şeyler yapabilmesi için Bosna’da tecrübe edinmesi gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maccabi’nin skoru üçe, hatta dörde kadar çıkarabileceğini beklerken Zeljo biraz toparlanır gibi oldu. Fakat, gole gitmek için farklı taktikler deneyen Zeljo’nun ne yazık ki bu taktiklerin hakkını verecek yetenekte oyuncuları yok. Maccabi’nin bende pek güven hissi uyandırmayan kalecisini uzaktan şutlarla avlayabilecek bir adam çıkmaz mı? Gelişine gelen toplara şöyle güzelce çakan bir adam çıkmaz mı? Çıkmadı... Maç 2-0 bitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-5885705237337956986?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/5885705237337956986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=5885705237337956986' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/5885705237337956986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/5885705237337956986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2011/07/zeljeznicar-maccabi-tel-aviv-28-temmuz.html' title='ZELJEZNICAR – MACCABI TEL AVIV (28 Temmuz 2011)'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-186809534869969251</id><published>2010-01-03T23:28:00.001+02:00</published><updated>2010-01-03T23:29:51.928+02:00</updated><title type='text'>ATEŞLİ TARAFTARLAR PORTEKİZ’İ KORKUTABİLİR</title><content type='html'>Bizim için çok değerli bilgiler taşımalarına rağmen, gazeteciler çoğu zaman antropologlar için önemli bir sorun olmuştur. Çoğunlukla bizim hakkımızda veya çalıştığımız konular, insanlar hakkında neler yazdıklarını yayımlamadan önce kontrol etmemiz gerekir. Ama bu çoğunlukla mümkün olmuyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Portekiz’in günlük spor gazetesi “Records”un muhabiri João Seixas, benimle Portekiz- Bosna maçı öncesi bir röportaj yaptı. Röportajın orijinal Portekizce metni için &lt;a href="http://www.record.xl.pt/noticia.aspx?id=66c5c59b-8307-4be1-aee9-37d283aa73f0&amp;idCanal=00002452-0000-0000-0000-000000002452"&gt;tıklayınız&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da çevirisi (En çok gözle görünen hatalar için bir düzeltme listesi yapmak durumunda kaldım):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATEŞLİ TARAFTARLAR PORTEKİZ’İ KORKUTABİLİR&lt;br /&gt;FUTBOL KONUSUNDA UZMAN AKADEMİSYEN ÖZKAN, VEFAKÂR BOSNA TARAFTARINI ÖVÜYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antropolog Dirim Özkan, Avrupa düzeyinde örgütlü taraftarları en tanınmış araştırmacılardan (Düzeltme 1). Türkiye doğumlu akademisyen, “daha fazla beyin, daha az kas” düşüncesiyle Türk Ordusu’ndan ayrılmaya karar verdi ve hayatının önemli bir kısmını insan davranışlarının kökenlerini futbol fenomeniyle açıklamaya verdi (Düzeltme 2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iki elektronik postadan sonra Saraybosna’nın Müslüman kesiminde hoş bir kahvehanede buluşmayı kararlaştırdık (Erratum 3). Gülümsemesiyle olumlu bir ruh halini hissettiren Dirim, konuşmasını iyi bilen biri. Dört saatlik bir akademik muhabbet sonunda bu ülkenin taraftarları hakkında ve Miroslav Blazeviç’in oyuncularını nasıl motive ettiği ile ilgili yanıtlanmamış soru bırakmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dirim şunu belirtti: “Tüm Balkanlarda olduğu gibi, burada da taraftarlar hayli örgütlü ve şiddete yatkınlar. Fakat burada kimse arkadan saldırmaz. Asıl olan kulübe sadakattir ve kavgalar adam adama olur.”  “BH Fanaticos”, ulusal takımın taraftar grubunun kod adı “iyi örgütlenmiş bir kuvvet”. Her zaman için takımlarını desteklediklerini belirterek kendilerini diğer gruplardan ayırıyorlar: “Eğer maç içerideyse, Bosna’daki üyeler tüm işleri halletmeye çalışıyor. Deplasman maçlarında ise özellikle Norveç ve İsveç’teki Bosnalı taraftarlar organizasyon işlerini hallediyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Etnisite&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu Türk araştırmacı bir iki ülkede futbol olgusunu inceledikten sonra konuya Balkanlar’da yoğunlaşmaya karar vermiş: “Lütfen buradaki her sorunun özellikle dini nedenlerle çıktığını yazmayın artık. Buradaki sorunların kökeni sadece etnik farklılıklar değil. Kır-kent çekişmesi de etkili, ya da kulüplerin kendi çekişmeleri tek başına belirleyici olabiliyor. Zenica ve Sarajevo takımları arasındaki rekabet sizdeki Benfica-Porto rekabeti gibidir.  Başkentin takımı iktidara yakındır, diğerleri ise onu sollayıp bir gün en öne geçmek ister.”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu iki kulüple ilintili bir hikâye anlatıyor Dirim: “Sarajevo taraftarları Travnik’e giderken yolları aslında Travnikle de rakip olan Zenicalı taraftarlarca kesilmişti (Düzeltme 4). Onlar taş atınca diğerleri de el bombasıyla yanıt verdi! Bazen durum karmaşıklaşabiliyor.” Buradan Çelik futbol takımın Zenica’daki stadyumunda lafı getiriyoruz. “Tribünlerin sahaya yakın olduğu İngiliz tarzı bir stadyum. Kulübün taraftar grubu “Robijaşi”nin her maç yaptığı gibi bu maçta da tezahüratlar,küfürler ve provokasyonlar eksik olmayacaktır.”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ERRATUM 1: Gerçekten de yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışıyorum ama sanırım “konusunda Avrupa’da en ünlüsü” tanımı benim için çok uzak bir ifade. Yazarın iyi niyetli bir abartması olduğunu düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERRATUM 2: Burada çok büyük bir yanlış anlaşılma var. Portekiz’de askerliğin zorunlu hizmet olmamasından kaynaklı olsa gerek “Mayıs 2009’da askerden döndüm” ifadesi yazar tarafından farklı yorumlanmış. Oysa ki “army” (ordu) yerine “military service” (askerlik hizmeti) kelimesini üstüne basarak kullanmama karşın. “Daha az kas, daha fazla beyin” ise tamamen yazarın hayal ürünü bir ifadesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERRATUM 3: Saraybosna’daMüslüman, Hristiyan, vs.mahallelerden bahsedemeyiz. Röportajı yaptığımız Stari Grad’daydı (Eski Kent). Birkaç yüz metre etrafında sadece cami değil,kilise ve sinagoglar da yer almaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERRATUM 4: Zenica’da Zeljo taraftarları ile Çelik taraftarları arasındaki çatışma Zeljo taraftarları Travnik’ten dönerken değil, Zepçe’den dönerken yaşanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Çeviri için Filiz Kahveci-Kıyıcı ve Pedro Gomes’e teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-186809534869969251?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/186809534869969251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=186809534869969251' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/186809534869969251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/186809534869969251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2010/01/atesli-taraftarlar-portekizi.html' title='ATEŞLİ TARAFTARLAR PORTEKİZ’İ KORKUTABİLİR'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-8589886849636995499</id><published>2009-10-24T21:07:00.007+03:00</published><updated>2009-11-05T18:27:50.662+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EURO 2008'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna Futbolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye-Bosna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye-Hırvatistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna-Hersek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Koşevo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>BİR DAHA MÜMKÜNSE BOSNA’YLA AYNI GRUBA DÜŞMEYELİM</title><content type='html'>Bu blogda birçok yazıda, özellikle de geçtiğimiz Avrupa Kupası’ndaki Hırvatistan-Türkiye maçları öncesinde yazdığım yazılarda Bosnalıların Türkiye sevgisinden çokça bahsetmiştim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosna Kralı Tvrtko’nun 1389 yılında Kosova Meydan Savaşı’nda Sırbistan Kralı Lazar’ın yanında Osmanlı’ya karşı savaşması sizleri yanıltmasın. O dönem hakkında inceleme yapan hemen herkes bilir ki Anadolu Beylikleri de Türkmen kabileler üzerinde tahakküm kurmaya çalışan Osmanlı’yla çatışmaya girmekten çekinmemiştir. Yani Tvrtko’nun Lazar’ın yanında savaşa girmesi Türk düşmanı olduğu anlamına gelmez. Olsa olsa Osmanlı idaresi altına girmeyi istemediğini gösterir. Osmanlı’dan önce de Bosnalıların Türk boylarıyla ilişkileri vardı. Bektaşi dedelerinin bu topraklardaki varlığı ve bu gönül insanlarına Bosnalıların gösterdikleri misafirperverlik bilinir. Hatta denir ki, Bektaşi dedeleriyle Bosnalılar’ın bu gönül muhabbeti, Osmanlıların bu zorlu coğrafyada hâkimiyet kurmasını kolaylaştırmıştır. Hatta bu muhabbet öyle bir seviyedeydi ki, 1878 yılında Bosna’yı ilhak eden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bölgedeki siyasi hâkimiyetini kurabilmek için Bosnalı Müslümanların İstanbul’daki Şeyhülislam’a bağlı olmalarını kabul etmek durumunda kalmıştır. Bosnalılar dinlerini “Türk tipi Müslümanlık” olarak tanımlar, hatta Saraybosna’da yeni türeyen Türkleri de bu yüzden biraz garipserler: ”Biz Türk tipi Müslümanız, ama bu yeni gelen Türkler bizi Arap tipi Müslüman yapmaya” çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SuNF1YjnHjI/AAAAAAAAAW4/wwP7XJotjkw/s1600-h/Yeni+Resim+(3).png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 299px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SuNF1YjnHjI/AAAAAAAAAW4/wwP7XJotjkw/s320/Yeni+Resim+(3).png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396233561947184690" /&gt;&lt;/a&gt;Bu futbol kültürü bloğunda Bosnalıların ve Türklerin muhabbetini uzun uzun yazacak değilim. Sadece son dönemde Bosna ile Türkiye’nin yaşadığı yoğun maç trafiğinden bahsetmeden önce bir paragraf açıp mevzuya öyle girmek istedim. Bosna-Türkiye dostluğu çok sağlam bir tarihi ve kültürel arka plana sahip. Bosnalı Sırpların Sırbistan’la, Bosnalı Hırvatların da Hırvatistan’la haşır neşirlikleri Bosnalı Müslümanlar; yani Boşnakları Türkiye’ye daha da yakınlaştırıyor: “Sizin Zagreb’iniz, Belgrad’ınız varsa bizim de İstanbul’umuz var!” Türkiye-Bosna milli maçları, ya da Avrupa kupalarında karşılaşan Türk ve Bosna takımları bu atmosferde oynuyorlar. Bosna tribünlerinde çoğu zaman Türk bayraklarını görürsünüz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginçtir, 16 Ağustos 2000 tarihine kadar kimsenin aklına kardeş Bosna’yla dostluk maçı yapmak aklına gelmemiş. Yere göğe sığdıramadığımız kardeş Bosna’yla bağımsızlıklarından ancak sekiz sene sonra maç yapmışız. Saraybosna’da Koşevo Stadyumu’nda yapılan maçta da 2-0 yenilmişiz. Ondan bu yana da oynadığımız başka dostluk maçı yok. Fakat şu feleğin işine bakın ki son iki turnuvada da Bosna-Hersek’le aynı gruba düştük. 2008 Avrupa Şampiyonası grup eleme maçlarının ilki 2 Haziran 2007’de Saraybosna’daydı. İlk golü atmamıza rağmen Boşnaklar Fatih Terim’e güzel bir ders verdiler: Maç 3-2 Bosna’nın galibiyetiyle sona erdi. Bu maçın rövanşı 21 Kasım 2007’de oynandı. Daha doğrusu iki taraf da oynuyormuş gibi yaptı. Gruptan çıkma ihtimali kalmayan Bosna “oynuyormuş” gibi yaparak, Türkiye’yi fazla yormadan 1-0 gibi makul bir skorla yenildi. Eleme grubundan çıkamayan Macaristan gazetelerinin manşeti manidardı: “Türkiye-Bosna: Ebedi Dostluk”. Bu maçtan aldığımız üç puanla Avusturya-İsviçre yolu millilerimize açıldı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Avrupa Şampiyonası’nda Hırvatistan’la eşleştiğimiz maç öncesi Boşnakların bu maçtaki olası tutumları hakkında görüşlerimi daha önce bu blogda yazmıştım:&lt;br /&gt;Bkz: &lt;a href="http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/06/zagreb-e-biti-turska-mahala.html "&gt;ZAGREB ĆE BİTİ TURSKA MAHALA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SuNG7hJaJ7I/AAAAAAAAAXA/_IDvoiovSG4/s1600-h/Yeni+Resim+(1).png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 110px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SuNG7hJaJ7I/AAAAAAAAAXA/_IDvoiovSG4/s320/Yeni+Resim+(1).png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396234766844045234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nitekim maç sonrası olaylar Boşnakların ulusal takımımızın zaferiyle nasıl sevindiklerine de bu sayfalarda yer vermiştim:&lt;br /&gt;Bkz. &lt;a href="http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/06/trkiye-hirvatistan-maindan-sonra.html"&gt;TÜRKİYE-HIRVATİSTAN MAÇINDAN SONRA BOSNA’DA KARGAŞA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Afrika 2010 için kuralar çekildi ve yine Bosna’yla aynı gruba düştük. Bu sefer Bosna’nın Türkiye için kolay lokma olmayacağını belirtmiştim:&lt;br /&gt;Bkz.&lt;a href="http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/10/trkiyeyi-srpriz-bekliyor.html"&gt;TÜRKİYE’Yİ SÜRPRİZ BEKLİYOR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir teknik direktörle yeni bir hava yakalayan Bosna-Hersek Ulusal Takımı 11 Ekim 2008’de İnönü Stadyumu’nda Türkiye’yle oynayacaktı. Bu maç öncesi Bosna teknik direktörü Ciro’nun “Türkiye forması giymeyin” yönündeki açıklaması da yine bu sayfalarda yer aldı: &lt;br /&gt;Bkz. &lt;a href="http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/10/trkiye-formasi-giymeyin-ne-demek.html"&gt;"TÜRKİYE FORMASI GİYMEYİN" NE DEMEK?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SuNHpGwyoDI/AAAAAAAAAXI/kc0FAZ3yTWE/s1600-h/Yeni+Resim+(2).png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 146px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SuNHpGwyoDI/AAAAAAAAAXI/kc0FAZ3yTWE/s320/Yeni+Resim+(2).png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396235550035451954" /&gt;&lt;/a&gt;Sadece milli takıma değil, Türk takımlarına ait forma ve atkılara, hatta sadece üç büyüklerin değil, Boluspor gibi Süper Lig’de olmayan takımların aksesuarlarına bile rağbet eden Bosnalılar’ın Ciro’nun “Yahu her maça Türkiye formasıyla, bayrağıyla geliyorsunuz, bari Türkiye’ye karşı oynadığımız maça sadece Bosna forması ve bayrağıyla gelin” şeklindeki yakarışı bu blog vasıtasıyla medyamızda yer alır almaz, “sağ”duyulu futbolseverlerimiz bu çağrıda “mihrak” aramakta gecikmediler. Bosnalılar her hangi bir sürpriz yapmadılar. İlk golü atmalarına rağmen “Türkiye’ye ilk golü atan kaybeder” kuralı bu maçta da işledi: 2-1. Maçı izleyen 1600 Boşnak arasında Türkiye formaları, atkıları ve bayrakları görmek de mümkündü. Boşnaklar her maç bu tarz samimilikleri bize göstermekten çekinmiyor. Ama Türklerin Boşnaklara böylesine bir “sıcak” yapmaktan imtina etmesi de gözlerden kaçmıyor. Bilakis, Boşnakların meşale yakmaları yuhalanıyor. Bosnalı taraftarlar milli marşları okunurken “Jedna si Jedina” yani Bosnalı Sırplar tarafından kabul edilmeyen kendi “has Bosnalı” marşlarını okuyarak protesto ederken, ya da AB tarafından dayatılan bayraklarını indirip kendi tarihi “altın zambaklı” bayraklarını asarken de bizim tribünlerden nedense homurtular ve yine yuhalamalar başlıyor. Nedeni biraz cahillik, biraz da başka şeyler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosna aslında 9 Eylül 2009’da Zenica’da oynanan maçta da bir sürpriz yapmadı. O maçta da bolca Türk bayrağı vardı ve Bosna ile Türkiye 1-1 berabere kaldı. Ama Türkiye gruptan çıkamamıştı. Baraj maçlarına kalma hakkını elde eden taraf Bosna-Hersek olmuştu. Ders almasını değil, ders vermesini seven Fatih Terim’in Emre B.’de vücut bulan futbol ahlakı aslında Bosna’ya değil ama Belçika’ya takılmıştı, ama Bosna bize bunu nasıl yapabilirdi? Haddini bilmemişti. Futbolseverlerimizin hedefi olmaya hak kazanmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosnalılar Türklerle Bosnalılar arasında şöyle bir benzetme yaparlar: “Türkiye ve Bosna kardeştir. Türkiye büyük ağabeydir, Bosna ise küçük kardeş. Küçük kardeş de arada büyük ağabeyi yenmek istemez mi?” Bizim de Bosna’yı evden biri olarak gördüğümüz kesin. Osmanlı’da yaşayan çeşitli halkları, özellikle de bizlere yakın olanları “tebaa” olarak görmekten kaynaklansa gerek, Bosna bizim için “küçük kardeş”ten çok “evdeki besleme” gibi: Sadık, kimin patron olduğunu bilen… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben artık Bosna ile Türkiye’nin aynı gruba düşmesini istemiyorum. Yugoslav ekolünden gelen diğer eski Yugo kardeşleri gibi futbol arenasında yavaş yavaş daha iyi yerlere gelen Bosna futbolundan korkumdan değil. Sonuçta 8-0’lık mağlubiyetlerle büyümüş bir kuşaktanım. Yenilgiyi kaldırabiliyorum ama kaldıramadığım başka şeyler var. Bosna’nın Ermenistan ve Estonya maçları öncesinde Bosna’daki dedikodu gazetesi Erivan ve Riga’ya Türkiye’den önemli miktarda para gittiğini söylüyordu. Bu ise Türkiye’de kimse tarafından garipsenecek bir durum değildi. Ankara’da bir kahvede Bosna-Ermenistan maçını izlerken Ermenistan’ın her atağında heyecanlanan bir amcanın şu sözleri kulağımda çınlıyor hala: “Şu milli takım bizi Ermenistan taraftarı yaptı ya, helal olsun!” Dünya yolsuzluk şampiyonasında her zaman prestijli bir konuma sahip olan güzel yurdumuzda Erivan ve Riga’ya teşvik primi gönderildiği iddiaları çok da şaşırtıcı değildir sanırım. “Sağ”duyulu Türk futbolseverlerin gösterdikleri hazımsızlık, karşı tarafı bir şekilde “hakir” görme durumu kaldıramadığım şeyler. Ebedi kardeşimiz Bosna’nın gruptan çıkmasını engellemek için en son seçimlerde AB’ye Türkiye’nin alınmaması gerekliliği yönünde propagandanın taraftar topladığı Estonya’ya ve sevgili komşumuz Ermenistan’a teşvik primi gönderildiği iddiaları ise midemi bulandırıyor. Yanlış anlaşılmasın; midemi bulandıran şey teşvik primi gönderildi denilen ülkelerin Estonya ve özellikle de Ermenistan olması değil. Bu kadar “sağ”duyulu bir ülkenin bu kadar midesiz oluşu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ol bu sebeplerden ötürü artık mümkünse Bosna ile aynı gruba düşmeyelim diyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-8589886849636995499?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/8589886849636995499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=8589886849636995499' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/8589886849636995499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/8589886849636995499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2009/10/bir-daha-mumkunse-bosnayla-ayni-gruba.html' title='BİR DAHA MÜMKÜNSE BOSNA’YLA AYNI GRUBA DÜŞMEYELİM'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SuNF1YjnHjI/AAAAAAAAAW4/wwP7XJotjkw/s72-c/Yeni+Resim+(3).png' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-3185950251859016061</id><published>2009-10-20T06:56:00.002+03:00</published><updated>2009-10-20T07:06:33.112+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balkan Futbolu'/><title type='text'>Yeni bir site ve Bosna Futbol Kültürü ile yola devam</title><content type='html'>Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık iki sene önce giriştiğim bu macera ne yazık ki askerlik ve doktora tezim dolayısıyla bir müddet sekteye uğradı. Bu bloğu takip eden okurlardan özür diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden Saraybosna'dayım ve çok yakında güncel yazıların yanı sıra geçmişte edindiğim gözlemlerimi ileteceğim yazılarıma yeniden başlayacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Futbol Kültürü" yazılarından oluşmasını tasarladığım bu bloğu "haberler"den arındırıp özüne sadık kalmasını sağlamaya karar verdim. Bundan dolayı sadece futbol haberlerinden oluşan bir başka blog daha hazırladım. Fakat bu yeni çalışmayı sadece Bosna ile sınırlı tutmamayı düşündüm. Sonuç: "Balkan Futbolu" adı altında özellikle eski-Yugoslav ülkelerinin futbolu hakkında son haberlere yer verdiğim bir blog ortaya çıktı. Adresi şu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://balkanfutbolu.blogspot.com/"&gt;http://balkanfutbolu.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım yeni blog da hoşunuza gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür Dirim Özkan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-3185950251859016061?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/3185950251859016061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=3185950251859016061' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/3185950251859016061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/3185950251859016061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2009/10/yeni-bir-site-ve-bosna-futbol-kulturu.html' title='Yeni bir site ve Bosna Futbol Kültürü ile yola devam'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-279923808156185199</id><published>2009-04-04T12:31:00.003+03:00</published><updated>2009-04-04T12:34:51.013+03:00</updated><title type='text'>"Bosna Futbol Kültürü Yazıları"na kısa bir mola</title><content type='html'>Yazılarıma bir müddet ara vermek zorunda kaldım. Önce doktora tezim, sonra da zorunlu askerlik hizmetim dolayısıyla ara verdiğim "Bosna Futbol Kültürü Yazıları"m, Temmuz 2009'dan itibaren, Bosna'ya temelli yerleşmemle devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür Dirim Özkan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-279923808156185199?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/279923808156185199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=279923808156185199' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/279923808156185199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/279923808156185199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2009/04/bosna-futbol-kulturu-yazlarna-ksa-bir.html' title='&quot;Bosna Futbol Kültürü Yazıları&quot;na kısa bir mola'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-3915594724431622400</id><published>2008-10-11T12:50:00.006+03:00</published><updated>2008-10-11T13:11:43.957+03:00</updated><title type='text'>"TÜRKİYE FORMASI GİYMEYİN" NE DEMEK?</title><content type='html'>Bir önceki yazımda Bosna-Hersek teknik direktörü Çiro'nun bu konuda 8 Ekim gübü Bosna'daki gazetelerde yer bulan demecine yer vermiştim. Bu yazıya atıfta bulunan birçok web sitesinin yorum kısmında ve bazı forumlarda konunun bazı kişilerce yanlış anlaşıldığını gördüm.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SPB6E5O_Y7I/AAAAAAAAAQ0/715oMLLZsUU/s1600-h/01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SPB6E5O_Y7I/AAAAAAAAAQ0/715oMLLZsUU/s320/01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255834989643129778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çiro'nun bu talebi, "Türk düşmanlığı" olarak algılanamaz. Bilâkis, bu talep Çiro'nun Bosnalılar'ın "Türkiye" sevgisini ne kadar iyi bildiğini ve bunu onayladığını göstermektedir. Esprili bir dille "Türkiye forması giymeyin" diyen Çiro, "Evet, biz Bosnalılar Türkiye'yi çok seviyoruz, Türkiye'nin her zaferinden sonra soskaklara dökülüyoruz ama Cumartesi günü Türkler rakibimiz. Bari bu maçta kendi formalarımızı giyelim" anlamında esprili bir dille Bosnalı taraftarlardan en azından bir maç için "Türkiye" formasını giymeyin demek istiyor. Bizim kültürümüzde de buna benzer ifadeler espriler olur hep. Örneğin maça gitmek isteyen damadını kızına karşı savunan kayınpedere kız çıkışır: "Sen kimin tarafındasın!". Bu gelinin babasını veya eşini sevmediği anlamına mı gelir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SPB6wawAXFI/AAAAAAAAAQ8/zz65QlX0htI/s1600-h/02.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SPB6wawAXFI/AAAAAAAAAQ8/zz65QlX0htI/s200/02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255835737374350418" /&gt;&lt;/a&gt;Fakat milliyetçi bağnazlık böyle birşey. Espriyi anlama, zeka gerektiren bir şeydir ve her türlü bağnazlık düşünmeyi ve zekiliği engeller. Ne yazık ki böylesine esprili bir açıklama bu şekilde yansımasını buluyorsa buna karşı yapabilecek fazla birşey yok. "Bosnalı kardeşlerimiz" diyoruz sürekli olarak ve Bosna'nın birliği için bu derece etkili olan bir kişi için "Zaten Hırvat kökenliymiş, tabii ki sevmez Türkleri" gibi saçma yorumlarda bulunuyoruz. Eğer gerçekten de Bosnalıları kardeşimiz olarak görüyorsak, onların çok kültürlü yaısına ve birliğine saygı göstermemiz ve bu yapıya varlığıyla destek veren Çiro'ya da desteğimizi sunmamız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkiye forması giymeyin" haberini başka yönlere çekerek bu tarzda yorumlarla açıklamayı tamamen çarpıtan yorumları kınadığımı belirtirim.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SPB7LltZtZI/AAAAAAAAARE/LUVnv813BgI/s1600-h/05.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SPB7LltZtZI/AAAAAAAAARE/LUVnv813BgI/s320/05.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255836204172686738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-3915594724431622400?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/3915594724431622400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=3915594724431622400' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/3915594724431622400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/3915594724431622400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/10/trkiye-formasi-giymeyin-ne-demek.html' title='&quot;TÜRKİYE FORMASI GİYMEYİN&quot; NE DEMEK?'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SPB6E5O_Y7I/AAAAAAAAAQ0/715oMLLZsUU/s72-c/01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-410081040414819783</id><published>2008-10-10T01:50:00.021+03:00</published><updated>2008-10-11T12:24:44.929+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saraybosna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna Futbolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Blazeviç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye-Bosna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna-Hersek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ciro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BH Fanaticos'/><title type='text'>TÜRKİYE’Yİ SÜRPRİZ BEKLİYOR</title><content type='html'>Futbolseverler Ali Sami Yen’de oynanan son Türkiye-Bosna maçını hatırlayacaklardır: Aslında hiç de gol atma isteğinde olmayan, ama ele güne karşı “oynuyormuş” izlenimi vermeye çalışan bir Bosna ve Bosna’yı fazla üzmeden 1-0 galibiyetle yetinen Türkiye. Macar gazeteleri maçtan sonra şöyle başlık atmışlardı: “EBEDİ KARDEŞLİK”. Gayet manidar olan bu manşet, çoğu futbolseverin pek de sempatiyle yaklaşmadığı “İskandinav kardeşliği”ne benzer bir duruma vurgu yapıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Skor hem Boşnaklar, hem de Türkler için olabilecek en iyi skordu. Türkiye 3 puan alarak 2008 Avrupa Kupası’na gitmeye hak kazanmıştı. Boşnaklar da “1-0” gibi makul bir skorla yenilmişlerdi. Saraybosna’da konuştuğum Boşnakların hepsi de skordan memnundu. Öyle ya, Türkiye’nin yoluna engel olmamışlardı, hem zaten Türkiye’de alınan 1-0’lık bir yenilgi kaldırılabilir bir şeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın bir cilvesi: 2010 Dünya Kupası için Bosna’yla yine aynı gruba düştük ve ilk maç Türkiye’de oynanacak. Fakat, acaba bu maçta da Boşnaklar yine “oynarmış” gibi mi yapacaklar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;SORUNLAR YUMAĞI: BOSNA-HERSEK ULUSAL TAKIMI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yugoslav futbol ekolünün önemli ülkelerinden olan Bosna-Hersek, savaştan bu yana bir türlü istediği atılımı gerçekleştiremedi. Bunun bilinen en önemli nedeni 1995’teki barış anlaşmasından bu yana, daha önce birbiriyle savaşan taraflar arasındaki ilişkilerin hala normalleşememesi. Bunun yansıması futbolda da görülüyor. Bosna ligi Sırp, Boşnak ve Hırvat takımlar arasında bölünmüş durumda. Dengeler o kadar hassas ki, her nasılsa bir sene bir Sırp takımın, diğer sene Hırvat takımın, bir sonraki sene de Boşnak bir takımın şampiyon olduğu, yazılı olmayan bir “rotasyon” sistemi var. Entegrasyonun sağlanamaması sadece Bosna liginin kalitesini düşürmüyor aynı zamanda ulusal takımı da etkiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6Uppg7XpI/AAAAAAAAAPE/rRSnAAf1PMU/s1600-h/06.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6Uppg7XpI/AAAAAAAAAPE/rRSnAAf1PMU/s320/06.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255301258427457170" /&gt;&lt;/a&gt;Fakat, bundan daha önemli bir sorun da var ki, o da yolsuzluk. Bosna yolsuzlukların gündelik hayatın parçası haline geldiği bir ülke ve N/FSBiH (Nogometni/Fudbalski Savez Bosne i Hercegovine – Bosna Hersek Futbol Birliği, taraftarlar kısaca “Savez” diyorlar.) yolsuzlukların en yoğun yaşandığı kurum olarak biliniyor. Bu durum sık sık futbolseverler tarafından protesto ediliyor. Hatta diyebiliriz ki, Savez’e karşı Saraybosna sokaklarında yapılan gösteriler ülkenin en muhalif hareketi olarak bile görülebiliyor. Savez aleyhine duvar yazılarını Bosna’nın her yerinde görebilirsiniz. Bosnalı taraftarlar her ulusal maçta yaptıkları protesto gösterileriyle oyununu durdurmalarıyla da ün yaptılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savez’in içinde bulunduğu bu durum sadece Bosnalı futbolseverleri etkilemiyor. Aynı zamanda Bosnalı futbolcular için de ulusal takımda oynamak cazip değil. Avrupa liglerinde top koşturan birçok Bosnalı futbolcu ulusal takımı boykot ediyor. Bunun gerekçesi de Savez yöneticilerinin ulusal takımda oynayan futbolculardan rüşvet istemeleri. 2008 Avrupa Kupası eleme maçlarına fırtına gibi başlayan Bosna-Hersek ulusal takımı bu performansını devam ettirememiş ve grup maçlarında ardı ardına dramatik mağlubiyetler almıştı. En önemli oyuncularından yoksun Bosna’nın deplasmanda Norveç galibiyeti ve kendi evinde Türkiye’yi yenmeleri dışında kayda değer bir başarıları olamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat geçtiğimiz Temmuz ayında birden taşlar yerinden oynadı ve Bosna-Hersek ulusal futbol takımına bir hareketlilik geldi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;ÖNCE TEKNİK DİREKTÖRÜN KELLESİ!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu başarısız gidişin faturası ise bizim de yakından tanıdığımız 1987-1990 yılları arasında Adanademirspor’un, 1998-99 sezonunda da Adanaspor’un teknik direktörlüğünü yapmış olan Fuat Muzuroviç’e kesildi. Geçici bir dönem Muzuroviç’in yerine futbol oynadığı dönemlerde Barcelona, Deportivo, Vitoria gibi takımlarda oynamış ve futbolculuk kariyeri parlak olan, yalnız teknik direktörlük tecrübesi olmayan henüz 41 yaşındaki Meho Kodro getirilmişti. Kodro’nun da Savez’le yaşadığı bir sorun sonrasında bileti kesildi ve 10 Temmuz’da Saraybosna yeni bir haberle sarsıldı: Bosna-Hersek ulusal takımını 2010 Dünya Kupası elemeleri için “Çiro” yani Miroslav Blazeviç çalıştıracak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;KİM BU ÇİRO?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6VhId_nOI/AAAAAAAAAPU/-LRLPf9TjTw/s1600-h/blazevic_ciro12311-v.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6VhId_nOI/AAAAAAAAAPU/-LRLPf9TjTw/s320/blazevic_ciro12311-v.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255302211629456610" /&gt;&lt;/a&gt;Lakabı Çiro olan Blazeviç futboldaki “dedeler” ekolünün bir temsilcisi: 73 yaşında. Çiro çok parlak bir futbolcu olamadığını, bundan dolayı teknik adamlık kariyerine erken başladığını sürekli söylüyor. Daha 33 yaşındayken İsviçre’nin FC Vevey takımında başladığı teknik direktörlük karıyerine daha sonra Sion ve Lausanne’da devam etmiş. En sonunda İsviçre ulusal takımında antrenörlük seviyesine kadar yükselmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketi Yugoslavya’ya geri dönen Çiro Dinamo Zagreb’deki üçüncü sezonunda takımına 24 seneden sonra ilk şampiyonluğu tattırarak kahraman olmuş. Yugoslavya’da yavaş yavaş belirmeye başlayan siyasi karışıklı Çiro’nun kariyerini de etkilemiş. Yugoslavya’da ve Avrupa’da PAOK, Grasshoper, Priştina, Nantes gibi farklı farklı takımları çalıştırmış. Fransa’daki yıllarında şike olaylarına karışması Çiro’nun da kariyerinin sonunu getirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde siyasilerle düşüp kalkmaya başlayan Çiro Hırvat aşırı milliyetçi lider Tujman’ın yanında yer almış ve büyük şefin de destek verdiği Dinamo Zagreb’in hem teknik direktörlüğüne hem de başkanlığına getirilmiş. 1993’te şampiyonluk, 1994’te Hırvatistan Kupası’nı kazanarak rüştünü yeniden ispatlayan Çiro hemen ertesinde Hırvatistan ulusal takımının başına getirilmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;HIRVATİSTAN’I DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ YAPAN TEKNİK DİREKTÖR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çiro’nun Hırvatistan’ı, Hırvatistan futbol tarihinin en başarılı takımıdır. Eleme grubunu İtalya’nın önünde liderlikle tamamlayan Hırvatistan İngiltere’deki EURO 96’da önemli başarılara imza atmıştı. Fakat, asıl sansasyonel başarı iki sene sonra, Fransa’daki Dünya Kupası’nda geldi: Futbolseverlerin sempatisini toplayan kırmızı-beyaz damalı ilginç formalarıyla dikkati çeken Hırvatlar dünya üçüncüsü oldular. Bu başarı Çiro için şans getirmedi. Önce İran ulusal takımı, sonra yeniden Dinamo Zagreb… Sansasyonların adamı Çiro bu sefer Dinamo Zagreb’in ezeli rakibi Hajduk Split’e giderek hem Dinamo, hem de Hajduk taraftarlarıyla papaz oldu. Avrupa kupalarında Macaristan’ın Debrecen ekibine toplamda 8-0’lık bir skorla yenilen Hajduk, evine teknik direktörsüz dönmüştü. Çiro farklı takımları kısa dönemlerle çalıştırırken birden ilginç bir teklif aldı. Bir dönem Osmanlı’ya da eyalet başkentliği yapmış Bosna’nın Travnik kentinde doğan Bosnalı Hırvat asıllı Çiro’yu memleketi geri çağırıyordu: “Gel ve Bosna’nın başına geç!” Tam da kariyerinin sonuna yaklaşmışken memleketinden gelen bu teklif, Çiro için çok cazipti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;FUTBOLCULARLA BARIŞ, BOSNA’YLA BARIŞ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çiro’nun ulusal takıma gelir gelmez yaptığı ilk iş takıma küs olan Avrupa’da oynayan futbolcuların gönlünü almak oldu. Yeni teknik direktör takıma ayrı bir hava getirdi ve Estonya karşısında alınan 7-0’lık galibiyet sadece futbolcuları değil, Bosna ulusal takımından umutlarını kesen Bosnalıları da aşka getirdi. Ulusal takımın başına futbolseverler tarafından bilinen, parlak bir kariyeri olan birisinin getirilmesi Bosnalı futbolseverlerin ulusal takımla daha da ilgili olmasını doğurdu.&lt;br /&gt;Daha da ötesi, Çiro’nun Bosnalı Hırvat olması ülkede 13 yıldır sağlanamamış entegrasyonu da sağlama potansiyeline sahip. Örneğin, geçtiğimiz yaz Bosna’da oynanan Bosna-Hırvatistan maçında Hırvat taraftarların çoğunluğu Bosnalı Hırvatlardı. Üstelik, bu taraftarların önemli bir kısmı Çiro’nun da memleketi olan Travnik’ten gelmişlerdi. Bu değişiklikle sadece Bosnalı Hırvatların değil, oluşan birlik ve beraberlik havasıyla Bosnalı Sırplar’ın da Bosna ulusal takımına daha sempatik yaklaşması bekleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;3-5-2’NİN YILMAZ SAVUNUCUSU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Çiro’nun taktiğine… Aslında Türk futbolu için yabancısı olmadığımız Yugoslav ekolünün tipik bir portresini çiziyor Çiro: Çalıştırdığı tüm takımlar gibi Bosna-Hersek de topa orta sahada basıp, teknik becerileriyle ayakta tutmaya çalışıyor. Kaptırırlarsa Yugoslav faulüyle rakibi durduruyorlar. Top ayaklarındayken rakibi üstlerine çekmeye çalışıyorlar ve bunu becerdikleri takdirde topu hızlı kanat adamlarına açıp gol yollarına gidiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;İŞTE KADRO&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bosna-Hersek Ulusal takımının Türkiye karşısında şu onbirle çıkması bekleniyor:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kaleci: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kenan Hasagiç (İstanbul BB) &lt;br /&gt;Defans:&lt;br /&gt;Emir Spahiç (Lokomotif Moskova)&lt;br /&gt;Saşa Papats (Glasgow Rangers)&lt;br /&gt;Cemal Berberoviç (Litex), &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Orta saha:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Elvir Rahimiç (CSKA Moskova)&lt;br /&gt;Zvjezdan Misimoviç (Wolfsburg, Njemačka),&lt;br /&gt;Senijad Ibriçiç (Hajduk Split)&lt;br /&gt;Miralem Pjaniç (Lion)&lt;br /&gt;Samir Muratoviç (Sturm Graz).&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Forvet:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Zlatan Muslimoviç (PAOK)&lt;br /&gt;Edin Ceko (Wolfsburg)&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yedekler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Goran Brašnić (Inter Zagreb)&lt;br /&gt;Safet Nadarević (Eskişehirspor)&lt;br /&gt;Ivan Radeljiç (Energie Kotbus)&lt;br /&gt;Adnan Mravats (Materzburg)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dario Damjanoviç (Luch Energija)&lt;br /&gt;Sejad Salihoviç (Hoffenheim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mladen Bartoloviç (Hajduk Split) Vedad İbişeviç (Hoffenheim)&lt;br /&gt;Admir Vladaviç (Žilina Bratislava)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;“İYİ GÜNÜMÜZDE OLURSAK KARŞIMIZDA KİMSE DURAMAZ!”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çiro, 7 Ekim günü Saraybosna’da gazetecilere verdiği demeçte “İyi günümüzde olursak, karşımızda kimse duramaz” şeklinde konuştu. Geçtiğimiz haftalarda farklı liglerde oynayan futbolcularını bizzat kendisi gidip izleyen Çiro, bu izlenimleri neticesinde futbolcularının çoğunun formda olduğunu ve bundan dolayı memnunluğunu belirtiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolculardan özellikle Misimoviç ve Muslimoviç’in formlarının zirvesinde olduğunu söyleyen Çiro sakatlıklardan çekiniyor. Sağ arka adalesinde çekme olan Wolfsburg’un yıldız oyuncusu Muslimoviç’in oynayıp oynayamayacağı maç gününde belli olacak. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;BOSNA’NIN EJDERHASI: SPAHİÇ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6WM5zN8nI/AAAAAAAAAPk/wPwh_XWvnNw/s1600-h/n71108235_31269126_8690.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6WM5zN8nI/AAAAAAAAAPk/wPwh_XWvnNw/s320/n71108235_31269126_8690.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255302963606188658" /&gt;&lt;/a&gt;Bosna ulusal takım tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde takım içinde aile havasının olduğunu vurgulayan Çiro forvet hattının formunun doruğunda olduğunu, tek sorunun defansta olduğunu, bu açığın ise Kaptan Spahiç tarafından kapatılacağına inandığını söylüyor. Kaptan Spahiç’in de ufak tefek sakatlıklarının bulunduğunu fakat bu sakatlıkların İstanbul’da oynamasına engel olamayacağını belirten Çiro, Spahiç’in “Bosna’nın Ejderhası” olduğunu söylüyor. Bilindiği gibi “Bosna’nın Ejderhası” (Zmaj od Bosne) 1831 yılında Osmanlılara karşı ayaklanan Gradaşçeviç Bey’in takma ismidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BOSNALI TARAFTARLAR DA GELİYOR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bosna Hersek Futbol Federasyonu’nun açıklamalarına göre şu ana kadar Türkiye Futbol Federasyonu’nun Bosna için ayırdığı 1600 biletin 400 kadarı satılmış durumda. Gelen taraftarların büyük çoğunluğu küçük bir kaçamak yapıp hem İstanbul’da Sonbahar’ın keyfini çıkarmak, hem de Bosna’nın maçını izlemek gayesindeler. Örneğin Bosna’nın kuzeyindeki Tuzla’da yaşayan Azra ve Emir Bektaşagiç çifti bu fırsatı evliliklerinin onbirinci yılında ikinci bir balayı fırsatı olarak kullanacaklarını belirtiyorlar. Bosna’daki savaş sırasında Londra’da mülteci olduğu yıllarda Türklerle birlikte yaşadığını anlatan Azra, Türklerin kalbinde her zaman önemli bir yeri olduğunu. Büyük oğlunun Türkçe öğrendiğini ve bu duygularının tüm Boşnaklar için geçerli olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Ama sizi yenmeye geliyoruz”. Futbola ilgili duymayan Bosnalıların bile bu maçı merakla beklediklerini ifade eden Azra “Türkiye maçı bizim için kardeşler arasında bir maç olacak. Kim kazanırsa kazansın üzülmeyeceğiz. Ama herkes erkek kardeşini yenmeyi ister” diyerek maçın atmosferini özetliyor. Azra ve Emir çifti Bosna’nın savaştan bu yana hala sıkıntılı bir dönem geçirdiğini, bu ve buna benzer başarılara ihtiyaç duyduklarını, maçta alınacak zafere Bosna’nın daha çok ihtiyaç duyduklarını belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6WuTYwP4I/AAAAAAAAAPs/taCAHMbZ7xk/s1600-h/07.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6WuTYwP4I/AAAAAAAAAPs/taCAHMbZ7xk/s320/07.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255303537410195330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ÇİRO’NUN BOSNALI TARAFTARLARDAN RİCASI: “TÜRKİYE FORMASI GİYMEYİN!”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bosna stadyumlarında Türk takımlarının formalarını ve atkılarını sıklıkla görebilirsiniz. Taraftarlar destekledikleri takımın rengine göre Türkiye’deki bir takımın kaşkolunu, formasını giymeyi çok severler. Geçtiğimiz yaz Sarajevo taraftarı bir futbolseverde “BOLUSPOR” kaşkolu bile görmüştüm. Bosnalılar aynı zamanda Türkiye’nin ve UEFA’da başarı klazanan Türk takımlarının zaferlerini kutlamayı da huy edinmişler. Türkiye’nin her önemli zaferi sonrası Saraybosna’nın merkez mahallesi “Başçarşı” adeta Taksim’i andırıyor. Ulusal maçlarda da ay-yıldızlı forma ve kaşkollarla maçlara gitmeyi huy edinen Bosnalı taraftarları Çiro uyarıyor. “Türkiye’yle maç yapıyoruz, Bosna’nın renkleriyle bizi destekleyin.”&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6YNyNuh_I/AAAAAAAAAP0/83kylIniooU/s1600-h/02agustos2008+001.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6YNyNuh_I/AAAAAAAAAP0/83kylIniooU/s320/02agustos2008+001.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255305177773017074" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BOSNALI TARAFTARLAR: TÜRKLERİ ÖNCE ŞAŞIRTACAĞIZ, SONRA YENECEĞİZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bosna ulusal takımının ateşli taraftar grubundan yaklaşık 50 kişilik bir grup da maçı izlemek için İstanbul’a gelecekler. İstanbul’daki maçın onlar için önemli olduğunu, ikinci vatanlarına gelmiş gibi kendilerini hissediceklerini belirten taraftarlar “Türkiye bizim ikinci evimiz. Dolayısıyla Türkiye-Bosna maçı iki kardeş arasında oynanan bir maç olacak. Ama biz kazanacağız!” diyerek durumu özetliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6ZEzPe9BI/AAAAAAAAAP8/aP-4mKJCjpw/s1600-h/03.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6ZEzPe9BI/AAAAAAAAAP8/aP-4mKJCjpw/s320/03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255306122941625362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-410081040414819783?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/410081040414819783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=410081040414819783' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/410081040414819783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/410081040414819783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/10/trkiyeyi-srpriz-bekliyor.html' title='TÜRKİYE’Yİ SÜRPRİZ BEKLİYOR'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SO6Uppg7XpI/AAAAAAAAAPE/rRSnAAf1PMU/s72-c/06.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-7748850687448280962</id><published>2008-08-14T12:17:00.002+03:00</published><updated>2008-08-14T12:27:53.360+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Krijari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şkripari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiroki brijeg'/><title type='text'>ŞİROKİ BRİJEG – BEŞİKTAŞ MAÇINDA BEŞİKTAŞ’I DESTEKLEMEK İSTEYEN BOSNALI TARAFTARLARA ENGEL</title><content type='html'>Bosnalı yetkililer talep nedeniyle,normalde biletleri maçın oynandığı gün stadyum girişinde satışaçıkarırken, Beşiktaş maçı için biletleri iki gün öncesinden satışa çıkardıklarını duyurdular. MaçaŞİroki Brijeg taraftarlarının büyük bir ilgisi var.Nitekim,Beşiktaş Şiroki Brijeg'e şimdiye kadar gelmiş en büyük takımlardan birisi ve aynı zamanda geçtiğimiz hafta Çelik takımı karşısında alınan 4-0'lık galibiyet de taraftarları coşkulandırmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünkü (13 Ağustos 2008) Bosna'nın günlük gazetelerinden Dnevni Avaz gazetesinde daha önce 2005 yılında Konyaspor'da yarım sezon forma Vladimir Vasilj rakipBeşiktaş hakkında söylenecek çok şeyin olduğunu,çılgın bir taraftar grubuna,şanlı bir geçmişe ve kaliteli bir takıma sahip olduklarını belirtti. Beşiktaş'ın Türkiye'nin en iyi takımlarından biri olduğunu ekleyen Vasilj topun yuvarlak olduğunu ve kimin kazanacağının maçın başında belli olamayacağını söyledi. Vasilj Kaunas'ın Rangers'ı, BATE Borisov'un da Anderlecht'i elediği gibi, Şiroki Brijeg'in de Beşiktaş'ı eleyebileceğini ve kendi evlerinde alacakları bir mağlubiyet haricinde her türlü skorun kendileri için avantaj yaratacağını belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 kadar BJK taraftarı Bosnaya geldi. Tahmin edildiği gibi Bosnalı bir çok futbolsever Beşiktaş tribünlerinde maçı izlemek istiyor. Bosnalı Hırvat taraftarla oluşabilecek bir çatışmayı engellemek için Bosnalı yetkililer Beşiktaş tribününe Türk pasaportu olmayanları almayacaklarını bildirdiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-7748850687448280962?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/7748850687448280962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=7748850687448280962' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/7748850687448280962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/7748850687448280962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/08/iroki-brijeg-beikta-mainda-beiktai.html' title='ŞİROKİ BRİJEG – BEŞİKTAŞ MAÇINDA BEŞİKTAŞ’I DESTEKLEMEK İSTEYEN BOSNALI TARAFTARLARA ENGEL'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-5363879724111244920</id><published>2008-08-13T22:10:00.008+03:00</published><updated>2008-08-13T22:20:33.527+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Krijari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şkripari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='petsari stadyumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiroki brijeg'/><title type='text'>ŞİROKİ BRİJEG BEŞİKTAŞI BEKLİYOR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SKMykyfP76I/AAAAAAAAAOE/VVnayRhXQKc/s1600-h/100px-NK_Siroki_Brijeg.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SKMykyfP76I/AAAAAAAAAOE/VVnayRhXQKc/s400/100px-NK_Siroki_Brijeg.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234082799544168354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ŞİROKİ NERESİ?&lt;br /&gt;Beşiktaş’la eşleştiğinden beri genelde diğer takımlarla ilgili haberleri ikinci elden alan Türk medyası tarafından “Siroki Brijeg” olarak belirtilen takımın ismi Hırvatça’da “Široki Brijeg” diye yazılıyor.Türkçe’de ise Şiroki Briyeg olarak okunuyor. Biz ise hem orijinaline sadık kalıp hem de Türkçe karakterleri kullanarak takımın ismini Şiroki Brijeg olarak ifade edeceğiz. Takımın tam ismi NK Şiroki Brijeg; yani Nogometni Klub Şiroki Brijeg. Nogo Hırvatça’da “ayak” demek, “met” ise top anlamına geliyor. Nogomet ise “ayaktopu” yani futbol teriminin Hırvatçası. Fakat, Bosna-Hersek’teki bir takımın ismi neden Hırvatça? Çünkü, Şiroki Brijeg Bosnalı Hırvatların takımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosna’da futbol takımlarının karakterinin anlaşılması için, hangi kentten geldiklerini ve geldikleri kentin özelliklerini bilmek gerekiyor. Bosna’nın güneyinde Hersek bölgesinde, Hırvatistan sınırının hemen yanı başında 8 bin nüfuslu ufak bir kasaba. Çevre köylerin nüfusuyla beraber 30.000’i geçmiyor. Şiroki Brijeg ilinin %99’u Bosnalı Hırvatlar’dan oluşuyor ve sınırda olmasından dolayı da Şiroki Brijeg’in iktisadi ve kültürel anlamda Bosna’dan çok Hırvatistan’a yakın olduğunu söylemek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiroki Brijeg, 2. Dünya Savaşı sırasında kukla Hırvat faşist rejiminin kalelerinden biri olarak biliniyor. Nitekim, komünist rejim döneminde kasabanın ismi değiştirilmiş. Fakat, 1990 yılında yerel yönetime Hırvat milliyetçilerinin gelmesiyle Şiroki Brijeg eski adına yeniden kavuşmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KASABANIN GURURU: NK ŞİROKİ BRİJEG&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesine küçük bir kasabanın en önemli gurur kaynaklarından biri de her sene ligde üst basamaklarda mücadele eden, birçok kez şampiyon olmuş bir futbol takımına sahip olmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1948 yılında kurulmasına rağmen, rejimle ters düşen bir kasaba olmasından dolayı Şiroki Brijeg’in futbol takımının 1990’lı yıllara kadar hemen hemen hiç bir başarısı yok. Fakat bu tarihten sonra gerek Bosna’daki, gerek Hırvatistan’daki, gerekse de dünyanın dört bir yanına, özellikle de Avustralya ve Avusturya’ya yayılmış olan diasporadaki hemşerilerinin maddi desteğini arkasına alan Şiroki Brijeg başarı basamaklarını yavaş yavaş tırmanmaya başlamış. 2000 senesine kadar 7 sezon oynanan Bosnalı Hırvatların futbol ligi olan Hersek-Bosna Ligi’nde 1994, 1995, 1996,1998 senelerinde toplam 4 kere şampiyon olan Şiroki Brijeg, 2000 yılından sonra Bosnalı Sırp, Hırvat ve Boşnak futbol takımlarının oluşturduğu “Bosna-Hersek Premier Ligi”nde 2004, 2005 ve 2007 senelerinde toplam 3 kere şampiyon olmuş. Şiroki Brijeg, günümüz Bosna-Hersek futbolunun en başarılı takımlarından biri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAKIMIN TAMAMI KATOLİK&lt;br /&gt;Başarının parayla ne derece mümkün olabileceğinin ispatı olan Şiroki Brijeg’in 36 kişilik kadrosunda sadece 11 tane Bosnalı oyuncu var ve bunların hepsi de Bosnalı Hırvat. Geriye kalan 25 oyuncunun 10’u Hırvatistan vatandaşı. 15 oyuncunun yabancı kökenli olması Şiroki Brijeg’in hangi kaynaklar ile “kasabanın gururu” olduğunu gösteriyor. Fakat dikkat edilmesi gereken bir konu var, o da 36 oyuncunun tamamının Katolik olması. Takımın yazılı olmayan kuralı; Katoliklerden başka dine mensup kişilerin takımda oynayamayacağı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar Şiroki Brijeg’in sağlam maddi kaynakları olsa da, transfer sezonunda sıkıntılarla karşılaşıyorlar. Takımın Katolik olmayan futbolculara kapalı olması, Katolik futbolcuların ise böylesine küçük bir kasabada oynamaya fazla da istekli olmadıkları bilinen bir gerçek. Dolayısıyla, Şiroki Brijeg’e transfer olan futbolcular genelde kariyerinin sonuna yaklaşmış veya başka bir takımda oynayabilecek yetenek ve potansiyele sahip olmayan oyuncular oluyor. Futbolcuların Şiroki Brijeg’e gelmek istememelerinin bir diğer nedeni de,Şiroki Brijeg’e yüklenen siyasi anlamlar. Birçok futbolcu bu derecede siyasallaşmış bir futbol takımında oynamayı tercih etmiyor. Gelen oyuncular da genellikle “körelmiş” olarak geri dönüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAĞLAM DEFANS, ZAYIF FORVET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar,geçtiğimiz sezonu Bosna-Hersekşampiyonu Modriça’nın sadece bir puan ardından 54 puanla ikinci sırada bitirmişolsa da,Şiroki Brijeg gol yollarındaki kısırlığıyla dikkat çekiyor. 30 maçta rakip fileleri sadece 44 kez havalandırabilmişler. Fakat, aynı zamanda 29 gol yemişler. Az gol atıyorlar fakat çok da kolay gol yemiyorlar. Yine de hemen hemen her maç başına bir gol yemişler. Bu sene defans hattında işleri biraz daha zor. Defansın belkemiği, 29 yaşındaki Velimir Vidiç sezon sonunda Şiroki Brijeg’leyolunu ayırdı ve Slovakya’nın adı sanı duyulmamış bir takımına MŞK Jilina’ya transfer oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın en iyi oyuncusu olarak Dalibor Şiliç gösteriliyor. Tecrübeli orta saha oyuncusu geçen sezon Sarajevo’dan transfer edilen Marciano’yla birlikte orta sahada iyi bir ikili oluşturuyor. Bir önceki sezon şampiyon olan Sarajevo’nun oyun kurucusu ve dinamik orta saha oyuncusu Marciano başarılı sezonun ardından Eintracht Frankfurt tarafından transfer edilecekti. Fakat bu transferin yatmasıyla araya Şiroki Brijeg’in yöneticileri girip, yıldırım hızıyla transferi gerçekleştirmişlerdi. Beşiktaş’ın da en çok dikkat etmesi gereken oyuncuların başında Marciano geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“PARTİZAN”I DEĞİL, “PARTİZANİ”Yİ ELEDİLER&lt;br /&gt;14 Ağustos’ta UEFA Kupası ön eleme karşılaşmasında temsilcimiz Beşiktaş’la karşılaşacak olan Şiroki Brijeg bir önceki turda Arnavutluk ekibi Partizani’yle ilk maçta kendi evinde 0-0 berabere kalmış, deplasmanda 3-1 galip gelerek turu geçmişti. Seyircisiz oynamaya ve deplasman maçlarında rakip takımın taraftarlarının baskısı altında maça çıkmaya alışkın olan Şiroki Brijeg’in Beşiktaş’a da İnönü’de bir sürpriz yapması muhtemel. Fakat, bir önceki turda Şiroki Brijeg’in Belgrad’ın meşhur Partizan’ı değil de, Avrupa’nın en kalitesiz liglerinden birine sahip Arnavutluk’un Partizani’sini elediğini hatırlamak lazım. Nitekim, Türkiye’deki kimi spor yazarları da bu hataya düşüp söz konusu iki takımı karıştırmakta ve Şiroki Brijeg’in “Partizan” gibi güçlü bir ekibi elediği yönünde yorumlar yapmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deplasman maçlarında siyah-sarı forma tercih eden Şiroki Brijeg, kendi evinde oynadığı maçlarda mavi-beyaz formayı tercih ediyor. Şiroki Brijeg’in maçlarını oynadığı Petsara Stadyumu’nun taraftar kapasitesi kasabanın nüfusuyla aynı: 8000! Maçlara çevre köylerden ve kimi zaman siyasi anlamı yüksek maçlarda çevre illerden de Hırvat taraftarlar geliyor, fakat yine de çoğu zaman Şiroki Brijeg boş tribünlere oynuyor. Petsara Stadyumu UEFA kriterlerini tamamlamış bir stadyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç gece oynanacak. Fakat Şiroki Brijeg Akdeniz iklimi etkisi altında bir bölgede bulunuyor. Maçgünü hava sıcaklığının 35-40 derece arasında olması bekleniyor. Geceleri Adriyatik’ten Bosna dağlarına esen Bora meltemi maç saatinde futbolculara nefes aldırabilir. Ekibimiz Beşiktaş büyük ihtimalle Şiroki Brijeg’e 45 dakika uzaklıktaki Mostar’da konaklayacaklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAVİ-BEYAZ MAĞARA ADAMLARI&lt;br /&gt;Şiroki Birijeg’in taraftar grubunun adı Şkripari. “Şkripine” Hırvatça’da mağara oyuğu anlamına geliyor. 1945 yılında Partizanların zaferinden sonra dağlarda saklanan Hırvat aşırı milliyetçilerine “mağara oyuğunda yaşayan” anlamına gelen “Şkripar” denilirmiş. “Şkripari” ise bunun çoğul biçimi. Şiroki Brijeg taraftarlarının bu ismi almasına pek de şaşmamak lazım. Şiroki Brijeg taraftarları aynı zamanda “Krijari” ismiyle de anılıyor.Krijari ise Hırvatça’da “Haçlılar” anlamına geliyor. Yukarıda da değindiğimiz gibi tamamı Katoliklerden oluşan ve Hırvat milliyetçilerinden sağlam maddi destek alan Şiroki Brijeg taraftarlarının siyasi bir taraftar topluluğu olduklarını söylemek mümkün. Şkripari, Bosna-Hersek ulusal takımını değil de,Hırvatistan ulusal takımını desteklemesiyle de biliniyor.Geçtiğimiz yaz Saraybosna’da oynanan Bosna Hersek – Hırvatistan dostluk karşılaşmasında Şkripari ve Bosna’daki birçok Bosnalı Hırvat Bosna-Hersek’i değil de, Hırvatistan’ı desteklemişti. Hatta, maç öncesi ve sonrasında Bosnalı Hırvat ve Boşnak taraftarlar arasında sokak kavgaları meydana gelmişti. Hemen hemen bütün Şiroki Brijeg taraftarlarının Dinamo Zagreb taraftarı olduklarını söylemek de mümkün. Şiroki Brijeg’de vücut bulan aşırı Hırvat milliyetçiliği kimi zaman Bosnalı Hırvatlar tarafından bile tepkiyle karşılanıyor. Bosnalı Hırvatlar tarafından bile kimi zaman antipatiyle karşılanan Şiroki Brijeg Bosnalı birçok futbolseverin nefretini kazanmış durumda. Bu nefretin nedeni ise kulübün siyasi niteliği ve başarının ardında yatan “para” faktörü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOŞNAKLAR BEŞİKTAŞ’I DESTEKLEMEYE HAZIR&lt;br /&gt;Bazı Bosnalı Hırvatların geçtiğimiz ay EURO 2008’daki Hırvatistan-Türkiye maçından sonra kutlama yapmak isteyen Boşnaklara saldırmaya kalkışması birçok Bosnalı futbolsever tarafından unutulmuş değil. Boşnak futbolseverler otobüs ayarlanması durumunda maç için Şiroki Brijeg’e gidebileceklerini belirtiyorlar. Saraybosna’ya 3 saat, Mostar’a ise sadece 45 dakika mesafede olan Şiroki Brijeg’deki maç gece oynanacağı için kendi imkanlarıyla Şiroki Brijeg’e gitmek isteyen taraftarların geri dönüşlerinin çok zor olacağından taraftarların ulaşımını sağlamak için otobüs organizasyonu yapmak şart. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulaşım sorununun halledilmesi durumunda Şiroki Brijeg’deki maça Beşiktaş’ı desteklemek için seve seve gideceklerini belirten bazı Boşnak taraftarlar, bunun için Saraybosna takımları olan Zeljeznicar ve Sarajevo ile Mostar takımı olan Velez takımı ile bu takımların taraftar grupları olan Horde Zla, Maniatsi ve Red Army ile temasa geçilmesinin organizasyonu daha da kolaylaştrıcağını ve Beşiktaş’a ayrılan koltuklarda İstanbul’dan gelecek taraftarlardan geriye kalan kotanın Boşnak taraftarlar tarafından rahatça doldurabileceğini belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı farklı formatta &lt;a href="Lig TV"&gt;http://www.ligtv.com.tr/LigTvComTrOzel.aspx?r=1&amp;hid=42673&lt;/a&gt; adresinde de yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-5363879724111244920?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/5363879724111244920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=5363879724111244920' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/5363879724111244920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/5363879724111244920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/08/iroki-brijeg-beiktai-bekliyor.html' title='ŞİROKİ BRİJEG BEŞİKTAŞI BEKLİYOR'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SKMykyfP76I/AAAAAAAAAOE/VVnayRhXQKc/s72-c/100px-NK_Siroki_Brijeg.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-814002546296229008</id><published>2008-07-04T15:16:00.008+03:00</published><updated>2008-07-04T15:25:55.900+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sivasspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karadağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Grbalj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='intertoto'/><title type='text'>SİVASSPOR’UN RAKİBİ KARADAĞ TEMSİLCİSİ GRBALJ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4WpiaGHhI/AAAAAAAAAMU/VLrC-3x_oZI/s1600-h/FKGrbalj.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4WpiaGHhI/AAAAAAAAAMU/VLrC-3x_oZI/s200/FKGrbalj.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219133921035689490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;İntertoto Kupası birinci tur karşılaşmaları sonucu Sivasspor’un Grbalj ile oynayacağı 28 Haziran, Cumartesi günki maçta Karadağ temsilcisi Grbalj’in Bosna temsilcisi Çelik’i kendi evinde 2-1 yenmesiyle kesinleşti. İlk maç Bosna’da Zenica’da oynanmış ve Çelik Grbalj’i 3-2 yenmişti. Averaj eşitliğinde deplasmanda atılan gollerde avantajlı olan Grbalj, turu geçen taraf oldu. Maçı Sivasspor antrenörü Esat Karaberberoğlu da izledi.    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;b style=""&gt;Sürpriz Sonuç&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4VxZ7d-LI/AAAAAAAAAL0/ws8ZYDOkspE/s1600-h/GrbalCelikMac.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4VxZ7d-LI/AAAAAAAAAL0/ws8ZYDOkspE/s200/GrbalCelikMac.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219132956687071410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Rakibine göre kağıt üzerinde daha zayıf bir ekip olan Grbalj’in turu geçmesi sürpriz olarak nitelendiriliyor. Tarihinde kayda değer bir sportif başarısı bulunmayan Grbalj’in Çelik’i yenmesi şimdiye kadarki en önemli başarı olarak kabul ediliyor. Geçtiğimiz sezon da İntertoto Kupası’nı Karadağ’ı temsilen katılmaya hak kazanan Grbalj Romen “AFC Gloria 1922 Bistrita” gibi yine ismi duyulmamış bir takıma elenmişti. Çelik karşısında alınan galibiyet ve İntertoto’da bir üst tura atlama Grbalj’in tarihinde elde ettiği en büyük uluslararası başarı.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;Bosna’da oynanan maçta 7. dakikada ilk golü bulmasına rağmen, kendisinden daha güçlü olan rakibinin üç golüne engel olamayan Grbalj oyun disiplininden uzaklaşan rakibine uzatmalarda bir gol atmayı başarmıştı. Bu gol Grbalj için altın değerinde bir goldü. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;Karadağ’da 2500 taraftarın izlediği maça Çelik 18. dakikada genç yıldız Emir Hadziç’in ayağından kazandığı golle galip başladı. Fakat, maçın ikinci yarının başlarında 51. dakikada Grbalj’in Bosna’daki maçta uzatma dakikasındaki kritik golü atan Darko Paviçeviç’in golüyle durumu eşitledi ve Grbalj takımının tur umudunu arttırdı. Kasalica’nın 75. dakikada attığı gol de Grbalj’e turu getirdi.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;b style=""&gt;Çelik’in hedefi İntertoto değilmiş!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4VpzxdLgI/AAAAAAAAALs/k343_GxhTmk/s1600-h/CelikGrbaljMac.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4VpzxdLgI/AAAAAAAAALs/k343_GxhTmk/s200/CelikGrbaljMac.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219132826185444866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Turun favorisi olarak gösterilen Çelik’in Grbalj’e elenmesinin yankıları sürüyor. Çelik yönetimi bu sezon asıl hedefinin Bosna-Hersek şampiyonluğu olduğunu açıklasa da taraftarlar açısından bu açıklama pek inandırıcı gelmiyor. Bosnalı taraftarlar alınan sonuçtan futbolcuları sorumlu tutarken, özellikle Karadağ’daki maçta oyuncuların isteksiz oynamalarının nedenini maçın oynandığı gün neredeyse 40 dereceye varan hava sıcaklığına bağlıyorlar. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;b style=""&gt;İlk maç Karadağda&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;İntertoto Kupası ikinci tur maçlarında eşleşen Sivasspor ve Grbalj ilk maçı 5 Temmuz Cumartesi günü Karadağ’da oynayacaklar. Portekizli hakem üçlüsünün yöneteceği maçın rövanşı ise 18 Temmuz Cuma günü Sivas 4 Eylül Stadyumu’nda oynanacak. Bu maçı ise Ukraynalı hakem üçlüsü yönetecek.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;b style=""&gt;Sivassporlu futbolcular çok ter dökecek!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4WPtXSgrI/AAAAAAAAAMM/tJYB6OGluto/s1600-h/PavicevicGoldenSonra.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4WPtXSgrI/AAAAAAAAAMM/tJYB6OGluto/s200/PavicevicGoldenSonra.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219133477300110002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Grbalj’in maçlarını oynadığı Radonoviçi Stadyumu UEFA kriterlerine uymadığı için maç Radonoviçi’ye yaklaşık &lt;st1:metricconverter productid="50 kilometre" st="on"&gt;50 kilometre&lt;/st1:metricconverter&gt; uzaklıktaki Karadağ’ın en büyük ikinci kenti olan Niksiç Şehir Stadyumunda oynanacak. Niksiç Stadyumu’nda ışıklandırma olmadığı için maç yerel saatle 18.00’de (T.S.İ. 19:00) oynanacak. Gün içinde 40 dereceye varan sıcaklığın bu saatlerde de etkisini hâlâ hissettireceği, özellikle yüksek nem oranının futbolcuların performansını olumsuz yönde etkileyeceği biliniyor. Bu anlamda, Sivassporluları en çok da hava sıcaklığı ve yüksek nem oranı yoracak. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;b style=""&gt;Grbalj’in oyun taktiği&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Grbalj’in en önemli futbolcularından ve Karadağ’ın Avrupa kupalarındaki ilk golü atma ünvanına sahip Miloş Calas geçtiğimiz sezonun şampiyonu Zeta’ya transfer olmuş. En iyi oyuncusu ve Karadağ milli takımı defansının da bel kemiği Luka Pejoviç’i Mogren’e, iki Nijeryalısı Victor Agboh ve Kelechi Collins’i Mladost Apatin’e kaptıran Grbalj’in en büyük kaybı ise yaklaşık 800.000 Euro değer biçilen Karadağ’ın en pahalı ayaklarından, bir önceki sezon Karadağ’da en iyi futbolcu ödülünün sahibi ve bu sezon Rudar Pljevlja için ter dökecek olan Aleksandar Nedoviç. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4V4DNxWII/AAAAAAAAAL8/70pRF8_uc0c/s1600-h/taraftar.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4V4DNxWII/AAAAAAAAAL8/70pRF8_uc0c/s200/taraftar.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219133070848907394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yaşadığı mali krizden dolayı kaybettiği futbolcuların yerini dolduramayan Grbalj altyapıdan gelen futbolcularla takımı takviye etmeye çalıştı. Pekin’deki Olimpiyatlar’da Sırbistan Olimpik Futbol Takımı’nı da çalıştıran Grbalj teknik direktörü Neboyşa Vignyeviç genç yeteneklerle çalışma konusunda hayli deneyimli. Maçlarını genellikle tek forvetli 4-5-1 taktiğiyle oynayan Grbalj orta sahada topa sahip olmaya yönelik oyun sisteminde gole dönük orta saha oyuncularıyla sonuca gitmeye çalışırken kendinden daha güçlü olan takımlara karşı kontraatak futbolunu tercih ediyor. Defansta Dragiçeviç, Boyoviç, Petroviç, Gruyiç dörtlüsü, orta sahada Maziç, Videkaniç, Boşkoviç, Kasalica ve Franciskoviç beşlisiyle oynayan Grbalj tek forveti Paviçeviç’in bireysel yeteneklerine güveniyor. Kasalica ve Franciskoviç ortasahadan sık sık ileriye çıkıp gol yollarını zorlayan futbolcuları. Avrupa’nın en uzun boylu halkı olan Karadağlılar fizik üstünlüklerini Yugo ekolünün mirası olan üstün teknik kapasiteyle birleştirip genç ve hızlı oyuncularıyla sürpriz sonuçlar yaratabiliyor. Grbalj de özellikle sıcak havada oyunu yavaşlattıktan sonra hızlı ataklarla sonuca gitmeyi düşünecek. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;30 Haziran Pazartesi günü basına bir demeç veren teknik direktör Vignjeviç, Sivasspor’un favori olduğu turda Çelik’e yaptıkları tarzda bir sürpriz yapıp Grbalj’in turu geçen taraf olacağını iddia etti. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; (Yazı aynı zamanda Lig TV'nin internet sitesinde yayınlanmıştır. &lt;a href="http://www.ligtv.com.tr/ligtvcomtrozel.aspx?r=1&amp;amp;hid=40857"&gt;Tıklayınız&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-814002546296229008?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/814002546296229008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=814002546296229008' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/814002546296229008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/814002546296229008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/07/sivassporun-rakibi-karada-temsilcisi.html' title='SİVASSPOR’UN RAKİBİ KARADAĞ TEMSİLCİSİ GRBALJ'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SG4WpiaGHhI/AAAAAAAAAMU/VLrC-3x_oZI/s72-c/FKGrbalj.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-3227576723496617287</id><published>2008-06-27T16:04:00.015+03:00</published><updated>2008-07-03T22:06:48.654+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saraybosna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna Futbolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sivasspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Čelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karadağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna-Hersek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Grbalj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='intertoto'/><title type='text'>SİVASSPOR'UN İNTERTOTO'DAKİ RAKİBİ KARADAĞ YA DA BOSNA'DAN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTnhl9Jc6I/AAAAAAAAALU/hFWBDAefVm8/s1600-h/Hadzic-Grujic-Cel-Grb.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTnhl9Jc6I/AAAAAAAAALU/hFWBDAefVm8/s200/Hadzic-Grujic-Cel-Grb.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216548832712160162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;İntertoto’daki temsilcimiz Sivasspor’un rakibi Bosna temsilcisi Čelik’in Karadağ takımı Grbalj’la 28 Haziran günü T.S.İ. 18:30’da Niksiç Şehir Stadyumu’nda oynayacağı ön eleme ikinci ayak maçı sonrasında belli olacak. Geçtiğimiz Cumartesi günü (21 Haziran) Zenica Bilino Polje Stadyumu’nda oynanan ilk maçta ev sahibi Čelik takımı Grbalj’i 3-2 yenmişti. Maça hızlı başlayan Grbalj yeni transferi Marko Kasalica’nın 7. dakikadaki golüyle öne geçmeyi başarmıştı. Fakat maçın geri kalan kısmında daha güçlü olan rakip karşısında 30. dakikada Čelik orta saha oyuncusu Mahir Kariç’in golüne engel olamadı. Maçın ikinci yarısında 59. dakikada Yunan hakem penaltı noktasını gösterdi ve Čelik’in skorer oyuncusu Emir Hadziç’in penaltıdan attığı golle Čelik öne geçen taraf oldu. Kırmızı Siyahlı ekipten oyuna ikinci yarıda giren &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Zoran Novakoviç’in 77. dakikada attığı golle farkı arttıran Čelik bu dakikadan sonra daha rahat bir oyun oynamaya başladı. Uzatma dakikalarında kontra ataktan Darko Paviçeviç’in ayağından bir gol bulan Grbalj farkı bire indirdi. &lt;/span&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=""&gt;YUGO EKOLÜ MİRASI&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTloYvMXlI/AAAAAAAAAKc/GOlRrdAOPrY/s1600-h/88px-Yugoslav_Football_Federation_1990.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTloYvMXlI/AAAAAAAAAKc/GOlRrdAOPrY/s200/88px-Yugoslav_Football_Federation_1990.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216546750399798866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;Birçok futbol otoritesinin hemfikir olacağı bir nokta, eğer dağılmasaydı Yugoslavya’nın futbolda Avrupa’nın en güçlü ülkeler arasında yer alacağıdır. Tuna Ekolü diye bilinen ve İkinci Dünya Savaşı öncesinde Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya gibi ülkelerin dünya futbolunda fırtına gibi estiren üstün top tekniğine dayalı Tuna Ekolü, 1950’li yıllarda kondisyon ve takım oyununa da verilen önemle bu ülkeleri Avrupa ve Dünya futbolunda yenilmez kılmıştı. Özellikle fiziksel performanstaki artış, futbolcuların aynı zamanda birden çok spor dalıyla ilgilenmesiyle birebir bağlantılıdr. Siyasi olarak diğer Doğu Avrupa ülkelerinden farklı bir “sosyalist” model izleyen Yugoslavya adeta bir futbolcu fabrikasıydı. Bazı kısıtlamalar olsa da yine de o dönemde Yugoslav futbolcular Avrupa transfer pazarında önemli bir yerdeydi. Ülkenin gelişkin spor altyapısı bu pazarı besleyebilecek kaynaklara sahipti. Türkiye’de de sıkça rastlanılan “Yugo”lar bunun bir örneğidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTluaz-2YI/AAAAAAAAAKk/R-jwBbgrDts/s1600-h/i175.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTluaz-2YI/AAAAAAAAAKk/R-jwBbgrDts/s200/i175.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216546854035970434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;Yugoslavya ulusal futbol takımı, farklı etnik gruplardan oyuncuları barındırmasıyla aynı zamanda ülkenin “birlik” ruhuna da hizmet etmekteydi. Fakat, futbol aynı zamanda Yugoslavya’nın bölünmesinde de önemli bir rol oynadı. Başta Kızılyıldız-Dinamo Zagreb (Sırp-Hırvat) rekabeti olmak üzere Yugoslavya’nın farklı cumhuriyetlerindeki taraftar grupları ülkedeki çatışmalarda etkin rol oynadılar. Yugoslavya’nın dağılması Yugoslav futbol okulunun da tarihe gömülmesine yol açtı. Fakat, yine de 1991’de Yugoslavya tam da dağılmanın eşiğindeyken Kızılyıldız UEFA kupasını kaldırma başarısını göstermişti. 1991-1995 yılları arasında yoğun olarak yaşanan çatışmalar sonrasında iktisadi krizlerle de boğuşan eski Yugoslav ülkelerinde durum yavaş yavaş düzelmeye başladıkça futbol da yeniden uyanmaya başladı. Hırvatistan ve ardından Slovenya’nın uluslararası arenada gösterdikleri başarılara Bosna-Hersek, Makedonya ve Sırbistan’ın “sağı solu belli olmayan” rakipler olarak Avrupa’nın belli başlı takımlarını bile ürküttüğü bilinmektedir. Bu ülkelere bir yenisi eklendi: Karadağ.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=""&gt;KARADAĞ FUTBOLU&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTmjHCp6RI/AAAAAAAAAK0/0odfbz2nFkE/s1600-h/DejanSavicevic.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTmjHCp6RI/AAAAAAAAAK0/0odfbz2nFkE/s200/DejanSavicevic.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216547759261870354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTmYvC8efI/AAAAAAAAAKs/NEX-jm7VwT4/s1600-h/100px-FSCG.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTmYvC8efI/AAAAAAAAAKs/NEX-jm7VwT4/s200/100px-FSCG.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216547581021944306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;İki sene önce bağımsızlığını ilan edip Sırbistan’dan ayrılan 650 bin nüfuslu küçük bir ülke olmasına rağmen, Karadağ futbolda önemli başarılar elde eden Yugoslavya’da futbolcu fabrikası olarak biliniyordu. 1991 yılında UEFA kupasını kaldıran Kızılyıldız kadrosunda yer alan, daha sonra da AC Milan’da senelerce başarılara imza atmış olan Saviçeviç’in yanı sıra, Juventus’un efsanevi oyuncusu Predrag Miyatoviç ve seksenli yıllarda Beşiktaş’ta oynamış olan Kovaçeviç ve Galatasaray’ın efsane kalecisi Simoviç’in de memleketi olan Karadağ iki senedir kendi bağımsız ligine sahip. Menejerliğini Dejan Saviçeviç’in yaptığı Karadağ Ulusal Takımı oyuncularının büyük çoğunluğu yurtdışında profesyonel hayatına devam ediyor. :&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Mladen Bozoviç (kaleci): Partizan / Sırbistan &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Srcan Blaziç (kaleci): Levadiakos / Yunanistan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Darko Bozoviç (kaleci): Partizan / Sırbistan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Vukaşin Poleksiç (kaleci): Debrecen / Macaristan &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Milan Jovanoviç (defans): Cluj / Romanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Savo Paviçeviç (defans): Voyvodina / Sırbistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Radoslav Batak (defans): ANKARASPOR / TÜRKİYE&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Jovan Tanesiyeviç (defans): Dinamo Moskova / Rusya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Dejan Ognjanoviç (defans): Estoril Praia / Portekiz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Elsad Zverotoviç (defans): FC Wil / İsviçrre&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Vlado Yekniç (defans): &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;Wiesbaden&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt; / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Risto Lakiç (defans): Partizan / Sırbistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Simon Vukçeviç (orta saha): SPORTİNG LİZBON / Portekiz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Igor Burzanoviç (orta saha): Kızılyıldız / Sırbistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Mitar Novakoviç (orta saha): OFK Belgrad / Sırbistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Nikola Drinçiç (orta saha): Amkar Perm / Rusya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Vladimir Bojoviç (orta saha): Rapid Bükreş / Romanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Branko Boşkoviç (orta saha): Rapid Viyana / Avusturya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Milorad Pekoviç&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;(orta saha): &lt;st1:place st="on"&gt;&lt;st1:city st="on"&gt;Mainz&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt; / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Corciye Çetkoviç&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;(orta saha): Hansa Rostock / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Rade Ptroviç (orta saha): Borats Çaçak / Sırbistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Yanko Tumbaşeviç (orta saha): Voyvodina / Sırbitan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Vladimir Vuyoviç&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;(orta saha): Luch Energiya / Rusya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Stevan Yovetiç (forvet): FİORENTİNA / İtalya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Mirko Vuçiniç (forvet-kaptan): ROMA / İtalya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Dragan Bogavats (forvet): SC Paderborn 07 / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Milan Puroviç (forvet): SPORTİNG LİZBON / Portekiz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Radomir Calovits (forvet):&lt;st1:place st="on"&gt;&lt;st1:city st="on"&gt;Rijeka&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt; / Hırvatistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Nikola Nikeziç (forvet): &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;Le Havre&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt; / Fransa&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Srcan Radonyiç (forvet): &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;Odense&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt; / Danimarka&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Şu ana kadar hiçbir uluslararası resmi turnuvaya katılmamış olan Karadağ 2010 Dünya Kupası’na katılabilmek için İtalya, Bulgaristan, İrlanda, Gürcistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’yle birlikte 8. Grupta mücadele edecek. Karadağ’a pek şans tanınmasa de özellikle evinde oynayacağı maçlarda Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynayan uluslararası deneyime sahip oyuncuları rakip takımlara kök söktürebilir. Bir çok yıldız oyuncunun yurtdışında oynadığı Karadağ’da Birinci Lig’in tartışmasız en önemli takımı olan Zeta eski günlerini arıyor. Adını Karadağ’ın antik dönemdeki coğrafi ismine borçlu olan “Zeta”, 1927 yılında kurulmasıyla Karadağ’ın ilk futbol kulüplerinden. Kulübün 2000 yılından bu yana başkanlığını yürüten eski Yugoslav gizli servis şefi, yeni işadamı Rayo lakaplı Radoyitsa Bojoviç döneminde özellikle altyapıya önem verilmiş. Altyapıya verilen önemin meyvaları Rayo’nun başkanlığındaki dördüncü sezonda toplanmaya başlanmış ve Zeta 2004/2005 Sırbistan-Karadağ liginde Kızılyıldız ve Partizan gibi takımların ardında ligi üçüncülükle bitirmiş. Bir sonraki sezon bağımsızlığını ilan eden Karadağ’ın ulusal futbol liginin de ilk şampiyonu olan Zeta bu sezon averajla şampiyonluğu kaybetmiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=""&gt;FK GRBALJ&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGToQxl2NfI/AAAAAAAAALk/dxvGZHhtNrg/s1600-h/FKGrbalj.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGToQxl2NfI/AAAAAAAAALk/dxvGZHhtNrg/s200/FKGrbalj.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216549643289507314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;Eski Yugoslav liginde önemli bir başarısı bulunmayan 1970 yılında kurulan ve maçlarını 1500 kişi kapasiteli Radonoviçi Stadyumu’nda oynayan Grbalj’in ise son iki senedir İntertoto Kupası’na katılması dışında bir başarısı bulunmuyor. Geçtiğimiz sezon şampiyon Buduçnost’un 11 puan ardından ligi dördüncü sırada bitiren Grbalj bir önceki sezon da Karadağ’ı İntertoto Kupası’nda temsil etmiş ve Romanya takımı AFC Gloria 1922 Bistrita’ya ilk turda elenmişti. Deplasmanda 2-1 yenilen Grbalj kendi evinde ise ancak 1-1 berabere kalabilmişti. Deplasmanda kaybedilen maçta Grbalj’in attığı tek golün sahibi bu sezon Zeta’da oynayacak olan Miloş Calas Karadağ takımlarının Avrupa Kupaları’ndaki ilk golü unvanına sahip. Grbalj bu sezon Calas’la beraber bir çok oyuncusunu transfer sezonunda takımda tutamadı. En iyi oyuncusu ve Karadağ milli takımı defansının da bel kemiği Luka Pejoviç’i Mogren’e, iki Nijeryalısı Victor Agboh ve Kelechi Collins’i Mladost Apatin’e kaptıran Grbalj’in en büyük kaybı ise yaklaşık 800.000 Euro değer biçilen Karadağ’ın en pahalı ayaklarından, bir önceki sezon Karadağ’da en iyi futbolcu ödülünün sahibi ve bu sezon Rudar Pljevlja için ter dökecek olan Aleksandar Nedoviç. Grbalj yaşadığı mali krizden dolayı transfer sezonunda takımdan ayrılan futbolcuların yerini dolduramadı. Fizik üstünlüğe dayalı teknik bir futbol oynayan Grbalj’in Bosna’nın Čelik takımıyla oynayacağı ön eleme maçlarında favori takım olarak Bosna takımı gösteriliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=""&gt;BOSNA FUTBOLU&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Futbol, Bosna-Hersek için her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Öyle ki, Bosna-Hersek’in ilk sivil toplum örgütlerinden olan Gjergelez bir futbol kulübüydü. Bosna Futbolunun gelişim süreci Yugoslav futboluyla birebir bağlantılıdır. Bosna’daki futbol kulüplerinin büyük çoğunluğu Yugoslav Krallığı’nın kurulmasından sonra kurulmuştur. İkinci bir atılım da Tito döneminde komünist partili yerel yöneticiler tarafından yapılmış, hemen hemen her kenti temsil eden futbol kulüpleri kurulmuştur. Eski Yugoslav’ya da Sarajevo, Zeljeznicar, Čelik, Velez gibi önemli takımlarla temsil edilen Bosna, özellikle atik ve teknik kapasitesi yüksek forvet oyuncularıyla nam salmıştı. Fakat, savaş herşeyi olduğu gibi futbolu da derinden yaraladı. Şu anda Bosna ligi belki de dünyanın en politik liglerinden. Bosna’daki futbol takımlarını birbirlerinden etnik kimlikler ayrılıyor. Aynı etnik kimliğe sahip takımların birbirlerine maç “verdikleri” sıkça rastlanılan birşey. Ulusal boyutta ise, Bosna’nın en büyük sıkıntısı “Bosna-Hersek Futbol Federasyonu” (Nogotmetni/Fudbalski Savez Bosna i Hercegovinu. Bosnalılar kısaca “Savez – yani Birlik” diyorlar). Bosna’da “Savez” denildiği zaman akla yolsuzluklar, rüşvet ve benzeri şeyler geliyor. Futbolseverler geçen yılki Norveç-Bosna maçında Bosnalı taraftarların sahaya attıkları meşaleler yüzünden yarım saatkiğine durduğunu hatırlayacaktır. Bu davranışın sebebi kör bir fanatizm değildi. Maçta “Savez” protesto ediliyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Aslında Bosna çok iyi oyunculara sahip. Fakat oyuncuların bir çoğu Savez yüzünden ulusal takımda oynamak istemiyor. Bosna futbolunun efsane ismi Sergey Barbarez bu isimlerin en başında geliyor. Juventuslu Hasan Salihamiciç de ulusal takımda oynamıyor. Bosna-Hersek ulusal takımı oyuncularının hemen hemen tamamı, tüm eski-Yugoslav ülkelerinde olduğu gibi, yurtdışında top koşturuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un tecrübeli file bekçisi Kenan Hasagiç’in yanısıra süper lige terfi eden Eskişehirspor da bu seneki transfer sezonunda 1,85 boyundaki Bosnalı milli defans oyuncusu Saffet Nadareviç’i renklerine bağladı. Diğer ülkelerde top koşturan Bosnalı futbolcular ise şöyle:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Veldin Muharemoviç (defans): Lokeren / Belçika&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Samir Merziç (defans): &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;Teplice&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt; / Çek Cum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Saşa Papats (defans): GLASGOW RANGERS / İskoçya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Emir Spahiç (defans): LOKOMOTİF MOSKOVA / Rusya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ivan Radelyiç (defans): Energie Cottbus / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Sanel Yahiç (orta saha): Aris / Yunanistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Senad İbriçiç (orta saha): NK Zagreb / Hırvatistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Miralem Pyaniç (orta saha): O. LYON / Fransa&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Zvezdan Misimoviç (orta saha - kaptan): &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;WOLFSBURG&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt; / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Darko Maletiç (orta saha): Partizan / Sırbistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Seyad Salihoviç (orta saha): Hoffenheim / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Branislav Kruniç (orta saha): FC Moskova / Rusya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Elvir Rahimiç (orta saha): CSKA MOSKOVA / Rusya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Dario Damjanoviç (orta saha): Luch-Energia / Rusya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Admir Vladaviç (orta saha): Zilina / Slovakya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Zlatan Muslimoviç (forvet): ATALANTA / İtalya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Edin Ceko (forvet): &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;WOLFSBURG&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt; / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Vedad İbişeviç (forvet):&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Hoffenheim / Almanya&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Adnan Çuştoviç (forvet): Excelsior Mouscron / Belçika&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Zelimir Terkeş (forvet): Zadar / Hırvatistan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Bilindiği gibi, Bosna-Hersek 2010 Dünya Kupası eleme grubunda Türkiye’yle birlikte. Kadrosunda çok iyi oyuncular bulunan Bosna yönetim kademesindeki sorunları giderirse grupta sürpriz yapabilecek bir potansiyele sahip. Özellikle forvet hattında hızlı ve teknik oyuncalara sahip olan Bosna, hatırlanacağı gibi geçtiğimiz Haziran ayında Türkiye’yi Saraybosna’daki maçta 3-2’lik skorla yenmişti. Türkiye’de oynanan ve Türkiye’nin 1-0 kazandığı maç ise Bosna-Hersek futbolu hakkında bizi yanıltmasın. Sadece Bosna halkı değil, Bosnalı oyuncular da iddialarının kalmadığı gruptan Türkiye’nin çıkmasını istiyorlardı. Nitekim, Avrupa Kupası maçlarından sonra Bosnalıların büyük kentlerdeki kutlamaları bunun kanıtıdır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span style=""&gt;Bosna ligi savaştan bu yana henüz kendini toparlayabilmiş değil. UEFA Bosna ligini 2002 yılına kadar, yani Sırp, Hırvat ve Boşnak takımlarının birlikte oynadığı bir lig kurulana kadar daha önce sadece Boşnaklarla Hırvatların bir arada oynadığı ligi tanımadı. Bu ise Bosna liginin uzun süre uluslararası müsabakalardan uzak kalması sonucunu doğurdu. Bunun dışında ülke ekonomisinde yaşanan durgunluk elbette futbolu da vuruyor. Yukarıdaki listede görülebileceği gibi, futbolcular ilk fırsatta yurtdışına transfer olmaya çalışıyor. Bunun ise temel sebebi ekonomik. Futbolun beklenene kalitede olmamasına rağmen Bosna ligi çekişmeli bir görünüme sahiptir. Sırp-Hırvat-Boşnak takımları birbirleri arasında rekabet ederken Saraybosna-Zenica-Tuzla-Mostar gibi büyük kentlerin takımları da kendi aralarında kent rekabetine dayanan geleneklerini devam ettirmektedir. Bunların arasında en ön plana çıkan Zenica takımı Čelik’le Saraybosna takımları Sarajevo ve Zeljeznicar’la yaşanan rekabettir. Bu rekabette sonu ölümle bile biten kavgalar yaşanmıştır. Čelik taraftarları Bosna’da en fanatik taraftar grubu olarak bilinmektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;FK ÇELİK&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTncKAkWTI/AAAAAAAAALM/GrZZ7zgj-iw/s1600-h/2006-08-20_Celik-Leotar_07.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTncKAkWTI/AAAAAAAAALM/GrZZ7zgj-iw/s200/2006-08-20_Celik-Leotar_07.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216548739310967090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTnW74PwLI/AAAAAAAAALE/KHRJHm6-B5A/s1600-h/2006-08-20_Celik-Leotar_01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTnW74PwLI/AAAAAAAAALE/KHRJHm6-B5A/s200/2006-08-20_Celik-Leotar_01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216548649618620594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;Geçtiğimiz sene Saraybosna’ya taşınanana kadar Bosna’daki Türk Birliği’nin konuşlandığı Zenica kentinin futbol takımı Čelik’in ismi kentteki çelik fabrikasından geliyor. 1945 yılında kurulan kırmızı-siyahlı takım beş kere birinci lige çıkıp yeniden küme düşmesiyle Yugoslavya liginin “asansör” takımlarından biri olarak biliniyordu (Bosnalılar “Asansör” yerine “yo-yo” terimini kullanıyorlar). Buna rağmen toplamda 15 sene Yugoslavya birinci liginde oynayan Čelik 1972 ve 1973 yıllarında ardarda iki kere Mitropa Kup’u (Orta Avrupa Kupası’nı) kaldırmış. Alt yapısından Elvir Boliç gibi dünya çapında bir yıldız çıkarabilmeyi de başarmış olan Čelik bağımsızlıktan sonra Bosna-Hersek’teki Sırp ve Hırvat takımlarının da katıldığı karma lige kadar olan dönemde 1994-2000 yılları arasında sadece altı sezon devam eden Boşnak liginde üç kere şampiyon olabilmiş. Bu başarının ardında yatan temel unsur cepheden uzak bir bölgede bulunması nedeniyle altyapı tesislerinin 1992-1995 arasındaki savaşta zarar görmememesi. Buna rağmen 2000 yılından bu yana Čelik’in tek başarısı oldukça çekişmeli geçen 2007/2008 Bosna Premiyer Ligi’nde şampiyon Modriça’nın sadece üç puan ardından elde ettiği üçüncülük. Geçtiğimiz sezon Čelik’in filesini koruyan 23 yaşındaki genç kaleci Yasmin Buriç Bosna-Hersek’in son yıllarda yetiştirdiği en önemli yeteneklerden biri olarak gösteriliyor. 2007/2008 sezonunda en iyi onbir için seçilen Buriç çoğunluğu yurtdışında oynayan Bosnalı futbolcuların yeraldığı Bosna-Hersek Milli Takımı kadrosundaki halen Bosna liginde oynayan nadir futbolculardan birisi ve İstanbul Büyükşehir Belediye kalecisi Kenan Hasagiç’in yedeği. Fakat, kulüple para sıkıntısı yaşayan Buriç takımı terketti. Čelik onun yerine geçtiğimiz sezonun şampiyonu Modriça’nın kalecisi Bojan Tripiç’i renklerine bağladı. Čelik’in transfer sezonunda en büyük kaybı Bosna-Hersek’te oynayan en iyi orta saha futbolcusu olan Josip Lukareviç oldu. Gol yollarında yaşadığı sıkıntılarla bilinen Čelik geçtiğimiz sezon sadece 36 gol atarken, kalesinde 30 gol görmüş. Beş golle Čelik’te geçtiğimiz sezon en çok gol atan oyuncu olan Emir Hadziç takımdaki önemli oyunculardan. Genç bir takıma sahip olan Čelik’in altyapısından yetişen 20 yaşındaki orta saha oyuncusu Şerif Hasiç de geleceğin yıldız adaylarından olarak görülüyor. Daha once İskoç takımlarından Heart of Midlothian’ı satın alan Rus milyarder Vladimir Romanov’un uzun zamandır mali kriz yaşayan Čelik’i satın alacağı yönünde dedikodular dolaşsa da Bosna’daki hjenüz yerine oturmamış mali yapı yüzünden böyle bir şeyin çok zor gerçekleşeceği biliniyor. Čelik’i ayakta tutan ve belki de üçüncü olmasını sağlayan en önemli etken ise ateşli taraftarları. Yugoslavya döneminde bile en önemli on taraftar grubu yer alan Čelik taraftarlarının bu desteği Bosna-Hersek Futbol Federasyonu tarafından da biliniyor. Öyle ki, bu desteği arkasında görmek isteyen milli takım önemli karşılaşmalarını Zenica’nın 18.000 kişi kapasiteli Bilino Polje Stadyumu’nda oynuyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTnnxRfFyI/AAAAAAAAALc/X12-amL3tGE/s1600-h/IMG_3419.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTnnxRfFyI/AAAAAAAAALc/X12-amL3tGE/s200/IMG_3419.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216548938829469474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;Bu haftasonu Karadağ’da oynanacak rövanş karşılaşmasını Macar hakem üçlüsü yönetecek. &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Maç UEFA kriterlerine uymadığı için Grbalj’in kendi stadyumu olan Radonoviçi yerine Real Sociedad’ın golcü futbolcusu Delibasiç’in memleketi, şu sıralardaysa Rus Mafyası’nın sürekli villa ve arazi satın aldığı tatil beldesi Budva’ya olan Niksiç’te oynananacak. Maç her ne kadar akşam saatlerinde oynanacak olsa da, gün içindeki sıcaklığın 40 dereceye vardığı düşünülürse, futbolcuların fiziksel olarakm zorlanacakları bir maç olacak. Zenica’daki maçta avantajı yakalayan Čelik turun favorisi olarak gösteriliyor. Čelik teknik direktörü Ivo İştuk, maçtan once yaptığı açıklamada takımda hâlâ eksikliklerin olduğunu, özellikle orta saha, forvet ve stopper mevkileri için bazı futbolcularla hâlâ görüşmekte olduklarını ama bu maça yetiştirmediklerini fakat bu sene kırmızı-siyahlı formayı giymeye başlayan golcü futbolcu Armin Kapetan’dan gayet memnun olduğunu, altyapıdan gelen Zahiroviç, Dilaver ve Duvnjak’ın da genç yaşlarına rağmen takıma olumlu katkıda bulunduklarını sözlerine ekledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;(Bu haber aynı zamanda &lt;a href="http://www.ligtv.com.tr/LigTvComTrOzel.aspx?r=1&amp;amp;hid=40536"&gt;www.ligtv.com.tr&lt;/a&gt; adresinde de yayınlanmıştır)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-3227576723496617287?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/3227576723496617287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=3227576723496617287' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/3227576723496617287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/3227576723496617287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/06/sivassporun-intertotodaki-rakibi-karada.html' title='SİVASSPOR&apos;UN İNTERTOTO&apos;DAKİ RAKİBİ KARADAĞ YA DA BOSNA&apos;DAN'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGTnhl9Jc6I/AAAAAAAAALU/hFWBDAefVm8/s72-c/Hadzic-Grujic-Cel-Grb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-4543009391768739012</id><published>2008-06-23T21:36:00.003+03:00</published><updated>2008-06-24T13:14:48.752+03:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE-HIRVATİSTAN MAÇINDAN SONRA BOSNA’DA KARGAŞA</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;font-size:100%;" &gt;EURO 2008 Türkiye-Hırvatistan maçından sonra Bosna’da Hırvat ve Boşnak toplumların birlikte yaşadıkları bazı yerleşimlerde karışıklıklar yaşandı. Bosna’nın günlük gazatelerinden Dnevni Avaz’ın verdiği habere gore 20si Polis toplam 27 kişinin yaralandığı olaylarda 33 kişi de gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGDIXcA_ubI/AAAAAAAAAKM/G8vTStrkbAQ/s1600-h/mostar-nakon-pobjede-turske_dsm06_soccer-euro-_0620_11.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGDIXcA_ubI/AAAAAAAAAKM/G8vTStrkbAQ/s400/mostar-nakon-pobjede-turske_dsm06_soccer-euro-_0620_11.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5215388673477949874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MOSTAR &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mostar’daki olaylarda 16 polis yaralandı. Mostar Kantonu İçişleri Bakanlığı basın bözcüsü Srećko Bošnjak kentin hem Boşnak hem de Hırvat kesimlerinde karışıklık yaşandığını fakat özellikle Batı yakasında Hırvat taraftarların bulunduğu Rondo Meydanı’nındajki olayların daha etkşili olduğunu belirtti. Maçın sona ermesiyle Hırvat taraftarlar Boşnak ve Hırvat kesiminin tam ortasında bulunan İspanya Meydanı’na doğru yürüyüşe geçmek isteyince polis duruma müdahale etti.&lt;br /&gt;Kentin Doğu yakasında bulunan Musala Meydanı’nda bulunan ve Türkiye’yi destekleyen Boşnak taraftarlar da aynı şekilde İspanya Meydan’na yürümek istediler. Bošnjak polisin, toplamı 2000 kişi olan her iki taraftar grubunun da karşı karşıya gelmesini engellemeye çalıştığını ve bunun için gerekli görüldüğü durumda fiziki müdahalede bulunulduğunu, taraftarları dağıtmak için göz yaşartıcı bombaların kullanıldığını belirtti.&lt;br /&gt;Kentte 16 polis ve 4 taraftar yaralanırken, biri özel birimlere ait olmak üzere 5 polis aracı da hasar gördü. Suçluların tespiti için kamera kayıtlarının incelendiği ve suçluların aranmaya başlandığı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ČAPLJINA, STOLAC, NEUM ve ČITLUK&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Čapljina’da çıkan olaylarda bir polis yaralandı, beş kişi de gözaltına alındı. Stolac’ta ise 3 polis yaralnırken 8 kişi de gözaltına alındı. Neum’da dokuz araö hasar görürken, Čitluk’ta da dört kişi gözaltına alındı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ŽEPČE &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGDImHVRFjI/AAAAAAAAAKU/BzWI7Od56D8/s1600-h/mostar-nakon-pobjede-turske_dsm09_soccer-euro_0621_11.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGDImHVRFjI/AAAAAAAAAKU/BzWI7Od56D8/s200/mostar-nakon-pobjede-turske_dsm09_soccer-euro_0621_11.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5215388925623866930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Žepče’deki olaylarda ise iki kişi farklı yerlerinden yaralandı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Zenica-Doboj Kantonu İçişleri Bakanlığı yetkililerinin verdikleri bilgiye gore öğlen 11:15 civarında Žepče merkezinde bir araya gelen yaklaşık 200 Hırvat taraftar o sırada Türkiye’yi destekleyen Boşnakların oluşturduğu yaklaşık 20 araçlık konvoya saldırınca üçü Hırvatların, üçü de Boşnakların olmak üzere 6 araç hasar gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan maç sonrasında Bosnalıların Saraybosna, Tuzla, Zenica gibi kentlerde  Türkiye'nin zaferini oluşturdukları araç konvoylarıyla korna çalarak ve kent meydanlarında meşale yakarak kutladıkları gözlemlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Türkiye'de maç esnasında kalp krizinden 3 kişinin ölmesi ve maçtan sonra havaya açılan ateş sonucu silah mermisiyle 27 kişinin yaralanması olaylarında ise Hırvat-Boşnak çatışmasına dair izler bulunmadığı bildirildi. (!)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Çeviri: Lejla Gotovuša, Özgür Dirim Özkan)&lt;br /&gt;Haberlerin özgün metinleri::&lt;br /&gt;http://www.dnevniavaz.ba/dogadjaji/crna-hronika/mostar-povrijedjeno-16-policajaca&lt;br /&gt;http://www.dnevniavaz.ba/dogadjaji/crna-hronika/zepce-dva-lica-povrijedjena-u-neredu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-4543009391768739012?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/4543009391768739012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=4543009391768739012' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/4543009391768739012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/4543009391768739012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/06/trkiye-hirvatistan-maindan-sonra.html' title='TÜRKİYE-HIRVATİSTAN MAÇINDAN SONRA BOSNA’DA KARGAŞA'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SGDIXcA_ubI/AAAAAAAAAKM/G8vTStrkbAQ/s72-c/mostar-nakon-pobjede-turske_dsm06_soccer-euro-_0620_11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-522350951569218363</id><published>2008-06-21T18:51:00.001+03:00</published><updated>2008-06-21T19:04:57.197+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EURO 2008'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye-Hırvatistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hırvatistan'/><title type='text'>SLAVEN BILIĆ: BU YENİLGİYİ ÖMRÜM BOYUNCA UNUTMAYACAĞIM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SF0lAsaRIyI/AAAAAAAAAJs/Em3QTZq9N9s/s1600-h/corlukabilic1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SF0lAsaRIyI/AAAAAAAAAJs/Em3QTZq9N9s/s400/corlukabilic1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214364637416465186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;(Günlük gazete Slobodna Dalmacija’dan / Hırvatistan, 21 Haziran 2008)&lt;o:p style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yenilgi sonrasında basının karşısına çıkan Hırvatistan teknik direktörü Slaven Bilić’in, üzüntüsü her halinden belliydi.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- İyi maç oldu ve her iki tarafı da tebrik ederim. Maçın sonucu inanılmazdı. 120 dakika boyunca daha net pozisyonlara giren taraf bizdik, rakibimiz ise sadece zaman zaman preste üstünlük sağladı. Bizden daha iyi değillerdi, hatta diyebilirim ki biz daha iyiydik. Son iki dakikayı açıklayabilmem mümkün değil ve bu son iki dakikada yaşananlar bizi ömrümüz boyunca bir gölge gibi takip edecektir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Penaltı atışları sırasındaki stresi nasıl açıklayacaksınız?&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Penaltı şans oyunu gibidir. Oyuncularımla gurur duyuyorum ve onlara yöneltebileceğim en ufak bir olumsuz eleştirim bile yok. Fakat, bu rakibi yenebileceğimizi ve turnuvada en sona kadar gidebileceğimizi düşünürken böyle bir şeyin başımıza gelmesinden ötürü mutsuz ve üzgünüz. Yenilgiyi hak etmedik.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Klasnić ‘in golünden sonra bu kadar kısa zaman içinde Türklerin geri deöneceğini kimse tahmin edemezdi.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Gol yiyeceğimizi kesinlikle tahmin etmiyordum, sadece ağır baskı altında kalacağımızı biliyordum. Topu kaptığımız anda kontratağa kalktık fakat orta sahayı geçemeden topu kaybettik, geri dönen topta da golü yedik. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Golü yedikten sonra her şey penaltılara kalmıştı ve Hırvatların hala şansı vardı…&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Penaltılara geçildiğinde sanki her şey olmuş bitmiş gibiydi. Türkler psikolojik olarak avantajlıydı. Oyuncuların aklından neler geçiyordu bilemiyorum, ama eminim ki akıllarında hâlâ son anda yedikleri gol vardı. Penaltılar sırasında bile oyuncular hâlâ bu golü konuşuyorlardı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;120 dakika boyunca sahanın en iyisi olan Luka Modrić’in ilk penaltıyı kaçırması oyuncular üzerinde ek bir baskı yarattı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SF0mR5d9EQI/AAAAAAAAAJ0/5NOBs4XViF8/s1600-h/bilavelikal.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SF0mR5d9EQI/AAAAAAAAAJ0/5NOBs4XViF8/s200/bilavelikal.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214366032490991874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Luka çok iyi bir oyuncudur ve penaltıyı kaçırmayı hak etmedi. Öte yandan Luka turnuva boyunca takımın lokomotifiydi. Açıkça şunu söyleyebilirim ki, ne Türkler ne de Hırvatlar oynadıkları oyunla yenilgiyi hak etmediler. Turnuva boyunca Türklerin inanılmaz bir biçimde kazandıkları üçüncü maç bu ve eğer şansları ve inatları böyle devam ederse Almanya’yı yenip finale kalmaları sürpriz olmayacak. Açıkça görülüyor ki, oyuncuların kalitesinin yanı sıra onları zafere odaklayan başka şeyler de var. Bir çok sakat oyuncuları var. Fiziksel olarak tükenmiş durumdalar ve Almanya’ya göre bir gün daha az dinlenecekler. Belki bazı sakat oyuncular iyileşebilir. Ne olursa olsun Türklerin sonuna kadar gitmek için ellerinden geleni yapacaklarına eminim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hırvatistan’ı bekleyen Dünya Kupası eleme maçları var.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Bu maçı hafızalardan silip sanki hiç bir şey olmamış gibi devam etmek mümkün değil. Olağan bir maç değil bu. Oyunu kaybediş biçimimiz çok trajik. Öte yandan, genç bir takımız ve yolumuza devam etmek ve Dünya Kupası’na katılabilmek için hazırlanmak durumundayız. Yarın bizim için yeni bir gün olacak ve daha da güçlenmiş olarak geri döneceğiz. Oyuncularımın karakterlerine güveniyorum, daha da güçlü bir şekilde yola devam edecekler. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bilić “uzatmanin uzatmasina” dikkat çekti:&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Hakem iki dakika uzatmaya işaret etti. Uzatmalarda oyuncu değişimi yapmak istedik fakat bu gerçekleşmedi. Neden müsaade etmediklerini anlayamıyorum. Elbette ki, yenilginin suçunu hakemlere atmıyoruz, bu hakemlerin hatası değildi. Türkler oyuncu değişikliğine fırsat tanımadı. İnanıyorum ki maç bitseydi bile Türkler sahada oynamaya devam edeceklerdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt; &lt;!--[endif]--&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;OYUNCULAR NE DEDİ?&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Luka Modrić &lt;/span&gt;(Konuşurlken gözleri ağlamaktan dolayı hâlâ kırmızıydı):&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Bu büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı. Türkiye bizi son saniyelerde attığı golle psikolojik olarak çökertti. Durum 0-0’ken bile böyle bir şeyin gerçekleşeceğini hayatta tahmin edemezdim. Gerçek şu ki, son saniyelerde gelen bu gol penaltı atışlarına sinirlerimiz tükenmiş bir biçimde girmemize yol açtı. İki dakika içinde önce yarı finaldeydik, sonra birdenbire elendik. Galip olan taraf olabilirdik. Çünkü iyi oynadık ve Türklerden daha fazla pozisyon yakaladık. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Dario Šimić:&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Hâlâ şoktayım. 119. dakikada yarı finaldeydik. Bir dakika sonra ise neler olup bittiğine inanmak gerçekten güçtü. Böyle bir şey başıma hiç gelmedi. Soyunma odasındayken hala şaşkındık. Özellikle bu duruma inanmak genç oyuncular için çok güçtü. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Stipe Pletikosa:&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;- Ne diyebilirim ki? Hâlâ olan bitene inanamıyorum. Dünyada üç maçı art arda son dakikada attığı golle alabilen başka bir takım var mıdır acaba?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;!--[endif]--&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Röportaj: Pero Smolčić &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;a href="http://www.slobodnadalmacija.hr/Sport/Vatreni/Vatreni/tabid/164/articleType/ArticleView/articleId/11978/Default.aspx"&gt;http://www.slobodnadalmacija.hr/Sport/Vatreni/Vatreni/tabid/164/articleType/ArticleView/articleId/11978/Default.aspx&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;!--[if !supportEmptyParas]--&gt; &lt;!--[endif]--&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="" lang="TR"&gt;Çeviri: Lejla Gotovuša &amp;amp; Özgür Dirim Özkan&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-522350951569218363?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/522350951569218363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=522350951569218363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/522350951569218363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/522350951569218363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/06/slaven-bili-bu-yenilgiyi-mrm-boyunca.html' title='SLAVEN BILIĆ: BU YENİLGİYİ ÖMRÜM BOYUNCA UNUTMAYACAĞIM'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SF0lAsaRIyI/AAAAAAAAAJs/Em3QTZq9N9s/s72-c/corlukabilic1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-1895116944584700779</id><published>2008-06-20T15:24:00.000+03:00</published><updated>2008-06-20T16:21:25.948+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye-Hırvatistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mostar'/><title type='text'>MOSTAR POLİSİ TÜRKİYE-HIRVATİSTAN MAÇI İÇİN ALARMDA</title><content type='html'>&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFulWYE2mlI/AAAAAAAAAJE/JOTwExKPIos/s1600-h/16eylul2007+040.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 207px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFulWYE2mlI/AAAAAAAAAJE/JOTwExKPIos/s320/16eylul2007+040.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213942797449992786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Merkezi Mostar olan Hersek-Neretva Kantonu İçişleri Komiseri Himzo Conko Bosna gazetesi Dnevni Avaz’a dün yaptığı açıklamada Türkiye-Hırvatistan maçı sırasında veya maç sonrasında ortaya çıkabilecek herhangi bir düzen bozucu davranışa polisin anında müdahale edeceğini bildirdi. Hersek’in çeşitli bölgelerinden de alınan destekle 80.000 nüfuslu Mostar kentinde yaklaşık 650 polis maç sırasında alarmda olacak. Bu birliklerin içinde Bosna’nın “Robocop” birimi MIA-HNK’ye bağlı polisler de olacak.&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Özellikle Mostar, Stolac ve Prozor’da holigan grupların olay çıkarmasından endişe ediliyor. Çekinilen şey ise şiddet olaylarının uluslararası boyuta varması. Nitekim, yetkililer bir kaç gün önce oynanan Hırvatistan-Almanya maçında benzer sorunlar yaşandığını, bugün oynanacak maçın ise daha da önemli bir maç olduğunu eklediler. &lt;span style="font-size: 12pt; font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-1895116944584700779?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/1895116944584700779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=1895116944584700779' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/1895116944584700779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/1895116944584700779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/06/mostar-polisi-trkiye-hirvatistan-mai.html' title='MOSTAR POLİSİ TÜRKİYE-HIRVATİSTAN MAÇI İÇİN ALARMDA'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFulWYE2mlI/AAAAAAAAAJE/JOTwExKPIos/s72-c/16eylul2007+040.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-2738210503965076631</id><published>2008-06-19T17:00:00.000+03:00</published><updated>2008-06-19T17:36:15.141+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zeljeznicar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Velez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EURO 2008'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna Futbolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zrinjski'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hırvatistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mostar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna-Hersek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>ZAGREB ĆE BİTİ TURSKA MAHALA</title><content type='html'>20 Haziran 2008’de EURO 2008’de Türkiye ile Hırvatistan’ın oynayacağı çeyrek final karşılaşmasından önce geçen sene izleme fırsatını bulduğum Bosna-Hırvatistan dostluk maçıyla ilgili izlenimlerimi, biraz da yarınki maçla ilintilendirerek yazmak istedim. Bu benim için aynı zamanda uzun zamandır ilgilenemediğim Bosna Futbol Kültürü blogumla yeniden buluşma imkânı sundu bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFpsNnIh-qI/AAAAAAAAAH0/n_QZ1tjTA-A/s1600-h/22agustos2007+001.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 511px; height: 383px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFpsNnIh-qI/AAAAAAAAAH0/n_QZ1tjTA-A/s400/22agustos2007+001.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213598499733633698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="ANAMETN"&gt;BOSNA HERSEK - HIRVATİSTAN&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;Stadyum: Koševo&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;Tarih: 22 Ağustos 2007&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;Saraybosna Film Festivali olanca hızıyla devam ediyor. Saraybosnalılar mümkün olan en fazla sayıda filmi izleyebilmek için o sinemadan bu sinemaya koşturuyor. Benim favorim daha çok eski Yugoslavya coğrafyasında çekilmiş yeni filmler. Bir de Ankara’daki öğrencilik yıllarımdan alışkanlık, kısa filmler ve belgeseller. Beleş olduğu için belgesel ve kısa filmleri kaçırmazdık... 14:30’da “Karneval” isimli bir belgesel var. Karadağ-Bosna ortak yapımı bu belgeselde büyük ağabey Sırbistan’ın günahlarını paylaşmaya yanaşmayan Karadağ’ın savaş yıllarında Bosnalı mültecilere yaptığı eziyetler konu edinilmiş. Belgeselin yapımcısı tanıdık bir isim: Boro Kontić. Karadağ kökenli gazeteci ve aynı zamanda da fanatik bir Željeznićar taraftarı olan Boro (yani Bora) Grbavica’daki hiç bir maçı kaçırmıyor. Kombine bileti var. Alan araştırmalarında ilk başvuru kaynakları her şeyden haberi olan, olanı biteni bilen gazetecilerdir. Nitekim Boro da araştırmamın başından itibaren Saraybosna Medya Merkezi’nde bazen bir kahve, bazen bir kadeh rakı eşliğinde bitmek bilmeyen sorularımı sabırla yanıtlamıştır. &lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFpsTcVimwI/AAAAAAAAAH8/9mIboD_pMeA/s1600-h/logo-4.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFpsTcVimwI/AAAAAAAAAH8/9mIboD_pMeA/s400/logo-4.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213598599914625794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sinema salonuna doğru koştururken festival standlarının orada tanıdık bir yüz geçiyor yanımdan. Ama kim olduğunu çıkaramıyorum bir türlü. Sinema salonuna girerken ayılıyorum: Jeremy Irons! Ne korumalar, ne de sürekli imza isteyen rahatsız edici bir insan yığını var etrafında. Saraybosnalılar sanatın her alanına bu kadar meraklıyken sanatçıları sıkboğaz etmeyen bir mizaca sahipler. Belki de Saraybosna’nın savaş sırasında bile sanatçılarca çekiciliğini korumuş olması bundandır. Not olarak düşelim: On dördüncüsü düzenlenen film festivalinin ilki 1995 yılında, yani savaş sırasında yapılmış. &lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;Filmden sonra şehir merkezinde dolaşıyorum. Saraybosna’nın ana caddesi savaş meydanına dönmüş. Ben filmdeyken Hırvat ve Bosnalı taraftarların çatışmalarına sahne olmuş Mareşal Tito Caddesi. Bugün önemli bir maç var: Bosna Hersek – Hırvatistan “dostluk” maçı.&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: left;" class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFps3CSFhDI/AAAAAAAAAIM/TSyHveOl6zs/s1600-h/22agustos2007+006.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 235px; height: 176px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFps3CSFhDI/AAAAAAAAAIM/TSyHveOl6zs/s400/22agustos2007+006.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213599211396105266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İlk bakışta bu iki komşu ülkenin arasındaki dostluk maçı çok da önemli değil gibi görünüyor. Ama yakın tarih büyük trajedilere tanıklık etmiş. 1992-95 savaşı başında Bosnalı Sırplara karşı Boşnaklarla birlikte savaşan Hırvatlar, milliyetçi liderlerin kışkırtmasıyla dünyanın gözü önünde parça parça edilen Bosna’dan bir pay alabilmek için üçüncü bir cephe açmışlar. Savaşın en şiddetli yaşandığı yer ise Mostar. Hırvatlar ve Boşnaklar arasındaki sınırın belirlendiği Šantićeva Caddesi’nin her iki yanındaki binalar hâlâ kullanılamaz durumda, çoğu yıkık. Önce Boşnak kısmındaki Sırp Ortodoks kilisesini bombalayan Hırvat topçusunun bununla da yetinmeyerek bir arada yaşamın simgesi olan güzelim Mostar köprüsünü yıkmasının görüntüleri hafızalarımızda yer etmiştir. Savaştan sonra Bosna ve Hırvatistan hükümetleri arasında görece iyi ilişkilerden bahsedebilsek bile, Mostar’da yaşanılanlar unutulmuşa benzemiyor. İki yıl önce Almanya’daki Dünya Kupası’nda Hırvatistan’ın Brezilya ile oynadığı maç esnasında ve sonrasında başta Mostar olmak üzere Bosna’da Bosnalı Hırvat ve Boşnak nüfusun birlikte yaşadığı yerlerde gerilimler olmuş, hatta yer yer ciddi çatışmalar meydana gelmişti. Etnik bağlarla Hırvatistan’a bağlı olan Bosnalı Hırvatlar Hırvatistan’ı, bunun karşısında Boşnaklar da Brezilya’yı destekleyince kıyamet kopmuştu. 20 Haziran’daki Hırvatistan-Türkiye maçı ise benzer, hatta daha yoğun gerilimlere neden olabilir mi acaba? Bunun yanıtı biraz da bir yıl önce oynanan Bosna-Hırvatistan dostluk maçında saklı.&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFptHz5XAkI/AAAAAAAAAIU/5diViPSuqto/s1600-h/22agustos2007+004.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 305px; height: 228px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFptHz5XAkI/AAAAAAAAAIU/5diViPSuqto/s400/22agustos2007+004.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213599499592073794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="ANAMETN"&gt;Maç esnasında Hırvat taraftarlar Bosnalı taraftarların üzerine meşale atmaya kalkışmaları, Güney tribününde polisle Hırvat taraftarlar arasında arbede çıkmasına neden oluyor. Maç boyunca Bosnalıların tezahüratlarından biri de “&lt;span style=""&gt;Zagreb će biti turska mahala&lt;/span&gt;”. Şaşırıyorum. Anlamı şu: Zagrep Türk mahallesi olacak.” Daha önce 25 Şubat 2006 tarihinde Koševo’da oynanan Sarajevo-Slavija maçındaki izlenimlerimi anlatırken Bosnalı futbolseverlerin Türkiye’ye karşı sempatilerinden bahsetmiştim. Ama bu kadarı beni de şaşırtıyor. Adnan’a dönüp; “Yahu artık bizi bu meselelere karıştırmasanız. Buraları terk ettiğimiz neredeyse iki yüzyıl olacak ama sizin yüzünüzden hâlâ hem Sırplarla hem de Hırvatlarla papaz oluyoruz!” diyorum. Adnan’ın cevabı net: “Biz de sizin yüzünüzden çekiyoruz yaşadığımız her türlü sıkıntıyı!”. Ne diyeyim; o da haklı. Savaş sırasında Almanya’da yaşayan Adnan doğal olarak bir çok Türk’le tanışmış. Bir Türk tanıştığı yabancılara ilk olarak ne öğretir? Evet, Adnan da arada “ana avrat” diye tabir ettiğimiz Türkçe küfürlerden savuruyor Boşnakça seçme küfürlerin yanında tabii. &lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFpskdwBqEI/AAAAAAAAAIE/-s31shwhs78/s1600-h/22agustos2007+018.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 246px; height: 184px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFpskdwBqEI/AAAAAAAAAIE/-s31shwhs78/s400/22agustos2007+018.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213598892351924290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;EURO 2008’de Türkiye’nin Hırvatistan’la oynayacağı çeyrek final maçı öncesi bu sloganı hatırlıyorum: “Z&lt;span style=""&gt;agreb će biti turska mahala&lt;/span&gt;”. Brezilya-Hırvatistan maçı sırasında bile olay çıktığına göre, Hırvatistan Türkiye ile maç oynadığı zaman ne olur acaba diye düşünüyorum. Mostar, futbol kaynaklı şiddet olayları açısından meşhur bir kent. İkinci Dünya Savaşı sırasında bölgedeki faşist Hırvat (Ustaşi) rejiminin desteğini arkasına alan Mostar takımı Zrinjski Yugoslavya döneminde yasaklanmış. Yugoslavya dağıldıktan sonra Bosnalı Hırvat milliyetçilerinin ilk yaptığı işlerden biri de bu kulübü yeniden kurmak olmuş. Velež taraftarları bu duruma çok kızgın. Bunun iki nedeni var. Birincisi Velež takımı Bosna, daha doğrusu Hersek kimliğinin en önemli kurumlarından biri. Mostar’ın tamamını kucaklayan bir takım olan Velež’in karşısına bölücü bir aşırılığın timsali olarak ortaya çıkan Zrinjski’ye Velež taraftarlarının sempatiyle yaklaşmaması şaşırtıcı bir durum değil aslında. Velež taraftarlarını kızdıran ikinci nokta da daha önce Velež’in stadyumu olan Mostar’ın Batı, yani Hırvat kesimindeki Bijeli Brijeg’in savaş sonrasında bir katakulliyle 49 seneliğine Zrinjski’ye verilmiş olması. Zrinjski-Velež maçlarının hemen hemen tamamında Mostar sokakları kimi zaman ufak tefek, kimi zaman da büyük kavgalara sahne oluyor. Özellikle de maçlar Velež’in eski stadyumunda oynandığı zaman Batı yakasına geçen Velež taraftarları stadyum yolu üzerindeki toplu konutların oradan geçerken apartmanlardan yağan kavanoz, kapkacak ve benzeri eşyalarla muhatap olmak durumundalar. Zrinjski-Velež rekabeti bazen çok ilginç görünümlere de bürünebiliyor; geçtiğimiz sezon UEFA Kupası’nda Sırbistan takımı Partizan’la eşleşen Zrinjski’nin Mostar’da oynadığı maçta onlarca kişi iki takımın taraftarları arasında çıkan kavgada yaralanmıştı. Bu maçta bazı Velež taraftarları Partizan’ı desteklemişti. Bununla birlikte Brezilya-Hırvatistan maçında çıkan olayların ilk olarak Mostar’da başlamış olması ve Mostar’daki Zrinjski-Velež rekabeti 20 Haziran 2008 tarihindeki Türkiye-Hırvatistan maçı sırasında Mostar’da neler yaşanabileceği konusunda önemli ipuçları veriyor. Bosna Federal TV’nin 18 Haziran akşamında verdiği habere göre Mostar polisi maç sırasında, öncesinde ve sonrasında yaşanabilecek olaylar için şimdiden önlemlerini almış durumda. Zagreb’in Türk mahallesi olmayacağı aşikâr ama Mostar’ın en azından yarısının Türk mahallelerini aratmayacağı da belli gibi.&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN"&gt;Maça gelince... Bosnalı arkadaşlarımdan şimdiye kadar maçla ilgili bir yorum gelmedi. Balkanlar’da uzun zamandır “110 metreye 70 metrelik nizami çim saha” futbol ile ilgili olarak en son akla gelen şey...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-2738210503965076631?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/2738210503965076631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=2738210503965076631' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/2738210503965076631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/2738210503965076631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/06/zagreb-e-biti-turska-mahala.html' title='ZAGREB ĆE BİTİ TURSKA MAHALA'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/SFpsNnIh-qI/AAAAAAAAAH0/n_QZ1tjTA-A/s72-c/22agustos2007+001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-5792202122331060663</id><published>2008-01-01T23:37:00.000+02:00</published><updated>2008-01-01T23:53:08.397+02:00</updated><title type='text'>Meşaleler arasında: Antropoloji, "eğlenceli taraftarlık" ve Saraybosna'nın parıltısı...</title><content type='html'>John Turnbull futbol kültürü üzerine eğlenceli ve bir o kadar da başarılı bir "blog"un yaratıcısı A.B.D.'li bir "podcast" yayıncısı. Bloğu için eğlenceli bir röportaj yaptık. Turnbull'un blog adresi şu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.theglobalgame.com/blog/"&gt;http://www.theglobalgame.com/blog/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da Bosna Futbol Kültürü ve benim bloğumla ilgili yazısı:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.theglobalgame.com/blog/?p=303"&gt;http://www.theglobalgame.com/blog/?p=303&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da benimle yapmış olduğu röportaj:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.theglobalgame.com/blog/wp-content/uploads/ggpod11.mp3"&gt;http://www.theglobalgame.com/blog/wp-content/uploads/ggpod11.mp3&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-5792202122331060663?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/5792202122331060663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=5792202122331060663' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/5792202122331060663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/5792202122331060663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2008/01/mealeler-arasnda-antropoloji-elenceli.html' title='Meşaleler arasında: Antropoloji, &quot;eğlenceli taraftarlık&quot; ve Saraybosna&apos;nın parıltısı...'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-4325024375331207465</id><published>2007-11-16T22:23:00.000+02:00</published><updated>2007-12-07T04:00:37.788+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saraybosna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna Futbolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Slavija'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sokolovi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarajevo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Horde Zla'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Koşevo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lukavica'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KK Bosna'/><title type='text'>SARAJEVO - SLAVIJA</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3-QrU9EYI/AAAAAAAAAEI/-3mBm_YyFHU/s1600-h/25subat2006+051.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3-QrU9EYI/AAAAAAAAAEI/-3mBm_YyFHU/s200/25subat2006+051.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133538712734208386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="_Toc177113313"&gt;&lt;span lang="TR"  style="font-size:10;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"  style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Stadyum: Koşevo -&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Sarajevo&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tarih: 25 Şubat 2006 / Cumartesi - 13:30&lt;br /&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;“Sjever’e git. Taraftarlar stadyumun Istok (doğu) ve Sjever (kuzey) bölümündedir. Ama sıkı taraftarlar Sjever’dedir” diye tavsiyede bulundu Ljubicica Hostel’in resepsiyonisti Sanjin. Dün akşam götürdüğü bardan sonra bu konularda ona güvenmem gerektiğini anlamıştım. Başçarşı’daki bir börekçide kahvaltı yapıp stadyuma doğru Mula Mustafa Başeskiye Caddesi boyunca etrafa baka baka yürümeye başladım. Nitekim, gittiğim birçok kentte çoğu zaman turistik gezi yapma fırsatım olmaz. Bir yerden bir diğer yere koştururken gördüklerimdir yanıma kâr kalan. Saraybosna’da ilk dikkat çeken şey ise mermilerle delik deşik edilmiş binalar. Mermileri değil de, binaları görmeye çalışıyorum. 12 sene sonra hayatı yaşamaya, hayata asılmaya çalışan Saraybosnalıları görmek istiyorum. Fakat Saraybosna’da zor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3-s7U9EZI/AAAAAAAAAEQ/Gch2iBANjQg/s1600-h/25subat2006+007.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3-s7U9EZI/AAAAAAAAAEQ/Gch2iBANjQg/s200/25subat2006+007.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133539198065512850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Nitekim bir on dakikalık yürüyüşten sonra top ateşiyle 63 Saraybosnalının katledildiği pazaryerinin oradan geçtim. İçimde hafif bir burkulma. Mula Mustafa Başeskiye üzerindeki 3 katlı Türk Kültür Merkezi’nin güzel ve modern binası ise beni şaşırttı. Gerçekten beklemezdim bizimkilerden böyle bir şey. Elimdeki kent planına bakarak caddeyi düz takip ediyorum ve bir bulvara çıkıyorum: Mareşal Tito Bulvarı. Bulvarın hemen girişinde “Vyeçna Vatra”, yani “sonsuz ateş” anlamına gelen Partizan anıtı var. Bu ateşin başında soğuk kış gecelerinde ellerine ısıtan çingene çocukları hiç eksik olmaz. Tito Bulvarı’nı takip ettikten sonra sağa doğru “Koşevo Caddesi”ne çıkmadan az önce bir ilan panosunda “Vyeçna” olmayan başka bir “vatra” görüyorum: “Anadolska Vatra”. Bizim “Anadolu Ateşi”nin gösterisi varmış Saraybosna’da bu akşam. Gitmeyi geçiriyorum aklımdan. Ama sonra öğreniyorum ki biletler geçen hafta tükenmiş bile.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3_ErU9EaI/AAAAAAAAAEY/iulrpwAftfk/s1600-h/25subat2006+009.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3_ErU9EaI/AAAAAAAAAEY/iulrpwAftfk/s200/25subat2006+009.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133539606087405986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Koşevo Caddesi’ne çıkınca artık sadece taraftarları takip ediyorum. Stadyuma yaklaşırken bir mezarlığın yanından geçiyorum. Eskiden burası antrenman sahasıymış. Top menzili dışında olduğu için savaş sırasında Saraybosnalılar şehitlerini buraya gömmüşler. Sırp, Hırvat, Boşnak Saraybosnalılar koyun koyuna bu mezarlıkta. Az eğimli bir bayıra karşı yaklaşık 15 dakikalık yürüyüşten sonra prefabrik bilet gişesinden biletimi alıyorum. Sjever, yani kuzeydeki kale arkası bileti 3 KM (Konvertible Marka – Bosna para birimi, 1 Euro= 1,95 KM). Biletçinin yanı başında seyyar “çevapçiçi”ler var. Yani kebapçılar. Bosna’nın “Çevap”ı bizim İnegöl köftesi. Ben yemiyorum tabii ki. Hijyenik takıntılarımdan dolayı değil. Börekçide diğer leziz börek çeşitlerini de denemek için midemde yer kalsın istiyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3_7rU9EbI/AAAAAAAAAEg/5KHvYRpOY-4/s1600-h/25subat2006+015.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3_7rU9EbI/AAAAAAAAAEg/5KHvYRpOY-4/s200/25subat2006+015.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133540550980211122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Kale arkası tribününe giriyorum. Taraftarlarla bir yerden bağlantı yakalamak için fazla uğraşmama gerek kalmıyor. Boynunda ay-yıldızlı bir kaşkol olan bir delikanlıya rastlıyorum. Ama ne ki, sadece Boşnakça biliyor. Yardıma etraftan İngilizce ve hatta biraz Türkçe bilen çocuklar koşuyor. Beni liderlerine götürüyorlar. Ön dişleri hafifçe dökük, yüzünde bir iki façası olan ama sevimli bir adamla tanışıyorum. Çocuklardan biri takma ismi “Mai” olan taraftar liderine benim bir antropolog olduğumu ve Sarajevo taraftarları hakkında bir araştırma yapmaya geldiğimi söylüyor. Doğal olarak Mai’nin pek de umurunda olmuyor. “Nereli?” diye soruyor; “Turska” yanıtını alınca birden tavrı değişiyor Mai’nin. Ders 1: Antropolog olduğunu söylemeden önce memleketini söyle. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz5AJLU9EgI/AAAAAAAAAE8/Eok9JKxibzQ/s1600-h/25subat2006+024.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz5AJLU9EgI/AAAAAAAAAE8/Eok9JKxibzQ/s200/25subat2006+024.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133611151652622850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Sarajevo’nun kale arkasındaki taraftar grubu “Horda Zla” (şeytanlar ordusu) 1987 yılında kurulmuş. Savaş sırasındaki liderleri Horda Zla’dan cepheye asker devşirmiş. Savaş sonrası ise takma isimleri Dzilda ve Tselo olan liderler mafya babası olmuşlar. Savaş sırasında Saraybosnalıların takdirini toplayan “fanatikler” ise savaş sonrası eski konumlarına geri dönmüşler. Yani Saraybosna’da futbol taraftarları hâlâ çapulcu sürüsü olarak algılanıyor. Bosna’daki futbol taraftarları hakkında Four Four Two’da çıkan yazımı bloğa daha önce eklemiştim. Dilerseniz arşivden bakabilirsiniz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz5BYbU9EkI/AAAAAAAAAFY/fcHAVVyEfA8/s1600-h/25subat2006+040.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz5BYbU9EkI/AAAAAAAAAFY/fcHAVVyEfA8/s200/25subat2006+040.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133612513157255746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Miki sıkı taraftar. İki sene önceki Beşiktaş – Sarajevo maçı için İstanbul’a gelmiş. Odasında kocaman bir Türk bayrağı asılı dururmuş. Olaylı Sırbistan – Bosna maçının aktörlerinden. Sarajevo – Slavija maçından sonra Skenderiya Spor Kompleksinde bir de basketbol maçı var. Buradan oraya akacaklarmış. Beni de davet ettiler. Benim işim bu zaten. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz5BKbU9EjI/AAAAAAAAAFQ/Y8P5dkV_ATA/s1600-h/25subat2006+034.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz5BKbU9EjI/AAAAAAAAAFQ/Y8P5dkV_ATA/s200/25subat2006+034.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133612272639087154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Maç çok sıkıcı geçiyor ve 1-1 sona eriyor. Halbûki, Sarajevo ligin lideri, Slavija da şampiyonlukları ve kupaları olan bir takım. Maç çıkışında Horda Zla ile beraber kent merkezindeki Skenderija Spor Kompleksi’ne gidiyoruz. Basketbol maçı Horda Zla üyeleri için beleş. Arada ben de kaynıyorum. Saraybosna’nın meşhur basketbol takımı KK Bosna Partizan’la oynayacak. Basketbolla pek ilgili değilimdir. Detayları bilmiyorum ama eski Yugoslav ülkeleri bir araya gelip basketbolda bir lig oluşturmuşlar. Tabii ki Partizan maçı Sarajevo – Slavija maçından daha çok ilgi çekiyor. Salon tıklım tıklım dolu. Horda Zla liderlerinden Senad bana “buraya otur, yerini kaybetme” deyip, ön sıralardan güzelce bir yer ayarlıyor bana. Maç oldukça çekişmeli geçiyor ve KK Bosna’nın zaferiyle sonuçlanıyor. Bu arada dikkatimi tribünlerdeki Türk bayrakları çekiyor. Bosnalılar Sırplarla falan maç yaptıkları zaman çokça kullanırlarmış Türk bayrağını. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz5CerU9EmI/AAAAAAAAAFo/EvekUYHWp24/s1600-h/25subat2006+092.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz5CerU9EmI/AAAAAAAAAFo/EvekUYHWp24/s200/25subat2006+092.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133613720043065954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Maçtan sonra iki Horda Zla üyesiyle eskiden kervansaray olan Kolobara kahvehanesinde Boşnak kahvesi içip bolca muhabbet ediyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;Slavija-Sarajevo maçı kısa videoları için:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=z-e0_4oTFAw"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=z-e0_4oTFAw&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Kq4LTr3-xVk"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=Kq4LTr3-xVk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KK Bosna - Partizan maçından bir enstante:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Kq4LTr3-xVk"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=Kq4LTr3-xVk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-4325024375331207465?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/4325024375331207465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=4325024375331207465' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/4325024375331207465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/4325024375331207465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2007/11/sarajevo-slavija-ubat-25-2006-cumartesi.html' title='SARAJEVO - SLAVIJA'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/Rz3-QrU9EYI/AAAAAAAAAEI/-3mBm_YyFHU/s72-c/25subat2006+051.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-731531866094797029</id><published>2007-11-10T05:23:00.000+02:00</published><updated>2007-11-19T00:44:05.902+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zeljeznicar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saraybosna'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna Futbolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Grbavica'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarajevo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Koşpicari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Koşevo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maniaci'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Horda Zla'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pitari'/><title type='text'>BOSNA’DA İŞLER KARIŞIK</title><content type='html'>(Four Four Two Türkiye baskısının Haziran 2007 sayısında yayınlanmıştır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUl53bw1nI/AAAAAAAAABU/jgchcKSI3hk/s1600-h/01mart2007+004.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUl53bw1nI/AAAAAAAAABU/jgchcKSI3hk/s200/01mart2007+004.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131049026521716338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;24 Mart akşamı kent merkezinde bir Türk lokantasında Yunanistan–Türkiye maçını izlemek için hazırlıklarımı yaparken bir yandan da göz ucuyla Oslo’da oynanan Norveç–BiH (Bosna-Hersek) maçını izliyordum. Maç henüz başlamışken ateşli Bosnalı taraftarlar birdenbire onlarca meşaleyi yakıp ortalığı dumana boğdular. Arada bir meşaleleri yakıp sahaya atarak oyunu durdurmak Balkanlar’da gelenektir. Sahaya sürekli atılan meşaleler yüzünden tamı tamına otuz beş dakikalık bir duraklamanın antropolojik gözlemlerle açıklanamayacak başka türlü nedenleri vardı. Tribünlere baktığımda “NFSBIH=MAFIA” pankartı dikkatimi çekti. Bosnalı taraftarların hareketi NFSBiH’i (Nogometni/Fudbalski Savez Bosne i Hercegovine – Bosna-Hersek Futbol Birliği) protesto etmeye yönelikti. &lt;/span&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Haftalık “Dani” dergisi yazarlarından Boro Kontić enerji, tekel ve telekomünikasyon sektöründen sonra BiH’te paranın döndüğü alanlardan birisinin “futbol” olduğunu söylüyor. Dolayısıyla, BiH’in en önemli siyasi yapılarından biri NFSBiH. Genelde Bosnalı futbol taraftarları NFSBiH başkanlarına ve yönetimlerine çok da sempatik bakmazlar. Oslo’daki olaylara kadar uzanan taraftar-NFSBiH ilişkilerine değinmeden önce BiH’te futbolun kurumsal gelişimine kısaca bakmakta fayda var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUn5Xbw1oI/AAAAAAAAABc/kI5-BnFeUQE/s1600-h/21nisan2007+039.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUn5Xbw1oI/AAAAAAAAABc/kI5-BnFeUQE/s400/21nisan2007+039.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131051216955037314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Futbolseverler hatırlayacaktır; futbolcuların çoğunun yurtdışına gittiği kuşatma yıllarında Saraybosna’da kalan futbolcularla UNPROFOR arasında Mart 1994’te oynanan ve Saraybosna karmasının 4-0 galip geldiği maç herkesin ilgisini çekmişti. 1995 yılında imzalanan Dayton Anlaşması ile birlikte BiH’in yeniden yapılanması sürecinde NFSBiH ilk kurulan kurumlardan birisiydi. Fakat, NFSBiH’in UEFA ve FIFA tarafından tanınması ancak RS takımlarının da BiH futbol ligine katılmasıyla 2002 yılında gerçekleşmiştir. Bu takımlar daha önce Sırbistan-Karadağ liglerinde yer almaktaydı. NFSBiH Bosna futbolunda entegrasyonu sağlamış olsa da günümüzde Bosna-Hersek futbol liginde özellikle taraftarlar arasında ayrılıklar göze çarpmakta. Elbette ki bunun nedenlerinden birisi etnik farklılıklar. Onaltı takımdan oluşan BiH Premier Ligi’nde beş takım RS’nden geliyor. BiH Federasyonu’ndaki takımlardan dördü Hırvat, yedisi ise Boşnak takımları olarak biliniyor. Etnik kökene bağlı olarak ortaya çıkan bu ayrım özellikle daha önce Saraybosna’nın köyü olan bugün ise RS sınırları içerisindeki tanımıyla ismi Istoćniy Sarajevo (Doğu Saraybosna) olarak bilinen Lukavica ‘nın takımı Slavija ile Saraybosna’nın takımları arasında oynanan maçlarda ortaya çıkıyor. Taraftar sayısı kısıtlı olan Slavija’nın Saraybosna’da oynanan maçlarında olay çıkmasa da, en az bin taraftarla Lukavica’daki maçlara çıkarma yapan Saraybosna takımları Željezničar (Okunuşu: Jeljezniçar – taraftarlar arasında “Željo” olarak bilinir) ve Sarajevo’nun Slavija ile oynadığı maçlarda ise mutlaka olaylar çıkıyor. BiH futbol liginde etnik kökene bağlı olarak varolan en dramatik ayrım ise Mostar’da yaşanıyor. Bosnalı hip-hop grubu Dubioza Kolektiv’in de ifadesiyle Berlin duvarının bile yıkıldığı Avrupa’da, zümrüt yeşili rengiyle akan Neretva ırmağı tarafından doğu (Boşnak) ve batı (Hırvat) olarak bölünmüş tek kenti olan Mostar’ın iki takımı Zrinjski ve Velež arasındaki rekabetin temel kaynağı etnik bölünme. Velež’in taraftar grubu Red Army’nin üyeleri Adnan, Denis ve Arnis ile yaptığım görüşmede her üçü de Hırvat kimliğiyle ön plana çıkan Zrinjski takımının karşısında Velež’in “Müslüman” (ya da Boşnak) kimliğiyle tanınması çabasına başta Red Army olmak üzere Velež taraftarlarının karşı çıktığına dikkat çekiyor. Takımların “etnik” kimliklerle tanınmasına karşı mücadelenin özellikle “Boşnak” (ya da Müslüman) olarak bilinen takımlarının taraftarları tarafından yürütüldüğünü belirtmek gerekiyor. Zaten, Boşnak olarak bilinen takımların “Boşnak” kimliğini belirten özel ibarelere rastlamamız pek de mümkün değil. BiH liginde RS’ten gelen takımlar Sırp takımları olarak biliniyor, flamalarında Hırvat damalı ulusal amblemi olan ve çoğu “Hırvat Spor Kulübü” olarak tanımlanan Hırvat takımları dışında geriye kalan takımlar “Boşnak” olarak biliniyor. Bu arada Hırvat takımlarının maddi olarak güçlü olduklarını, Sırp olarak bilinen takımların Sırbistan’da kadroya giremeyen futbolcuları kiralık oynatmak için getirmekte zorlanmadıkları biliniyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUpbHbw1pI/AAAAAAAAABk/ZhaF-mD5X7M/s1600-h/11mart2007+151.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUpbHbw1pI/AAAAAAAAABk/ZhaF-mD5X7M/s200/11mart2007+151.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131052896287250066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bosna futbolundaki tek ayrımın etnik temelli olduğu gibi bir düşünce yanıltıcıdır. Türkiye’deki Bizans-Anti-Bizans benzeri bir husumet BiH’te de yaşanıyor. Bosna liginde oligarşik bir yapılanmadan bahsedemesek de, kentler arasında, daha doğrusu Saraybosna ve diğer kentler arasında önemli bir husumetin varlığından bahsedebiliriz. Saraybosnalılar, başkent dışında kalan Bosna’yı &lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Palanka&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR"&gt; (Taşra) tanımıyla aşağılarken, taşrada yaşayan Bosnalılar ise gelişmiş Saraybosna’ya karşı pek de dostça duygular beslemiyorlar. Bu durum futbola da yansıyor. Özellikle Zenica’nın takımı Čelik ile Saraybosna takımları arasında oynanan maçlarda ölümle bile sonuçlanan kanlı çatışmalar çıkabiliyor. Hem Željo’nun hem de Čelik’in “Boşnak” olarak bilinen futbol takımları olduğunu da belirtmek gerekiyor. Mostar-Saraybosna ayrımı ise daha farklı bir karaktere sahip. İster Hırvat kimliğiyle bilinen Zrinjski olsun, isterse Boşnak kimliğiyle bilinen Velež olsun, Mostar takımlarının en önemli rakibi her zaman için Saraybosna takımları olmuş. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUqlnbw1rI/AAAAAAAAAB0/q3zuhVDBeGU/s1600-h/17mart2007+008.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUqlnbw1rI/AAAAAAAAAB0/q3zuhVDBeGU/s200/17mart2007+008.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131054176187504306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Saraybosna’da Željezničar ve Sarajevo arasındaki rekabet ise ne etnik kökenli, ne de kent-kır (taşra/çevre-merkez) kökenli. Yugoslavya’nın birçok kentinde “Željezničar” ismiyle kurulmuş spor kulüpleri bulabilmek mümkün. “Željezničar” güney Slav dillerinde “demiryolu” anlamına geliyor ve bizdeki Adana Demirspor, Ankara Demirspor ya da Eskişehir Demirspor benzeri takımların arasında en ünlüsü. Saraybosna’nın Grbavica mahallesinde 1921 yılında demiryolu işçileri tarafından kurulmuş olan &lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Željezničar&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR"&gt; kulübü. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce üstün teknik yeteneğe dayanan &lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Tuna Ekolü&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR"&gt;’nün temsilcisi olan Yugoslav futbolunun Tito dönemindeki patlamasından Bosna-Hersek de payını aldı. Üstün teknik kapasiteye futbolcuların artan kondisyonu ve modern antrenman yöntemleri ve yeni oyun taktikleri eklenince ortaya adeta bir “futbol fabrikası” çıkmıştı. Sosyalist dönemde Yugoslavya’nın her yerinde yeni spor kulüpleri açılmaya başlandı. Bunlardan biri de Sarajevo idi. Parti yöneticilerinin etkin olduğu bu süreçte 1946 yılında kurulan Sarajevo futbol kulübünün başarısı için atılan adımlardan ilki kentteki diğer takımın, yani Željezničar’ın en iyi oyuncularını Sarajevo saflarına katmak oldu. O günden beri mavi-beyazlı Željezničar’la, bordo-beyazlı Sarajevo arası pek de sıcak olmamıştır. Sarajevo Bosna’nın Yugoslav futbolundaki temsilcisi payesine erişmiş. Nitekim Sarajevonun iki, Željo’nun ise sadece bir tane Yugoslav ligi şampiyonluğu var. Bosna-Hersek liginde ise Željo üç kere Sarajevo ise sadece bir kere şampiyon olabilmiş. 1980’li yılların sonunda Yugoslavya’da kurulan taraftar grupları furyasına Bosna-Hersek’teki takımların taraftarları da katılmışlar. Hem Sarajevo taraftar grubu &lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Horde Zla&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR"&gt; (şeytanlar ordusu) hem de Željezničar taraftar grubu &lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Maniaki&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR"&gt; (çeviriye gerek görmüyoruz) 1987 yılında kurulmuş. Taraftar grupları kurulmadan önce Sarajevo taraftarları &lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Pitari, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Željezničar taraftarları ise &lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Košpicari &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span lang="TR"&gt;(okunuşu: koşpitsari) olarak anılırmış. Pitari “börekçi” anlamına geliyor. Yani börekçi dükkanı olan, geliri iyi, iyi model bir arabası, güzel bir evi olan anlamında kullanılıyor. Košpicari ise “çekirdekçi” demek. Bizdeki ”çekirdekçi” imajından farklı olarak, Košpicari ucuz spor giysilerle dolaşan, ufak tefek yasadışı işlerle yolunu bulmaya çalışan, ucuz olduğu için sürekli çekirdek çitleyen kişi anlamına geliyor. Günümüzde Sarajevo taraftarları için “pitari” hala kullanılsa da, Željezničar taraftarları için “košpicari” belki içerdiği olumsuz anlamdan dolayı, belki de artık Željezničar taraftarlarının Sarajevo taraftarlarına göre daha varlıklı ve eğitim düzeyi yüksek bir görünüm sunmasından dolayı pek rağbet görmüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUsVnbw1tI/AAAAAAAAACE/_CVHMCO-gdQ/s1600-h/18nisan2007+051.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUsVnbw1tI/AAAAAAAAACE/_CVHMCO-gdQ/s200/18nisan2007+051.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131056100332852946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Željezničar son yıllarda yaşadığı iktisadi kriz nedeniyle Bosna-Hersek ligindeki eski günlerini özlüyor. Sezonun ilk devresini sondan dördüncü sırada tamamlayan mavi-beyazlılar ikinci devrenin ilk maçında Posušje karşısında aldıkları 7-1’lik galibiyetin verdiği hırsla daha da yukarılara tırmandılar. Hatta Saraybosna derbisinde Sarajevo’nun stadı Koševo’da oynanan maçı Saraybosna’nın attığı son dakika golüyle kaybettiler. Fakat, Željo’nun son yıllardaki bu zayıf durumu Maniaki’yi etkilemiş görünmüyor, bilakis sanki takımları şampiyonluk mücadelesi veriyormuş gibi her maçta olanca güçleriyle desteğe devam ediyor. Hatta kimi zaman şampiyonluk mücadelesi veren ve bu yazı yayınlandığında büyük ihtimalle şampiyonluğunu ilan etmiş olan Sarajevo taraftarlarından bile daha büyük bir destek bulabiliyor Željo. Bunun en önemli sebebi Željo’nun taraftarlarına sadece futbol değil, Sarajevo’ya nazaran daha net bir kimlik vaat etmesi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUrT3bw1sI/AAAAAAAAAB8/VMHshrjDI0s/s1600-h/07nisan2007+001.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUrT3bw1sI/AAAAAAAAAB8/VMHshrjDI0s/s200/07nisan2007+001.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131054970756454082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Željezničar maçlarını Grbavica (Gırbavitsa) mahallesindeki aynı adlı stadyumunda oynuyor. Grbavica Stadyumu kentin en büyük ve önemli mahallelerinden birinin tam da ortasında yer almasıyla sadece maç saatlerinde değil, maç dışı günlerde ve saatlerde de stadyumun altında yer alan, market, hırdavat dükkanı, börekçi ve restoran gibi dükkanların varlığı sayesinde işlevselliğini koruyor. Dahası, stadyum apartman bloklarının tam da ortasında yer almasıyla mahalle sakinleri tarafından sahiplenilmiş durumda. Öte yandan, Sarajevo’nun maçlarını oynadığı 1984 Saraybosna Kış Olimpiyatları için inşa edilmiş olan Koševo ise kent merkezinden uzakta, maç saatleri dışında işlevsel olmayan bir konumda. Saraybosnalı gazeteci Senad Zaimović’in de tabiriyle, Sarajevo taraftarları Koševo’ya sanki tatile gidermiş gibi giderlerken, Željezničar taraftarları zaten gündelik yaşamlarında içselleştirdikleri bir stadyuma gitmiş oluyorlar. Mekan algılamasındaki bu farklılık, kimlik oluşumunda da etkisini gösteriyor. Bu arada, belirtmekte fayda var: Bizde olduğunun tersine, Saraybosna’da gündelik yaşamda takım kaşkollarıyla, formalarıyla ortalıkta dolaşan gençleri görmeniz neredeyse imkansız. Bunun nedeni, futbol taraftarlığına hemen hemen tüm Balkan ülkelerinde olduğu gibi Bosna-Hersek’te de hala “işsiz güçsüz, serseri takımı”nın uğraşı olarak bakma eğilimi hakim. Bu bakışın oluşmasında en büyük pay stadyumlarda yaşanan “ateşli” görüntüler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUtyHbw1wI/AAAAAAAAACc/t_ixvHhXC8Q/s1600-h/28nisan2007+085.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUtyHbw1wI/AAAAAAAAACc/t_ixvHhXC8Q/s200/28nisan2007+085.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131057689470752514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;24 Mart akşamı Oslo’daki Ullevaal Stadyumu Bosna-Hersek taraftarlarının meşale yağmuruyla adeta bir yangın yerine dönmüştü. Kameraların ara ara gösterdiği Norveçli taraftarlar yüzlerini ekşiterek bu barbarca görüntüye bakıyorlardı. İçlerinden geçeni okuyor gibiydim: “Allah’ın cezası Balkanlılar, burayı da memleketinize çevirdiniz!”. Oslo’daki olaylar kendiliğinden gelişmemişti. Maçın 35 dakika durmasını sağlayan ve NFSBiH’in protesto edildiği gösteri BH Fanaticos isimli bir taraftar grubu tarafından örgütlenmişti. Peki kimdir bu “BH Fanaticos”? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUtYnbw1vI/AAAAAAAAACU/2GoeL5F9ynw/s1600-h/23mayis2007+071.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUtYnbw1vI/AAAAAAAAACU/2GoeL5F9ynw/s200/23mayis2007+071.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131057251384088306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bosna-Hersek futbolunun en özgün yönlerinden birisi de İskoçya’dakine benzer bir şekilde ulusal takımın da taraftar grubuna sahip olması. BH Fanaticos’un kuruluşuna ön ayak olanlar genelde diasporadaki Bosnalılar. Savaş sırasında göç etmiş olan Bosnalılar’ın çekirdeğini oluşturduğu BH Fanaticos’un, çoğu İskandinav ülkelerinde olmak üzere, birçok ülkede yıllık aidatını düzenli olarak ödeyen toplam 3000 kadar üyesi var. Bu üyelerin sadece 370’i Bosna-Hersek’ten ve öğrendiğimiz kadarıyla geçtiğimiz ay içinde Saraybosna’da antropolojik araştırma yapmaya gelen bir Türk akademisyen aidatını ödeyip üye olmuş gruba. BHF’nin yönetimi İsveç’te. BHF Bosna sorumlusu Dişçilik Fakültesi öğrencisi Nizar Altinawi bu durumun Bosna’daki BHF üyeleri için bir rahatsızlık yaratmadığını, işbölümünün çok iyi yapıldığını, taraftar gruplarındaki genel görünümün aksine BHF üyelerinin eğitim seviyelerinin yüksek olduğunu ve bu tarz sorunların gruplarında olmadığını belirtiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;2000 yılında kurulan BH Fanaticos özellikle Bosna-Hersek ulusal takımının yurtdışındaki maçlarında oldukça etkin. Nizar sadece yakın ülkelerdeki maçlara Bosna’dan katılım olduğunu belirtiyor. Örneğin Kişinev’deki Moldova maçına sadece Bosna’daki BHF üyeleri gitmiş. Moldova deplasmanının masraflarının yarısı diaspora tarafından karşılanmış. BHF’nin iktisadi açıdan işleri sıkı tuttuğu her halinden belli. Öyle ki, 22 Nisan 2007’de Saraybosna’da "Ljubica Ivezić" yetimhanesinde çıkan ve beş bebeğin hayatını kaybettiği yangın BHF’yi harekete geçirmiş. Şu sıralar yetimhaneye yardım toplamakla meşguller.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUsuHbw1uI/AAAAAAAAACM/dkelcLspoa8/s1600-h/21nisan2007+055.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUsuHbw1uI/AAAAAAAAACM/dkelcLspoa8/s200/21nisan2007+055.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131056521239647970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Saraybosnalı gazeteci Boro Kontić BHF’nin özellikle diasporadaki Bosnalı gençler için bir kimlik göstergesi olduğunu, kendilerini anavatana bağlayan bir araç olduğunu söylüyor. BHF sadece Boşnakları kapsamıyor. Üyeler arasında Bosnalı Sırp ve Hırvatlar da var. Fakat, şunu da eklemek gerekiyor: BHF’ye Bosna-Hersek’teki Sırp Cumhuriyeti’nden (RS) katılım yok. BHF’deki Sırplar Saraybosna, Tuzla, Zenica gibi Bosna-Hersek Federasyonu içinde yer alan bölgelerden geliyorlar. BHF sadece yurtdışında BiH ulusal takımı için verdiği destekle değil, NFSBiH ile yıldızının bir türlü barışmamasıyla dikkat çekiyor. www.bhfanaticos.com sitesinde yayınladıkları “Rat Savezi” (NFSBiH’e Savaş) başlıklı manifestoda da bunu açıkça ifade ediyorlar ve NFSBiH’in baştan aşağı yenilenmesini temel amaçları olarak ortaya koyuyorlar. Bunun için temel gerekçeleri ise şu anda NFSBiH’in yöneticilerinin siyaset kökenli olduğu, hiçbirinin futbol kökenli olmadığı. Dahası, NFSBiH yöneticilerini ulusal takımda oynayan futbolculardan haraç almakla suçluyorlar. Aynı nedenden dolayı şu anda BiH’in yurtdışındaki futbolcularından bir kısmı ulusal takımda oynamayı reddediyor. Nizar futbolu bırakan Elvir Boliç’i menejer, Barbarez’i ise teknik direktör olarak görmek istediklerini söylüyor. Özellikle Barbarez sadece BHF üyeleri arasında değil, Bosna’daki tüm futbolseverler tarafından ilah olarak görülüyor. Mostarlı olan ve Sırp-Boşnak bir aileden gelen Barbarez sadece oynadığı futbolla değil, Bosna’ya kendini adamış olmasıyla da taraftarların gönlünde taht kurmuş durumda. NFSBİH’in başkanlık divanının Yunanistan’a 0-4’ lük kaybedilen maç sonrasında “Ama 250.000 Avro para kazandık” şeklinde açıklama yapan Boşnak üyeye, BiH ulusal takımını sadece Türkiye’ye karşı oynadığı maçta destekleyeceğini söyleyen Sırp üyeye, Dünya kupasında ailece bayrak ve formalarla Hırvatistan ulusal takımını desteklemekten ve bunu kamuya göstermekten çekinmeyen Hırvat üyeye sahip olduğunu düşünürsek “adanmışlık” Bosnalı taraftarlar için oldukça önemli. “Frenkie &amp;amp; King Mire” tarafından seslendirilen ve BHF marşı olarak adlandırabileceğimiz “Rat Savezu” başlıklı şarkıda da belirtildiği gibi: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;            Kraljice Bosno nemoj se vise bojat'&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0" style="margin-left: 36pt;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;(Bosnam, kraliçem, korkma artık)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0" style="margin-left: 36pt; text-indent: 0cm;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;mi smo tvoj stit i necemo te prodat'&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0" style="margin-left: 36pt;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;(Senin koruyucu kalkanınız ve seni satmayacağız)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Oslo’da çıkan olaylar sonrasında NFSBiH 36,600 Avro tutarında bir ceza aldı. Bosna-Hersek’in bundan sonraki ilk maçı Türkiye ile. Nizar bireysel olarak bu maça geleceklerini ama BHF olarak maçı boykot edeceklerini belirtiyor. Maçı kim kazanır diye soruyorum. “Bizim kazanmamız lazım Türkiye ile beraber gruptan çıkabilmemiz için” diyor. BHF üyesi olan bir TC vatandaşı olarak maçı zaten “bizim” kazanacağımızı bilerek gülümsüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUk2Hbw1mI/AAAAAAAAABM/0Vf_rb7xOpI/s1600-h/28nisan2007+037.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUk2Hbw1mI/AAAAAAAAABM/0Vf_rb7xOpI/s400/28nisan2007+037.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131047862585579106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yazının "pdf" (acrobat reader) formatlı "taslak" halini görmek için:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="ANAMETN0"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/68617481/bosna.pdf"&gt;http://rapidshare.com/files/68617481/bosna.pdf&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span  lang="TR" style="font-family:Verdana;"&gt;(siteyi açtıktan sonra gelen sayfanın en sonundaki “free” kısmını tıklayın. Yeni açılan sayfada hiçbir yere dokunmadan yaklaşık bir dakika bekleyin. Yeni açılan sayfada “here” yazan yere yukarıdaki harf ve rakamlardan oluşan kodu yazın ve yanındaki tuşa tıklayın.)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-731531866094797029?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/731531866094797029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=731531866094797029' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/731531866094797029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/731531866094797029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2007/11/bosnada-iler-kark.html' title='BOSNA’DA İŞLER KARIŞIK'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUl53bw1nI/AAAAAAAAABU/jgchcKSI3hk/s72-c/01mart2007+004.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8095137893203314606.post-1068692931169741633</id><published>2007-11-10T05:08:00.000+02:00</published><updated>2007-11-16T22:11:05.139+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bosna Futbolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='antropoloji'/><title type='text'>NEDEN "BOSNA FUTBOL KÜLTÜRÜ"?</title><content type='html'>&lt;p class="ANAMETN0" style="text-indent: 0cm;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;Bu blog Şubat 2007 tarihinden bu yana &lt;/span&gt;“Kültürel Farklılıkların Oluşmasında Bir Etken Olarak Futbol Taraftarlığı: Saraybosna’da FK Sarajevo ve NK Zeljeznicar Örneği”&lt;span style="" lang="TR"&gt; başlıklı alan araştırması için Saraybosna’da yaşayan bir antropologun Bosna’daki futbol kültürüne dair izlenimlerinden oluşmaktadır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN0" style="text-indent: 0cm;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUhc3bw1kI/AAAAAAAAAA8/5qwV2wfGNbU/s1600-h/02haziran2007%2B052.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUhc3bw1kI/AAAAAAAAAA8/5qwV2wfGNbU/s400/02haziran2007%2B052.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131044130258998850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Acaba bir insan neden antropolog olur, antropolog olduktan sonra neden “futbol kültürü”ne ilgi duyar? Bunun da ötesinde bir insan neden illa ki Bosna-Hersek’teki futbol kültürünü araştırmak için onca yol tepip, başka bir ülkeye gelir, üşenmeyip bir de o ülkedeki futbol kültürünü dair bir “blog” açar? Eğer merak ederseniz aşağıda yazılanları okuyun, veya hemen blogda yazılanlara bir göz atın. Belki de merakınızı uyandıracaktır blogda yazılanlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="ANAMETN0" style="text-indent: 0cm;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;Serde “akademi” olduğuna göre ilk önce “kültür” kavramını açarak biraz sıkıcı bir giriş yapayım:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="ANAMETN0" style="text-indent: 0cm;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Nasıl ki sosyoloji (toplumbilim) toplumsal olay ve olgularla, iktisat bilimi üretim ve dağıtımla, siyaset bilimi iktidar ilişkileriyle falan ilgileniyorsa, insan anlamına gelen “antropo” ve bilim anlamına gelen “logos” sözcüklerinden oluşan antropoloji bilimi için de merkezi kavram “kültür”dür. Latince tarım anlamına gelen “cultura” sözcüğünden türeyen “kültür” kavramının genel olarak kabul gören en kısa tanımı “Bir toplum –ya da topluluk- üyesi olan insanların sahip oldukları, düşündükleri ve eyledikleri her şey”dir. Yani insana dair ne varsa “kültür” kavramı dahilindedir. Kültür, genel kanının aksine sadece okumuş yazmış, üniversite eğitimi almış, operaya giden insanlara ait bir şey değildir. Herkesin, her toplumun ve topluluğun kendine ait bir kültürü vardır. Kültür; öğrenilen, paylaşılan, yeniden üretilen, sembolik anlamları olan bir şeydir. Kültürün bir özelliği ise genel anlamları ve alanları olduğu kadar “özel” alan ve anlamlara da sahip olmasıdır. Örnek vermek gerekirse; esnaf kültürü, Aborijin kültürü, Rock kültürü, mahalle kültürü, vs.. Futbol kültürü de bunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Futbolun nasıl da kendine has, özel bir kültüre sahip olduğunu anlayabilmemiz için futbolun tarihine bakmamız kâfi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Elbette ki, futbolun tarihine, yani topu ayakla oynamanın tarihine baktığımızda M.Ö. 2600’lü yıllarda –yani günümüzden en az 4600 yıl önce- Çin’de oynanan &lt;i&gt;ts’u kü’&lt;/i&gt;ye&lt;i&gt; &lt;/i&gt;(Ts’u=oynamak, kü=ayak) benzeyen başka oyunların da dünyanın çeşitli yerlerinde oynandığını görürüz. Fakat, futbolun beşiği dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk ülke İngiltere’dir. Bunun nedeni ise, İngiltere’nin çağdaş futbolun kurallarının yazıldığı ülke olmasıdır. Bunun “Sanayi Devrimi”nin gerçekleştiği bir ülkede olması ise elbette ki tesadüf değildir. Her şeyin artık adeta fabrikanın çarkları gibi işlediği bir dönemde futbol “oyununun” sanayi devriminin “modernizm” kültüründen uzak durması elbette ki kaçınılmazdı. Sanayileşmenin dünya ölçeğinde yayılmasıyla “futbol” da bundan nasibini aldı. Nitekim, ister sömürgecilikle, ister ticaretle olsun, İngilizlerin beraberlerinde götürdükleri en önemli kültürel öğe de “futbol”du. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Nasıl ki futbol dünyaya İngiltere’den yayıldıysa, gittiği her yerde bulunduğu bölgenin kültürel özelliklerini de içine sindirmeye başladı. Brezilya tarzı, Afrika tarzı, İtalyan tarzı ve hatta Tuna tarzı ve benzeri bölge isimleriyle anılan futbol tarzları ortaya çıktı. Dikkat ettiyseniz yavaş yavaş lafı döndürüp dolandırıp “buralara” getiriyorum. Tuna ekolünün etkin olduğu ülkelerden biri de Bosna-Hersek. O kadar ”futbol kültürü” varken, o kadar ülke varken, hadi madem Balkanlar’a dair “özel” bir ilgi ve alakamız var, peki neden Bosna-Hersek?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bosna-Hersek’te araştırma yapmaya gelen herkesin –istisnai durumlar dışında- araştırma konusu genel olarak savaş sonrası toplumsal ilişkiler, etnik çatışmalar ve benzeri konulardır. Hatta öyle ki, bir sosyal bilimci bu konular üzerine bir çalışma yapmayacaksa, araştırması için kaynak bulması çok zordur. Halbuki, savaştan bu yana on iki sene geçti ve her ne kadar bölgeyi satranç tahtası olarak gören Batılı ülkelerin nüfuzları sayesinde “savaş”ın etkileri bir şekilde devam etse de burada yaşayan insanların gündelik yaşamlarında çok farklı dinamikler deolabilir. İşte, Bosna’da alan araştırması yapan bu antropolog da “futbol” üzerinden bu dinamikleri incelemeye karar verdi ve zor da olsa TÜBİTAK’tan bu araştırma için burs sağlayarak Bosna yollarını tuttu. Elbette ki, neden “futbol” sorusunu açıklamama gerek yok sanırım. Ayağıma bir top, ya da ezilmiş bir konserve kutusu, ya da bir çam kozalağı atın ve futbol yetenekleri bu derece kısıtlı bir insanın buna nasıl tepki verdiğini görün. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ANAMETN" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bosna’da alan araştırması yapan bir akademisyen olarak akademinin dar bölgesinden zaman zaman çıkıp daha eğlenceli ve gündelik mecralarda gezinme hevesim de bu bloğu oluşturmaktaki temel amacım. Saklım gizlim yok: Bloğa yazacağınız eleştiriler, notlar ve benzeri katkılar sizi her an bir antropologun araştırma nesnesi haline düşürebilir. :) Bir de tabii ki bir şekilde bu güzel ülkenin sadece savaşla, kanla ve vahşetle anılmasına daha fazla tahammül edemiyorum. Belki bu blog bu tahammülsüzlüğümü paylaşabileceğim mütevazı bir vaha da olabilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8095137893203314606-1068692931169741633?l=bosnafutbolkulturu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/feeds/1068692931169741633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8095137893203314606&amp;postID=1068692931169741633' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/1068692931169741633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8095137893203314606/posts/default/1068692931169741633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com/2007/11/neden-bosnada-futbol-kltr.html' title='NEDEN &quot;BOSNA FUTBOL KÜLTÜRÜ&quot;?'/><author><name>Dirim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14073906077708433371</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_nuT6Xaa5aew/RzUhc3bw1kI/AAAAAAAAAA8/5qwV2wfGNbU/s72-c/02haziran2007%2B052.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry></feed>
